ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

80 - EBÛ MİDYEN MAĞRİBÎ (Rahmetullahi Aleyh)

BİLSE BİLSE, O BİLİR

 

Hadîste buyuruldu: “Bir mü’min vefât etse,

Cennetin bir yarısı verilir o kimseye.”

 

Bu hadîsi, bir yerde, ilim talebeleri,

Okudular ise de, anlamadı hiç biri.

 

Dediler: “Bu hadîste anlatılmak istenen,

Nedir acep, biz bunu anlamadık yakînen.

 

Meselâ iki mü’min, şu an ölmüş olsalar.

"Cennetin tamâmı"nı, onlar mı paylaşırlar?

 

Bundan böyle anlamak, pek de uygun değildir.

Öyleyse bu hadîsin mânâsı peki nedir?

 

Sâdece "Ebû Midyen" tam cevap verir buna,”

Diyerek, hepsi kalkıp gittiler huzûruna.

 

Lâkin onlar sormadan, buyurdu: “Hoş geldiniz.

O hadîs-i şerîfi çok mu merak ettiniz?

 

 Orada kastedilen mânâ-yı aslî şudur:

“Kul, kendi Cennetinin yarısına kavuşur.”

 

Yâni mü’min ölüp de, girer girmez kabire,

Bir “Pencere” açılır Cennetinden o yere.

 

Kabrinden, Cennetini seyre dalar, sevinir.

Oradan “Sergi” gelip, mezarına serilir.

 

Sonra, “Güzel kokular” yayılır mezarına.

Bu, kavuşmak demektir Cennetin yarısına.

 

Diğer yarısı dahî, Mahşer, Hesap ve Mîzân,

Ve Sırat’ı geçince, edilir ona ihsân”

 

Onlar bunu duyunca, hayrette kaldı hepsi.

Artık geri dönmeyip, oldular talebesi.

 

Evliyâdan biri de, şeytânı gördü bir an.

Sordu: “Ebû Midyen’le, nasıldır senin aran?”

 

Dedi: “Ondan korkarım, herkesten daha fazla.

Zîrâ hiç işletemem bir günâh ona aslâ.

 

Verecek olsam bile bir vesvese ona ben,

“Deryâya bevl etmeye” benziyor o da aynen.

 

Nasıl kirlenmez ise okyânus bir "bevl" ile,

Onun nûrlu kalbi de, kirlenmez işte böyle.

 

Vesvesem, hiç kalıyor onun kalbi yanında.

Deryâda damla gibi, kayboluyor ânında.”

 

"Ebû Midyen" buyurdu: “İlim, bir ganîmettir.

Hiç günâh işlememek, hakîkî âfiyettir.

 

Sükût eden kurtulur, konuşan ziyân eder.

Zîrâ konuşmak değil, susmaktır asıl hüner.

 

İnsanlardan bekliyen, bulamaz aslâ huzûr.

Zîrâ o da nihâyet, kendi gibi bir kuldur.

 

Kuldan değil, “Allah”tan istemeli ki insan,

O, sonsuz rahmetinden, herkese eder ihsân.

 

Kim almayı, vermekten görürse daha tatlı,

Bu yolda bulunmaya, olamaz liyâkatlı.

 

Fakirliğin, bir nûru vardır ki kendine has,

Gizlendikçe durur hep, açıklayınca kalmaz.

 

Velî” tanınan biri, terk etse bir edebi,

Ondan kaçmalıdır ki, zarar verir sohbeti.

 

Az da olsa, nefsine uyarsa biri şâyet,

O, nefsine esirdir, değildir hür ve serbest.

 

Dînin emrine uymak, “Tam huzûr”u bulmaktır.

Dinden yüz çevirmekse, ateşle oynamaktır.”  

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan