|
80 - EBÛ MİDYEN MAĞRİBÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
SAKIN ONU BOŞAMA!
Bir kimse var idi ki,
onun talebesinden,
Bir gün, çok sinirlendi
zevcesine bir şeyden.
Ve onu boşamaya, karar
verdi pek kesin.
Sabah da, medreseye
çıkıp gitti ders için.
O içeri girince, üstâdı
Ebû Midyen,
Buyurdu ki:
“Zevceni boşama sakın
hemen.”
Talebe çok şaşırıp, arz
etti ki: “Efendim,
Ben bu meselemizi,
kimseye söylemedim.”
Buyurdu:
“Sen kimseye söylemedin
ise de,
Bu, açıkça yazılı
giydiğin elbisede.
Oradan okuyarak, vâkıf
oldum buna ben.
Lâkin öyle kızıp da,
boşama onu hemen.”
Bir gün de bu büyük zât,
bir yoldan gidiyordu.
Bir "arslan"ı
gördü ki, bir "merkeb"i
yiyordu.
Sâhibi de, uzaktan
seyrediyordu bizzât.
Mâni olamıyordu zavallı
buna fakat.
"Ebû Midyen Magribî",
gördü bu hâdiseyi.
Çok üzülüp, yanına
çağırdı o kimseyi.
Buyurdu:
“Şu arslanın, git tut da
kulağından,
Götür, merkep yerine,
artık hep onu kullan.”
“Ben korkarım” deyince,
buyurdu:
“Korkma aslâ.
Götür bak, hizmet eder o
sana daha fazla.”
Adam “Peki” diyerek,
yanına yaklaştı ve,
Üzerine binerek, ayrılıp
gitti eve.
“Muhyiddîn-i Arabî”
anlatır ki: Bir kere,
Bir arkadaşım ile,
gittik dağlık bir yere.
O dağda, karşımıza çıktı
koca bir “Yılan”.
Konuşacakmış gibi, bize
baktı bir zaman.
Biz ona selâm verdik, o
cevap verdi bize.
Sonra da suâl etti:
“Neredensiniz?”
diye.
Biz “Endülüs” deyince,
sordu “Ebû Midyen’i.
Dedi:
“Halk biliyor mu bu
zâtın kıymetini?”
Dedik: “Çok var ise de
kıymetini bilenler,
Çıkıyor ara sıra, şöyle
böyle diyenler”.
Dedi ki:
“Şaşıyorum ben şu
Âdemoğluna.
Halbuki evliyâlık
bahşetti Allah ona.
Cümle hayvanlar bile,
eğerken ona boyun,
O, nasıl insandır ki,
kadrini bilmez onun?”
Nasîhat istemişti bir
kişi kendisinden.
Buyurdu: “Emîn olma, "küfür"
tehlikesinden.
Nasıl bir kelimeyle
girilirse "îmân"a.
Yine, bir kelimeyle
çıkabilir, aman hâ!
Bundan korunmak için,
bir müslümân, en evvel,
"Küfrü mûcip" şeyleri,
öğrenmeli mükemmel.
Rabbimiz, bu îmânı
bizlere etti ihsân.
Cennete, bu îmânla
gidecek cin ve insan.
"Îmân nîmeti"
için, şükrederiz Allaha.
Zîrâ bundan kıymetli bir
nîmet olmaz daha.”
Biri dahî nasîhat istedi
kendisinden.
Buyurdu ki: “Evlâdım,
emîn olma "nefsin"den.
Zîrâ o, düşmânındır,
aldanma ona sakın.
Hattâ o, özellikle
düşmânıdır Allahın.
Dünyâ'da, ondan ahmak
bir varlık yoktur daha.
Ona aldanan kimse,
erişemez felâha.” |