ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

80 - EBÛ MİDYEN MAĞRİBÎ (Rahmetullahi Aleyh)

SAKIN ONU BOŞAMA!

 

Bir kimse var idi ki, onun talebesinden,

Bir gün, çok sinirlendi zevcesine bir şeyden.

 

Ve onu boşamaya, karar verdi pek kesin.

Sabah da, medreseye çıkıp gitti ders için.

 

O içeri girince, üstâdı Ebû Midyen,

Buyurdu ki: “Zevceni boşama sakın hemen.”

 

Talebe çok şaşırıp, arz etti ki: “Efendim,

Ben bu meselemizi, kimseye söylemedim.”

 

Buyurdu: “Sen kimseye söylemedin ise de,

Bu, açıkça yazılı giydiğin elbisede.

 

Oradan okuyarak, vâkıf oldum buna ben.

Lâkin öyle kızıp da, boşama onu hemen.”

 

Bir gün de bu büyük zât, bir yoldan gidiyordu.

Bir "arslan"ı gördü ki, bir "merkeb"i yiyordu.

 

Sâhibi de, uzaktan seyrediyordu bizzât.

Mâni olamıyordu zavallı buna fakat.

 

"Ebû Midyen Magribî", gördü bu hâdiseyi.

Çok üzülüp, yanına çağırdı o kimseyi.

 

Buyurdu: “Şu arslanın, git tut da kulağından,

Götür, merkep yerine, artık hep onu kullan.”

 

“Ben korkarım” deyince, buyurdu: “Korkma aslâ.

Götür bak, hizmet eder o sana daha fazla.”

 

Adam “Peki” diyerek, yanına yaklaştı ve,

Üzerine binerek, ayrılıp gitti eve.

 

Muhyiddîn-i Arabî” anlatır ki: Bir kere,

Bir arkadaşım ile, gittik dağlık bir yere.

 

O dağda, karşımıza çıktı koca bir “Yılan”.

Konuşacakmış gibi, bize baktı bir zaman.

 

Biz ona selâm verdik, o cevap verdi bize.

Sonra da suâl etti: “Neredensiniz?” diye.

 

Biz “Endülüs” deyince, sordu “Ebû Midyen’i.

Dedi: “Halk biliyor mu bu zâtın kıymetini?”

 

Dedik: “Çok var ise de kıymetini bilenler,

Çıkıyor ara sıra, şöyle böyle diyenler”.

 

Dedi ki: “Şaşıyorum ben şu Âdemoğluna.

Halbuki evliyâlık bahşetti Allah ona.

 

Cümle hayvanlar bile, eğerken ona boyun,

O, nasıl insandır ki, kadrini bilmez onun?”

 

Nasîhat istemişti bir kişi kendisinden.

Buyurdu: “Emîn olma, "küfür" tehlikesinden.

 

Nasıl bir kelimeyle girilirse "îmân"a.

Yine, bir kelimeyle çıkabilir, aman hâ!

 

Bundan korunmak için, bir müslümân, en evvel,

"Küfrü mûcip" şeyleri, öğrenmeli mükemmel.

 

Rabbimiz, bu îmânı bizlere etti ihsân.

Cennete, bu îmânla gidecek cin ve insan.

 

"Îmân nîmeti" için, şükrederiz Allaha.

Zîrâ bundan kıymetli bir nîmet olmaz daha.”

 

Biri dahî nasîhat istedi kendisinden.

Buyurdu ki: “Evlâdım, emîn olma "nefsin"den.

 

Zîrâ o, düşmânındır, aldanma ona sakın.

Hattâ o, özellikle düşmânıdır Allahın.

 

Dünyâ'da, ondan ahmak bir varlık yoktur daha.

Ona aldanan kimse, erişemez felâha.”

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan