ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

80 - EBÛ MİDYEN MAĞRİBÎ (Rahmetullahi Aleyh)

NE OLDU,  ANLAMADIK

 

Bir gün, müslümânlarla frenkler, bir mahalde,

Savaşa tutuşmuştu, bir aylık uzak yerde.

 

Frenklerin kuvveti, üstündü mü’minlerden.

Gâlip geliyorlardı savaşta bu sebepten.

 

Lâkin savaşırlarken o yerde iki ordu,

O anda “Ebû Midyen”, Fas’ta bulunuyordu.

 

Birden çıktı dışarı kılıcını çekerek.

Başladı savurmaya, ediyordu sanki "cenk".

 

Sanki düşmân askeri var idi de karşıda,

Kelleler düşüyordu, her kılıç sallayışta.

 

Bir müddet, öyle kılıç sallayıp, sonra durdu.

Dedi: “Elhamdülillah, frenkler mağlûb oldu.”

 

Dediler ki: “Efendim, ne oldu, anlamadık.

Niçin savaşır gibi yaptınız bir aralık?”

 

Buyurdu: “Filân yerde, bir savaş vardı şu an.

Çok şükür gâlip geldik, küffâr oldu perîşân.”

 

Aradan bir ay geçti, döndüler mücâhitler.

Hemen Ebû Midyen’in huzûruna geldiler.

 

Dediler ki: “Efendim, tam mağlûb oluyorduk.

O anda, en ön safta bakınca, sizi bulduk.

 

Sizin gayretinizle, biz de coştuk o ara.

Allahın yardımıyle gâlip geldik onlara.”

 

Halbuki bu iki yer arasında, o zaman,

Bir aylık” bir mesâfe var idi en azından.

 

Bir gün de, ahbâbıyla evde oturuyordu.

Başını öne eğmiş, tefekkür ediyordu.

 

Bir ara, seslendi ki başını kaldırarak:

“Ben dahî onlardanım, öyledir, doğru elhak!”

 

Ordakiler, hiçbir şey anlamadılar bundan.

Dediler ki: “Efendim, nedir o doğru olan?”

 

Buyurdu: ("Abdülkâdir Geylânî", şu sâatta,

Şöyle buyurdular ki, bir kürsîde Bağdat’ta:

 

“Benim iki ayağım, bu devirde bulunan,

Evliyânın boynunun üzerindedir el’an.”

 

Onun bu kelâmını duydum da biraz önce,

Doğru söylediğini, tasdîk ettim hemence.”

 

O günün târihini, bir tarafa yazdılar.

Sonra, bunu Bağdat’tan sorup araştırdılar.

 

Ve tesbît ettiler ki, gerçekten "Gavs-ül âzam",

Aynı gün ve sâatte buyurmuş böyle kelâm.

 

Buyurdu: (Kul odur ki, büküktür boynu dâim.

Der ki: “Bu günâhlarla n’olacak benim hâlim?”

 

Bu düşünce içinde, hayâ eder Allah’tan.

Allah korkusu” ile, kaçınır her günâhtan.

 

Ömür sermâyesini, boş geçirmez o aslâ.

Sarılır ibâdete, hizmet eder ihlâsla.

 

"İyi amelleri"ni unutur, hâtırlamaz.

Lâkin "günâhları"nı, bir an bile unutmaz.

 

Unutur, kendisine yapılan "eziyyet"i.

Ve lâkin hiç unutmaz, "ölüm" ve "âhiret"i.)

 

Buyurdu: ("İnsanlara hizmet" de ibâdettir.

Yalnızlıkta şöhret var, bu da büyük âfettir.

 

Hak aşığı olan kul, çekilmez bir kenara.

Bütün gayreti ile, hizmet eder kullara.

 

İnsanlar, gürûh gürûh “Ateş”e giderken hep,

Onları kurtarmaktan, mühim iş var mı acep?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan