ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

80 - EBÛ MİDYEN MAĞRİBÎ (Rahmetullahi Aleyh)

KERÂMET SÂHİBİYDİ

 

Asıl adı “Şuayb bin Hasen” ise de, ancak,

Ebû Midyen Mağribî” denir lakab olarak.

 

Endülüs’te doğdu ve hep Fas’ta sürdü hayat.

Binyüzdoksanyedi’de, orada etti vefât.

 

İlmi, “Ebû Ya’zî”den aldı daha ziyâde.

Sonra “Gavs-ül âzam”dan etti çok istifâde.

 

Mâlikî mezhebinde, bir fıkıh âlimiydi.

Muhyiddîn-i Arabî”, onun talebesiydi.

 

Diğer ilimlerde de mâhir idi çok yine.

İnsanlar, akın akın gelirdi sohbetine.

 

İnce, kibar ve zarîf, mütevâzı idi hem.

Kerâmetler sâhibi bir zât idi mükerrem.

 

Âlimler, edeb ile otururdu önüne.

İlim, hikmet saçardı hep onların gönlüne.

 

Bereketlenmek için, o devirde insanlar,

Bu zâta el sürmeyi bilirlerdi büyük kâr.

 

Biri sordu: “Efendim, İnsanlar böyle size,

Yapınca, kibir ucub gelmez mi nefsinize?”

 

Buyurdu: “Asırlardır peygamberler, velîler,

Hacer-ül esved’e de, böyle hep el sürerler.

 

Nasıl gelmiyor ise ona ucub ve kibir,

Bizim durumumuz da, aynen bunun gibidir.”

 

Bir deniz sâhilinde dururken bu büyük zât,

Bir düşmân gemisi de, yanaştı tam o sâat.

 

Müslümân esirlerle dolu idi gemi de.

İnip, esir aldılar bu büyük "Velî"yi de.

 

Sonra da dediler ki: “Yola devam edelim.”

Ve lâkin gemileri, yürümedi bir milim.

 

Çok uğraştılarsa da gemiyi yürütmeye,

Fakat gemi, “Mıh gibi” çakılmıştı o yere.

 

Zâlimler, anladılar hemen hatâlarını.

Ve serbest bıraktılar bu “Allah adamı”nı.

 

Lâkin o buyurdu ki: “Esirleri kâmilen,

Serbest bırakmazsanız, ben de çıkmam gemiden.”

 

Zâlimler baktılar ki, yok başka çâreleri.

Bıraktılar bilcümle müslümân esirleri.

 

En son “Ebû Midyen” de çıkar çıkmaz gemiden,

Başladı harekete gemileri yeniden.

 

O, bir gün buyurdu ki: (İşin başı, muhabbet.

Allah adamları”nı sevmeye edin gayret.

 

Onların hürmetine, yağıyor yağmur ve kar.

Onların kalplerinden, kalplere "feyiz" akar.

 

"Muhabbet" bağı ile akıp gelir feyiz, nûr.

Feyzin miktârı ise, bu sevgi kadar olur.

 

Onlara, ne kadar çok beslenirse muhabbet,

Kalbe, o kadar fazla akar feyiz, bereket.

 

Muhabbet az olsa da, o feyiz yine akar.

Yeter ki, o zâtlara olmasın kalpte "inkâr". 

 

Eğer inkâr var ise, o feyiz gelmez olur.

Zîrâ buyuruldu ki: “İnkâr eden, mahrûmdur”.

 

Tanımamış olsa da o "Velî"yi birisi,

Az da olsa, feyzinden olur istifâdesi.

 

Lâkin onu severse, daha çok faydalanır.

Çünkü feyzin miktârı, muhabbete bağlıdır.) 

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan