|
79 - HAZRET-İ BERK (Rahmetullahi
Aleyh)
İŞİ GECİKTİRMEYİN
Şam şehrinde yetişen
büyük bir evliyâdır.
Şaşılacak yüzlerce
kerâmetleri vardır.
"Güzel ahlâk"
sâhibi, üstün bir velî
idi.
Herkesce sevilir ve çok
hürmet edilirdi.
Bir gün Şam’ın kadısı,
binerek hayvanına,
Bir yerden geçer iken,
rastladı birden ona.
Gördüğü manzarayla,
şaşkına döndü o an.
Hayvanını durdurup, ona
baktı bir zaman.
Zîrâ "hazret-i Berk"in
hâli çok mânidârdı.
Bir elinde kalın ve
büyük bir “Sopa”
vardı.
Bir “Hırka”
duruyordu önünde hem o
zaman.
O hırkaya, şiddetle
vuruyordu durmadan.
Her vuruşta, hırkadan "kanlar"
fışkırıyordu.
Vurdukça çıkan kanlar,
etrâfa sıçrıyordu.
Sanki harb ediyordu
düşmânla hazret-i Berk.
Kendinden geçiyordu, “Allah
Allah!” diyerek.
Hayretten donakaldı o an
kadı efendi.
O hal sona erince,
yaklaşıp suâl etti.
Dedi ki:
“Ey efendim, ne idi o
hâliniz?
Hikmetini, bana da
lütfen söyler misiniz?”
Buyurdu: “Kâfirlerle,
mü’minlerden bir ordu,
Falan yerde tutuşmuş,
çetin harb ediyordu.
Mü’minler zaîf idi,
yardım ettim onlara.
Çok şükür müslümânlar,
gâlip geldi küffâra.
Eğer yetişmeseydim
yardımına onların,
Hezîmeti olurdu bu harp
müslümânların.
Kâfirlerin halleri çok
fenâdır şu anda.
Ve küffâr kanlarıydı, o
fışkıran kanlar da.”
Şam kadısı duyunca, "hazret-i
Berk"ten bunu,
Anladı, bu kimsenin hal
ehli olduğunu.
O günün târihini, not
etti bir kenara.
Müslümânlar dönünce,
sordu bunu onlara.
Onlar da, hâdiseyi
şöylece anlattılar:
Dediler: “Kuvvetliydi
kat be kat bizden onlar.
Mağlûb oluyorduk ki
neredeyse küffâra,
Havada, çok heybetli bir
zât gördük o ara.
Elindeki sopayla,
düşmâna vurdu, vurdu.
Vurdukça, küffâr kanı
etrâfa sıçrıyordu.
Onun yardımı ile,
küffâra gâlip geldik.
Lâkin o zât kim idi, onu
hiç bilemedik.”
Şam kadısı dedi ki:
“O, hazret-i Berk idi.
Size, tâ Şam şehrinden
yardıma gelmiş idi.”
Derdi ki: “Ey insanlar,
sakın gaflet etmeyin.
"Tövbe" ve "istiğfâr"ı,
bir an geciktirmeyin.
"Sonra tövbe ederim”
derseniz bu gün eğer,
Nasîb olmıyabilir, ânî
gelir eceller.
İşi, biraz sonraya
bırakmayın ki aslâ,
Böyle geciktirenler,
pişmân olur pek fazla.
Zîrâ buyurmuştur ki bir
gün Nebiyyi zîşân:
“Sonraya bırakanlar
elbette eder ziyân”.
Aklı olan, dünyâ'da,
gelmeden henüz ecel,
"Ölüm" ve "âhiret"e
hazırlanır mükemmel.
Bilir ki dünyâ fânî,
ebedîdir âhiret.
Esas “Âhiret için”
gösterir sa’y-ü gayret. |