ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

76 - VEYSEL KARÂNÎ (Rahmetullahi Aleyh)

GECELERİ UYUMAZDI

 

Rebî’ der ki: “Üveys”i, gittim bir gün görmeye.

Sabahı kılıyordu, başladım beklemeye.

 

"Tesbîh"ini bitirip, "duâ" etti çok uzun.

Ben, yine beklerdim ki, duâsı bitsin onun.

 

En nihâyet bitirip, başladı "zikr"e tekrar.

Yerinden hiç kalkmadı, kuşluk vaktine kadar.

 

Kuşluk vakti olunca, "namâz"a kalktı hemen.

Sonra kalktı öğleye, hiç de ara vermeden.

 

Bir namâzı bitirip, başlardı diğerine.

Görüşmek ümîdiyle, bekliyordum ben yine.

 

Böyle, üç gün üç gece, uyumadı, yemedi.

Dördüncü gecesinde, şöyle duâ eyledi:

 

(Sana sığınıyorum yâ Rabbî şu şeylerden:

Çok yiyen karın ile, çok uyuyan gözlerden.)

 

Ben bunu işitince, dedim: “Yeter bu bana.

Lüzum yok artık onun, başka nasîhatına.”

 

Bu, kıyâm gecesidir” diyerek, bâzı gece,

Uyumadan, kıyâmda dururdu hep öylece.

 

Bu, rükû' gecesidir” deyip hem başka zaman,

Rükû'da geçirirdi geceyi uyumadan.

 

Bâzı gece, “Bu, secde gecesidir” diyerek,

Secdede geçirirdi geceyi, sabaha dek.

 

Üveys’e sordular ki: (Namâzda huşû nedir?)

Dedi ki: (İğne batsa, bir şey hissetmemektir.)

 

Ona, “Nasılsın?” diye, suâl etti bir mü’min.

Buyurdu: (Bir insan ki, kalkınca sabahleyin,

 

Akşama sağ çıkar mı, çıkmaz mı, yok haberi.

Böyle âciz bir kulun, nasıl olur ahvâli?)

 

Bir gün, ziyâretine gitmişti onun bir zât.

Dedi: (Eder misiniz bana biraz nasîhat?)

 

Peki” deyip, o zâta yaptı nasîhatını.

Sordu ona: (Ey kişi, bilir misin Rabbini?)

 

O “Bilirim” deyince, buyurdu: (Öyle ise,

Ondan gayrilerini, lüzum yok bilmenize.

 

Bir kul ki, Sâhibini biliyorsa o şâyet,

Ondan başkalarını, bilmesine yok hâcet.)

 

O kişi, böyle bir söz duymamıştı kimseden.

Duygulandı be gâyet onun bu cümlesinden.

 

Dedi ki: (Bir tek daha nasîhat edin şu an.)

Sordu ki: (Rabbin seni bilir mi ey müslümân?)

 

“Elbet bilir” deyince, buyurdu ki: (Ey kimse!

Seni, Ondan gayrisi bilmesin öyle ise.

 

Bir kul ki, onun Rabbi bilirse onu şâyet,

Ondan gayri birinin bilmesine yok hâcet.)

 

Buyurdu ki: (Yükselmek istiyorsa bir insan,

"Tevâzû" etmelidir herkese muntazaman.

 

Kim ki şeref ararsa, sarılsın "ibâdet"e.

Kim zenginlik ararsa, tutunsun "kanâat"e.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan