ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

76 - VEYSEL KARÂNÎ (Rahmetullahi Aleyh)

ÖLÜMÜ HİÇ UNUTMA

 

Her gün "Veysel Karânî", yapardı çok ibâdet.

Evliyâlıkta dahî, yükselmiştir be gâyet.

 

O, Resûl'ü görmeden, feyzine kavuşmuştur.

Ve hattâ tâbiînin, en yükseği olmuştur.

 

Halk, "Üveys-i Karnî"ye, dîvâne derdi önce.

Sonra, büyüklüğünü anladılar iyice.

 

Çok hürmet göstermeye başlayınca ona halk,

Terk etti o diyârı, bu yüzden ayrılarak.

 

O yaşlı annesi de vefât eylediğinde,

"Karn"dan çıkıp, yerleşti "Kûfe" vilâyetine.

 

Lâkin onu Kûfe’de, olmadı pek tanıyan.

Zîrâ o, kendisini gizlerdi insanlardan.

 

Harem bin Hayyân”dır ki, görenlerden birisi,

Fıratın kenârında, gidip buldu "Üveys"i.

 

Bu zât anlatıyor ki: Onu çok merak ettim.

Bu dünyâ gözü ile, onu görmek istedim.

 

Kûfe’ye kadar gidip, buldum onu nihâyet.

Baktım, su kenârında alıyor o an abdest.

 

Yaklaşıp selâm verdim, o dahî baktı bana.

Dedim: (Merhamet etsin yâ Üveys Allah sana.)

 

O kadar çok sevdim ve acıdım ki o kadar,

Ağlayıp, gözlerimden aşağı aktı yaşlar.

 

Çünkü çok zaîf idi, ağladı o da o an.

Sordu bana: (Nasılsın ey Hârem ibni Hayyân?)

 

Dedim: (İyiyim ama, tanımazken hiç beni,

Nasıl bildin hem benim, hem babamın ismini?)

 

Dedi: (Her şeyi bilen, bildirdi bunu bana.

Rûhum âşinâ idi zâten senin rûhuna.)

 

Dedim: (Resûlullahtan, bana bir hadîs söyle.)

Dedi ki: (Göremedim, ben onu baş gözüyle.

 

Ben onun haberini, duydum başkalarından.

İşitmedim bir hadîs, bizzât kendi ağzından.)

 

Dedim ki: (Öyle ise, okuyun da bir âyet,

Sizden duymuş olayım, isterim bunu gâyet.)

 

Bir Eûzü Besmele söyleyip o da hemen,

Sonra, şu âyetleri okudu ki meâlen:

 

(İnsanları, cinleri, beni tanımaları,

Ve sırf ibâdet için yarattım ben onları.

 

Yeri, göğü ve bunlar arasında ne ki var,

Oyun olsun diyerek, yaratılmadı bunlar.)

 

Sonra bir sayha vurdu, feryâd etti orada.

Aklının gittiğini sandın ben o arada.

 

Sordu bana: (Buraya niçin geldin ey Harem?)

Dedim ki: (Geldim sizi, görüp tanışıyım hem.)

 

Buyurdu: (Bir müslümân, tanıyınca Rabbini,

Lüzum yok tanımaya Ondan gayri birini.)

 

(Yine söyle) deyince, dedi ki: (Yattığında,

Bil ki, ölüm bekliyor yastığının altında.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan