|
76 - VEYSEL KARÂNÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
O KİMSE, BEN DEĞİLİM
Vaktâ ki "Üveys Karnî",
namâzı bitirince,
"Hazreti Ömer"
kalkıp, selâm verdi
hemence.
Sonra, (Adınız
nedir?) diyerek
sordu hemen.
O, sâdece “Abdullah”
dedi ona cevâben.
Buyurdu: (Biz
hepimiz kullarıyız
Allahın.
Benim sorduğum ise,
hakîkî, asıl adın.)
O, (Üveys’tir) deyince,
dedi ki sonra ona:
(Sağ avcunun içini
gösterir misin bana?)
Üveys, “Peki” diyerek,
açınca sağ avcunu,
Bildi, aradıkları kimse
o olduğunu.
Dedi:
(Resûlullahın size
selâmları var.
Mübârek hırkasını, size
etti yâdigâr.
Vasiyyet eyledi ki: "Bu
hırkayı o giysin.
Ve benim ümmetime, çok
duâlar eylesin".)
"Üveys" lâyık görmedi
kendisine bu işi.
Dedi: “Ben değilimdir,
dediğiniz o kişi.
Zîrâ ben, çok âciz ve
günâhkârım be gâyet.
Bir başkasına âit
olmasın bu emânet?”
Lâkin "hazreti Ömer",
buyurdu ki "Üveys"e:
(Senin
vasıflarını bildirdi
Resûl bize.
Sende var o Resûl'ün
dediği her alâmet.
Sensin aradığımız,
senindir bu da elbet.)
O zaman, hürmet ile aldı
onu eline.
Ve öpüp koklıyarak,
sürdü yüz ve gözüne.
“Siz burada bekleyin”
deyip, müteâkiben,
Az ilerde, yüzünü
toprağa koydu hemen.
Dedi ki:
“Yâ ilâhî, bu hırka
hürmetine,
Merhamet et günâhkâr
Muhammed ümmetine.
Hepsinin günâhını af
eyle yâ ilâhî!
Affının hâricinde
kalmasın bir kul dahî.”
İki şânlı sahâbî, bu "Üveys-i
Karnî"ye,
Bakıp, bekliyorlardı,
secdeden kalksın diye.
Lâkin hemen kalkmadı,
uzun sürdü bir hayli.
Onlar, başı ucunda merak
etti bu hâli.
Daha çok uzayınca endîşe
eylediler.
“Acabâ emr-i Hak mı
vâkî oldu?” dediler.
Artınca merakları bu
uzun beklemekten,
Seslendi Ömer Fâruk, “Yâ
Üveys!” diyerekten.
O, başını kaldırıp,
buyurdu ki:
(Yâ Ömer!
Az daha bekleyip de
çağırsaydınız eğer,
Rabbim, affediyordu bu
ümmeti tamâmen.
Lâkin şimdi bir kısmı,
kaldı af edilmeden.)
Bu hırka, elden ele
dolaşıp, en son yine,
Geldi, Van civârında "İrisân
beğleri"ne.
Osmânlı pâdişâhı
Abdülmecîd Hân dahî,
Hırka için, bir câmi
yaptırdı bizâtihi.
Adı, “Hırka-i şerîf”
câmiidir ki kezâ,
O hırka, bu câmide
edilir muhâfaza. |