ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

76 - VEYSEL KARÂNÎ (Rahmetullahi Aleyh)

HIRKAMI ÜVEYS’E VERİN!

 

Eshap, “Üveys” hakkında sordu ki o Server’e:

(O sizi çok sever de, niçin gelmez görmeye?)

 

Buyurdu: (Buna mâni, iki sebep mevcuttur.

Birincisi odur ki, hallerine mağlûbtur.

 

İkincisi, dînine fazla bağlılığından.

Zîrâ bir vâlidesi vardır ki, ehli îmân,

 

Yaşlı ve hasta olup, iki gözü de görmez.

Hattâ eli ayağı hiç hareket edemez.

 

O, çobanlık yaparak köylünün devesine,

Aldığı ücret ile, bakar bu annesine.)

 

Eshap, Resûlullahtan bunları dinlediler.

“Biz onu görür müyüz?” diye suâl ettiler.

 

"Hazreti Ebû Bekr"e buyurdu ki cevâben:

Hilâfet zamanında göremezsin onu sen".

 

"Hazreti Alî" ile "hazreti Ömer"e de,

Buyurdu ki: (Siz onu görürsünüz ilerde.

 

Bedeni kıllı olup, avuç ve sol böğründe,

Birer beyazlık vardır, gümüş büyüklüğünde.)

 

Vaktâ ki, o Resûl'ün ölüm hastalığında,

Sahâbeden bâzısı, bulunurdu yanında.

 

Sordular: (Hırkanızı kime verelim?) diye.

Buyurdu: (Verin onu, siz Üveys’i Karnî’ye.)

 

"Alî bin Ebî Tâlip", bir de "hazreti Ömer",

O hırkayı alarak, Kûfe’ye yöneldiler.

 

Ve sordular "Üveys"i ordaki kimselerden.

Lâkin tanımadılar Üveys’i onlar hemen.

 

Dediler: (Üveys diye, biri var bu beldede.

Lâkin aradığınız, o değildir herhalde.

 

Zîrâ o dîvânedir, tuhaftır çok halleri.

Arne denen vâdide, deve güder ekserî.)

 

Onlar böyle deyince, buyurdu ki o zaman:

(Biz onu arıyoruz, nerededir o şu an?)

 

Dediler: (İyi ama, o, acâyip bir kişi.

Onun, insanlar ile yok bir alış verişi.

 

Çok ucuz ücret ile, çobanlık yapar bize.

Akılsız ve dîvâne bilir onu her kimse.

 

Onun saçı sakalı karışıktır çoğu kez.

Tek başına yaşayıp, aramıza hiç gelmez.

 

Kimse ile oturup, sohbet etmez o aslâ.

Bilmez neş'e üzüntü, gezer eski libâsla.

 

Halk ağlasa o güler, herkes gülse o ağlar.

Böyle garip biriyle, sizin ne işiniz var?)

 

Buyurdu: (İşte odur aradığımız kimse.

Bizi ona götürün, şu anda nerde ise.)

 

Sonra kalkıp, o yere teşrîf etti ikisi.

Yaklaşınca, namâzda buldu onlar "Üveys"i.

 

Onun develerini gütmesi için, bir tek,

Vazîfelendirmişti Hak teâlâ bir "Melek".

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan