|
75 - ABDURRAHMÂN BİN
MUHAMMED (Rahmetullahi
Aleyh)
KERÂMETLERİ VARDI
Hal ehli kimse olup,
kerâmetleri vardı.
Halk, onu büyük bilir,
çok sevip sayarlardı.
Hac mevsimi gelince,
otururdu evinde,
Lâkin onu, insanlar
görürdü Hac yerinde.
Gelip haber verince,
Hacda gördüklerini,
“Yanlışınız var”
deyip, setr ederdi
kendini.
Çoğu kabûl olurdu,
duâları indallah.
Zîrâ yüksek mertebe
vermişti ona Allah.
Bâzı "fâsık"
kimseler, gelerek
huzûruna,
Duâ buyurmasını ricâ
ettiler ona.
O da kabûl buyurup,
kaldırdı ellerini.
Dedi: (Yâ
Rab, ıslâh et bunların
hallerini.)
Duâsı kabûl olup, hepsi
tövbe ettiler.
Sâlih amel işleyip,
günâhı terk ettiler.
Yine biri vardı ki "Kur'ân"ı
ezber bilen,
Üzmüştü bir kimseyi,
onun sevdiklerinden.
Vaktâ ki vâkıf oldu,
buna o mübârek zât,
O kimsenin hıfzından,
her şey gitti o sâat.
Hatâsını anlayıp, gelip
özür diledi.
O anda, bildikleri
hıfzına geri geldi.
Bir gün de, bir iş için,
bulunduğu diyârdan,
Uzun bir yolculuğa
çıkacaktı bir zaman.
Çarşıdan geldi o gün,
elinde bir "Bez” ile.
Zevcesini çağırıp, dedi
ki: (Beni
dinle.
Öyle zannederim ki,
seferdeyken bu fakir,
Bir "erkek evlâdımız"
dünyâ'ya gelebilir.
Aynı günde ölürse eğer o
evlâdımız,
Ona, kefen olarak bu
bezi kullanınız.)
Böyle tembîh ederek,
çıktı o yolculuğa.
Bir "erkek çocuk"ları
dünyâ'ya geldi sonra.
Baktılar, hakîkaten
"oğlan" idi o, fakat,
Onun dediği gibi, aynı
gün etti vefât.
Bıraktığı o bezi, ona
kefen yaptılar.
Bir kerâmeti daha,
böylece oldu izhâr.
Bir gün de, bu büyük
zât, bağının meyvesini,
Pazarda satmak için,
vekîl etti birini.
O kimse, meyveleri
pazarda sattı, lâkin,
Paranın bir kısmını,
gizleyip oldu hâin.
O, derhal anlıyarak
böyle gizlediğini,
Okudu Peygamberin ona şu
hadîsini:
(Firâset-i mü’minden
sakının ey mü’minler!
Allahın nûru ile zîrâ o
nazar eder.)
O kimse bunu duyup, fark
etti ki o ara,
“Yılan” şekline
girmiş, sakladığı o
para.
Vücûduna girmeye
çalışırdı ki, o an,
Hatâsını anlayıp,
gönülden oldu pişmân.
Hemen özür dileyip,
tövbe etti Allaha.
Dedi: (Girmiyeceğim
artık hiçbir günâha.) |