ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

75 - ABDURRAHMÂN BİN MUHAMMED (Rahmetullahi Aleyh)

KERÂMETLERİ VARDI

 

Hal ehli kimse olup, kerâmetleri vardı.

Halk, onu büyük bilir, çok sevip sayarlardı.

 

Hac mevsimi gelince, otururdu evinde,

Lâkin onu, insanlar görürdü Hac yerinde.

 

Gelip haber verince, Hacda gördüklerini,

Yanlışınız var” deyip, setr ederdi kendini.

 

Çoğu kabûl olurdu, duâları indallah.

Zîrâ yüksek mertebe vermişti ona Allah.

 

Bâzı "fâsık" kimseler, gelerek huzûruna,

Duâ buyurmasını ricâ ettiler ona.

 

O da kabûl buyurup, kaldırdı ellerini.

Dedi: (Yâ Rab, ıslâh et bunların hallerini.)

 

Duâsı kabûl olup, hepsi tövbe ettiler.

Sâlih amel işleyip, günâhı terk ettiler.

 

Yine biri vardı ki "Kur'ân"ı ezber bilen,

Üzmüştü bir kimseyi, onun sevdiklerinden.

 

Vaktâ ki vâkıf oldu, buna o mübârek zât,

O kimsenin hıfzından, her şey gitti o sâat.

 

Hatâsını anlayıp, gelip özür diledi.

O anda, bildikleri hıfzına geri geldi.

 

Bir gün de, bir iş için, bulunduğu diyârdan,

Uzun bir yolculuğa çıkacaktı bir zaman.

 

Çarşıdan geldi o gün, elinde bir "Bez” ile.

Zevcesini çağırıp, dedi ki: (Beni dinle.

 

Öyle zannederim ki, seferdeyken bu fakir,

Bir "erkek evlâdımız" dünyâ'ya gelebilir.

 

Aynı günde ölürse eğer o evlâdımız,

Ona, kefen olarak bu bezi kullanınız.)

 

Böyle tembîh ederek, çıktı o yolculuğa.

Bir "erkek çocuk"ları dünyâ'ya geldi sonra.

 

Baktılar, hakîkaten "oğlan" idi o, fakat,

Onun dediği gibi, aynı gün etti vefât.

 

Bıraktığı o bezi, ona kefen yaptılar.

Bir kerâmeti daha, böylece oldu izhâr.

 

Bir gün de, bu büyük zât, bağının meyvesini,

Pazarda satmak için, vekîl etti birini.

 

O kimse, meyveleri pazarda sattı, lâkin,

Paranın bir kısmını, gizleyip oldu hâin.

 

O, derhal anlıyarak böyle gizlediğini,

Okudu Peygamberin ona şu hadîsini:

 

(Firâset-i mü’minden sakının ey mü’minler!

Allahın nûru ile zîrâ o nazar eder.)

 

O kimse bunu duyup, fark etti ki o ara,

Yılan” şekline girmiş, sakladığı o para.

 

Vücûduna girmeye çalışırdı ki, o an,

Hatâsını anlayıp, gönülden oldu pişmân.

 

Hemen özür dileyip, tövbe etti Allaha.

Dedi: (Girmiyeceğim artık hiçbir günâha.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan