ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

74 - ABDULLAH BİN ALEVÎ (Rahmetullahi Aleyh)

NEZRİNİ UNUTMUŞTU

 

Sevdiklerinden biri vardı ki bu kişinin,

Bir gün gitti pazara, atını satmak için.

 

Giderken düşündü ki: “Sattığımda bu atı,

Eğer alabilirsem istediğim fiyâtı,

 

Onun şu kadarını, Abdullah Alevî’ye,

Götürüp, bizâtihi edeceğim hediye.”

 

Bu düşünce içinde, pazara geldi bu zât.

İstediği fiyâta, az sonra satıldı at.

 

Lâkin atı satıp da, ücretini alınca,

Unuttu bu nezrini, hânesine varınca.

 

"Abdullah-ı Alevî", o gün görüp bu zâtı,

Çağırıp buyurdu ki: (Sattın mı bugün atı?)

 

(Evet, sattım efendim) dedi ise de o zât,

Yine de, o nezrini hâtırlamadı fakat.

 

(İstediğin fiyâtı verdiler mi?) deyince,

O zaman, bu nezrini hâtırladı hemence.

 

Dedi ki: (İstediğim fiyâtı ondan aldım.

Fakat bir nezrim vardı, şu anda hâtırladım.)

 

Buyurdu: (Benim dahî, maksadım buydu zâten.

Yâni seni günâhtan kurtarmaktı esâsen.)

 

O kişi çok sevinip, edâ etti nezrini.

Daha çok bilmiş oldu, bu zâtın kıymetini.

 

Bir gün de, uzak yerden bu "Velî"nin evine,

Bir gurup geliyordu, onun ziyâretine.

 

Ve lâkin bu beldeye yaklaştığında onlar,

Gece yarısı olup, uykudaydı insanlar.

 

Yorgun ve aç idiler, geç idi lâkin vakit.

Yiyecek bulmak için, değildi hiç müsâit.

 

Çâresizlik içinde düşünürken böylece,

Biri, yemek getirdi önlerine o gece.

 

Sonra öğrendiler ki, "Abdullah-ı Alevî",

Onlara, kendi bizzât getirmiş o yemeği.

 

"Abdullah-ı Alevî", uzak diyârda olan,

Birisiyle görüşmek isteseydi ne zaman,

 

Talebeden birine, (Onu çağır!) diyordu.

O da, yüksek ses ile onu çağırıyordu.

 

O çağrılan kişi de, bu sesi işiterek,

Geliyordu ânında (Buyur, Lebbeyk!) diyerek.

 

Talebesinden biri, anlatır ki şöylece:

Bir defâ, üstâdımla yola çıktık bir gece.

 

Bir mahale gelince, bana buyurdular ki:

(Şeyh Ömer’i çağır da, olsun bize mülâkî.)

 

“Peki efendim” deyip, çıkarak bir tepeye,

Seslendi: (Yâ şeyh Ömer, gel filânca beldeye!)

 

Daha ilk seslenişte, verdi ki şöyle cevap:

(Lebbeyk, peki efendim, geliyorum derakap!)

 

Çok uzak bir diyârda olduğu halde bile,

Derhal gelip görüştü, "Abdullah Alevî"yle.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan