|
74 - ABDULLAH BİN ALEVÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
YANMIYAN PARALAR
Sevdiklerinden biri,
diyor ki: Bir keseye,
Bir miktar para koyup,
vermiştim bir kimseye,
Demiştim ki: (Bu
para, dursun sende
emânet.
Tekrar gelip alırım,
lüzum olursa şâyet.)
Fazla geçmemişti ki o
günden îtibâren,
O evde yangın çıktı, her
şey yandı tamâmen.
Ben bunu işitince,
üzülüp ettim esef.
Dedim:
“Paralarım da, hep
yanmıştır mâlesef.”
Zor biriktirmiş idim
onları kıt kanâat.
Onlar da gitti elden,
zor oldu bana hayat.
"Abdullah Alevî"nin
büyük zât olduğunu,
Bildiğimden, hemence arz
ettim ona bunu.
Dedim ki: (Filân evde,
param vardı emânet.
Onlar da yandı bugün,
üzgünüm buna gâyet.)
O, bir şey söylemeyip,
çağırdı bir kimseyi.
Buyurdu ki:
(O evden, git getir o
keseyi.)
Ben dedim ki: (Efendim,
yanıp gitti o hâne.
İçindeki eşyâdan, yok
yanmıyan bir tâne.)
O yine, o kimseye
buyurdu ki: (Haydi
git!
O para kesesini, al da
getir tez vakit.)
O kimse “Peki” deyip,
ayrıldı yanımızdan.
Elinde kese ile,
geliverdi birazdan.
Baktım ki, benim kesem
ve içinde paralar.
Onlara, o yangından
gelmemiş hiçbir zarar.
Bir gün de, hânesine
gelmişti birkaç fakir.
Onları, güler yüzle etti
güzel misâfir.
Hizmetçiyi çağırıp,
buyurdu: (Gir
kilere.
Biraz hurma getir de,
ikrâm et gelenlere.)
Ve lâkin o hizmetçi, arz
etti ki: (Efendim,
Kilerde hurma yoktur,
başka ne getireyim?)
O böyle söyleyince,
buyurdu ki o tekrar:
(Haydi hurma getir de,
yesinler bu insanlar.)
Arz etti ki: (Efendim,
ambarı, dün elimle,
Henüz yeni süpürdüm,
hurma yok bir tek bile.)
Buyurdu ki:
(Evlâdım, sen yine
ambara git.
Öyle zannederim ki,
hurma vardır şu vakit.)
O zaman “Peki” deyip,
ambara gitti hemen.
Gördü ki, çok hurma var
orada hakîkaten. |