ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

74 - ABDULLAH BİN ALEVÎ (Rahmetullahi Aleyh)

BANA DEĞİL, ONA SORUN

 

Bir gün geldi birisi, bu zâtın huzûruna.

Yazdığı şiirlerden, okudu biraz ona.

 

Şiirin mevzûu da, “Ölüm” ve “Âhiret”ti.

Ve dirilip, mahşerde hesâba çekilmekti.

 

Bir hayli duygulanıp, buyurdu ki bu defâ:

(Okuduğun sözlerden, okur musun az daha?)

 

O, bilirdi bu zâtın bir “Velî” olduğunu.

Kendi kurtuluşuna, bir fırsat bildi bunu.

 

Dedi ki: (Bir şart ile okurum ondan size.

Kefîl olur musunuz Cennete girmemize?)

 

Buyurdu: (Benim gücüm etmez buna kifâyet.

Lâkin verebilirim, sana çok mal ve servet.)

 

Dedi ki: (Ne yapayım geçici bir serveti?

Temin edin siz bana, ebedî seâdeti.)

 

Abdullah-ı Alevî, duâ etti o zaman:

(Yâ Rabbî, hıfz et bunu Cehennem azâbından.)

 

Bu “Allah adamı”ndan alınca böyle duâ,

Okuduğu şiirden, okudu biraz daha.

 

Henüz geçmemişti ki aradan fazla zaman,

Bu kişi vefât edip, göç etti bu dünyâ'dan.

 

Vefât eylediğini duyunca bu "Velî" zât,

Techîz ve tekfînini kendisi yaptı bizzât.

 

Cenâze namâzını kıldırıp kendi yine,

Kendi elleri ile, defn eyledi kabrine.

 

Sonra telkînini de, kendisi okuyarak,

Mevtânın, kabrindeki hâlini etti merak.

 

Hak teâlâ, gözünden kaldırdı perdesini.

Gördü "Münker-Nekîr"in o kabre gelmesini.

 

Önce, büyük korkuya kapıldıysa da, fakat,

Sonra yüzü güldü ve oldu sâkin ve rahat.

 

Mübârek cemâlinin, bu değişikliğini,

Görüp, sordu cemâat bu işin hikmetini.

 

Buyurdu: Bu mevtânın hâlini ettim merak,

Gösterdi Rabbim bana, perdeyi kaldırarak.

 

Baktım ki, bu kabire gelerek Münker-Nekîr,

Suâle başladılar: (Rabbin kim, dînin nedir?)

 

Ben, merak ederdim ki, nasıl cevap verecek?

Baktım, benim ismimi onlara söyliyerek,

 

Dedi ki: (Benim hocam Abdullah Alevî’dir.

Bunları ona sorun, o size cevap verir.)

 

O böyle söyleyince, kapıldım endîşeye.

Ki, nasıl muâmele ederler bu kişiye?

 

Melekler dediler ki: (Mâdem ki hocan bu zât,

Sana azap yapmayız, ol müsterîh ve rahat.

 

Sana ve üstâdına selâm olsun!) dediler.

Başka bir şey sormadan, o yeri terk ettiler.

 

Bunu dahî görünce, zâil oldu endîşem.

Bunun için güldüm ve yerine geldi neş'em.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan