ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

73 - MERZUK BİN HASEN (Rahmetullahi Aleyh)

SULTÂN ÖZÜR DİLEDİ

 

"Merzuk ibni Hasen" ki, evliyâ-yı kirâmdan.

Şiddetle kaçınırdı, her günâh ve haramdan.

 

Hangi bir âlim ile, herhangi bir ilimde,

Konuşsa, ihtisâsı görülürdü hepsinde.

 

İstifâde ederdi, insanlar kendisinden.

Çok âlimler çıkmıştır, halka-i tedrîsinden.

 

Hükümdâr, bu velînin, “Büyük zât” olduğunu,

Bilmeyip, imtihâna yeltendi bir gün onu.

 

Tereddüt ediyordu onun velîliğinde,

Yemeğe dâvet etti, bir gün onu evinde.

 

Bir “Sığır”la bir “At”ı, kestirip ayrı ayrı,

Yine, ayrı olarak pişirttirdi onları.

 

Ve yine o etleri, hep ayrı tabaklara,

Koydurup, o şekilde koydurdu o sofraya.

 

Yâni bâzı tabakta, var iken "Sığır eti",

Bâzı tabaklarda da, vardı yalnız "At eti".

 

"Merzuk bin Hasen" ile, yanında talebeler,

Yemek vakti olunca, o hâneye geldiler.

 

Sultân, karşılayarak, buyur etti onları.

Devlet erkânından da gelmişti bâzıları.

 

Firâset yolu ile bildi ki hemen bu zât,

Sofradaki etlerin, kimi "Sığır", kimi "At".

 

İçinde "Sığır eti" bulunan tabakları,

Kendi talebesine, dağıttı ayrı ayrı.

 

"At eti" konmuş olan tabakları da, yine,

O devlet erkânının, dağıttı önlerine.

 

Sultân ise, geriden tâkîb ederdi ki hep,

Bu durum karşısında, ne yapacak o acep?”

 

yâni şunda idi ki onun bütün dikkati:

“Acabâ aldanıp da, yiyecek mi at eti?

 

Baktı ki, tabakları şaşırmadan, dikkatle,

Evvelâ birbirinden ayırdı mahâretle.

 

Ve sığır etlerini alarak kendileri,

Saray adamlarına, verdi ötekileri.

 

Bunu görüp, içinden düşündü ki o zaman:

“Bu, kerâmet sâhibi bir kimse evliyâdan.”

 

Yine de suâl etti: (Efendim, hepsi temiz.

Ne için tabakları böyle ayırt ettiniz?)

 

Buyurdu: (Tabaklarda, iki tür et var fakat.

Bâzılarında "Sığır", bâzısında ise "At".

 

Sığır eti, lâyıktır biz gibi fakirlere.

Diğer tabaktakiler, lâyıktır şu beylere.)

 

Bu cevâbı da alıp, şüphesi kalmadı hiç.

Kapandı ellerine, hürmet ile, pür sevinç.

 

Dedi: (Şükür olsun ki, Allahü teâlâya,

Bulunuyor ülkemde böyle büyük evliyâ.

 

İnandım ki, çok büyük velîsiniz hakîkat.

Kusûrumu affedip, edin bana nasîhat.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan