|
72 - ALÎ BİN FUDAYL (Rahmetullahi
Aleyh)
NE İÇİN AĞLIYORSUN?
Hadîs âlimlerinden, “Alî
bin Fudayl” vardı.
“Allah korkusu” ile,
zaman zaman ağlardı.
Bir gün, yine ağlarken,
babası sordu ona.
(Ne için ağlıyorsun, ey
yavrum, söyle bana?)
Dedi ki;
(Babacığım, Kıyâmet
gününde biz,
Bir arada olmazsak, nice
olur hâlimiz?
Şimdi olduğu gibi,
olmazsak bir arada,
Diye düşünerekten,
ağlıyorum burada.)
Babası, cevâbında dedi
ki evlâdına:
(Abdullah bin Mübârek,
şöyle demişti bana.
"Dünyâ'dan kesilirse bir
kişi, Allah için,
Hâli, ne de güzeldir
böyle olan kişinin.”)
“Fudayl bin İyâd”
der ki: (Evlâdım Alî'yi,
ben,
Gördüm, kendi kendine şu
sözleri söylerken:
“Ey nefsim, Cehennemden
kurtuluş ne zamandır?
Şâyet kurtulamazsan,
hâlin ne de yamandır.”)
Yine o anlatır ki:
(Bir keçimiz var idi.
Bu, bir gün, başkasının
arpasından yemişti.
O günden îtibâren, o
keçinin sütünden,
Kimse süt içmemişti,
âilemiz içinden.)
Bir gün, “Alî bin
Fudayl” bir yerde
otururdu.
Birinin, şu âyeti
okuduğunu duydu:
(Âlemlerin Rabbine,
hesap vermek üzere,
İnsanlar, o gün kalkıp,
toplanırlar bir yere.)
Bayılıp düştü derhal,
âyetin tesirinden.
Gelemedi kendine, fazla
teessüründen.
Bir gün de ağlıyordu,
sordular bunu ona.
Buyurdu: (Haksız yere,
zulmetti biri bana.
Yarın suâl etse ki o
kimseye Rabbimiz:
“Sen, ne için zulmettin
bu kuluma sebepsiz?”
"Cevap veremez" diye
Rabbinin suâline,
Düşünüp ağlıyorum, o
kişinin hâline.)
Bu zât, bir sohbetinde
buyurdu: (Ey insanlar!
Gafletle yaşamayın, "Cehennem"
var, "ateş" var.
“Ateş” deyip
geçmeyin, ona hiç
dayanılmaz.
Bir kibrit alevine,
elinizi tutun az.
Şimdi çoğu insanlar, bir
dünyâlık menfaat,
Uğruna, Cehenneme
sürükleniyor, heyhât!
Kalpten “Dünyâ
sevgisi” çıkmadıkça
velhâsıl,
Hakîkî seâdete, olamaz
kimse vâsıl.
Çok oruç tutmak ile ve
kılmakla çok namâz,
Kalpten dünyâ sevgisi,
yine çıkarılamaz.
Bunu elde etmenin, bir
yolu var ki şu an,
Bu da, bu seâdete, bu
nîmete kavuşan,
Bir “Allah adamı”nı,
sevip ona uymaktır.
Yâni nefsine değil, ona
tâbi olmaktır.
Çünkü o büyüklerin,
doğrudur her bir işi.
O zâtlara uymakla,
kurtulur ancak kişi.
“Edeb”in târifi
de, "Îtirâz etmemek”tir.
Büyüklerin emrine,
derhal "Peki" demektir.) |