|
69 - VEHEB BİN MÜNEBBİH (Rahmetullahi
Aleyh)
ÂLİMİN KIYMETİ
“Veheb bin Münebbih”
ki, tâbiîn-i kirâmdan.
Şiddetle kaçıyordu her
günâh ve haramdan.
Buyurdu ki: Aklı ve ilmi
varsa bir zâtın,
Onu aldatmak için, gücü
yetmez şeytânın.
O, binlerce câhili,
parmağında oynatır.
“Âlim”in
karşısına gelince, âciz
kalır.
Dağları parçalamak,
kolay gelir şeytâna.
Ve lâkin yaklaşamaz
böyle olgun insana.
Bir fırsatını bulup,
kaçar onun yanından.
Câhillere yanaşıp,
saptırır yollarından.
Dâvud aleyhisselâm
buyurdu ki: “Ey Rabbim!
Seni aradığımda, nerde
bulabilirim?”
Buyurdu:
“Şu kulların yanındayım
ki her an,
Ürperir kalpleri hep,
benden korkularından.
Ey Dâvud, şu kimsedir en
çok sevdiğim kişi:
Bir günâh karşısında,
ürperir, titrer içi.”
Dediler ki: “Ey Veheb,
çok ibâdet eyliyen,
İki kuldan, hangisi
üstündün diğerinden?”
Buyurdu:
“Kimin çoksa insanlara
hizmeti,
Hak teâlâ katında, onun
çoktur kıymeti.
Hele uğraşıyorsa,
âhiretleri için,
Daha da kıymetlidir
indinde Rabbimizin.”
Buyurdu: “Belâlara
uğrarsa insan eğer,
Bilsin ki, sıkıntıyla
yaşadı her Peygamber.
Aksine, rahatlığa
kavuşursa o şâyet,
Bilsin ki, o büyükler
etmedi buna rağbet.”
Buyurdu:
“Çok uyuyan, çok yiyen,
çok konuşan,
Kimseleri, çok kolay
aldatır la’în şeytân.
Bir kimse ki, dînini
bilir ve korur onu,
Şeytân onu görünce,
değiştirir yolunu.”
Îsâ aleyhisselâm, bir
köye geldi bir gün.
Gördü ki, insanların
hepsi ölmüş topyekün.
Dönüp, havârîlere
buyurdu:
“Bakın, bu halk,
Allahın gazâbına
uğramışlar muhakkak.
Dağınık ölmemişler,
gösterir ki bu dahî,
Birden gelmiş onlara bu
azâb-ı ilâhî.”
Îsâ aleyhisselâm, nidâ
etti o zaman.
Bir tânesi dirilip,
ayağa kalktı o an.
Buyurdu ki:
“Suçunuz ne idi ki
acabâ,
Böyle, toplu olarak
uğradınız azâba?”
Dedi ki: “Biz dünyâ'yı
fazla benimsemiştik.
Çocuğun annesini sever
gibi sevmiştik.
Girince kalbimize
dünyâ'nın muhabbeti,
Gâfil olduk Allah’tan,
unuttuk âhireti.
Îkâz da etmediler bizi
âlimlerimiz.
Ve bir sabah, âniden,
böyle oldu hâlimiz.”
Buyurdu: “Suâl ettim,
tam yediyüz âlime.
Kime denir “Akıllı”,
“Zekî” ve “Zengin”
diye.
Öğrendim ki “Akıllı”,
soğumuştur dünyâ'dan.
Âhiret hazırlığı
içindedir durmadan.
“Zekî” de, rağbet
etmez dünyâ mâl-ü
mülküne.
Aldanmaz bu geçici ve
yalan zevklerine.
“Zengin” ise,
rızkına kanâat
eyliyendir.
Başkasının malına, aslâ
göz dikmiyendir." |