ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

69 - VEHEB BİN MÜNEBBİH (Rahmetullahi Aleyh)

ÂLİMİN KIYMETİ

 

Veheb bin Münebbih” ki, tâbiîn-i kirâmdan.

Şiddetle kaçıyordu her günâh ve haramdan.

 

Buyurdu ki: Aklı ve ilmi varsa bir zâtın,

Onu aldatmak için, gücü yetmez şeytânın.

 

O, binlerce câhili, parmağında oynatır.

Âlim”in karşısına gelince, âciz kalır.

 

Dağları parçalamak, kolay gelir şeytâna.

Ve lâkin yaklaşamaz böyle olgun insana.

 

Bir fırsatını bulup, kaçar onun yanından.

Câhillere yanaşıp, saptırır yollarından.

 

Dâvud aleyhisselâm buyurdu ki: “Ey Rabbim!

Seni aradığımda, nerde bulabilirim?”

 

Buyurdu: “Şu kulların yanındayım ki her an,

Ürperir kalpleri hep, benden korkularından.

 

Ey Dâvud, şu kimsedir en çok sevdiğim kişi:

Bir günâh karşısında, ürperir, titrer içi.”

 

Dediler ki: “Ey Veheb, çok ibâdet eyliyen,

İki kuldan, hangisi üstündün diğerinden?”

 

Buyurdu: “Kimin çoksa insanlara hizmeti,

Hak teâlâ katında, onun çoktur kıymeti.

 

Hele uğraşıyorsa, âhiretleri için,

Daha da kıymetlidir indinde Rabbimizin.”

 

Buyurdu: “Belâlara uğrarsa insan eğer,

Bilsin ki, sıkıntıyla yaşadı her Peygamber.

 

Aksine, rahatlığa kavuşursa o şâyet,

Bilsin ki, o büyükler etmedi buna rağbet.”

 

Buyurdu: “Çok uyuyan, çok yiyen, çok konuşan,

Kimseleri, çok kolay aldatır la’în şeytân.

 

Bir kimse ki, dînini bilir ve korur onu,

Şeytân onu görünce, değiştirir yolunu.”

 

Îsâ aleyhisselâm, bir köye geldi bir gün.

Gördü ki, insanların hepsi ölmüş topyekün.

 

Dönüp, havârîlere buyurdu: “Bakın, bu halk,

Allahın gazâbına uğramışlar muhakkak.

 

Dağınık ölmemişler, gösterir ki bu dahî,

Birden gelmiş onlara bu azâb-ı ilâhî.”

 

Îsâ aleyhisselâm, nidâ etti o zaman.

Bir tânesi dirilip, ayağa kalktı o an.

 

Buyurdu ki: “Suçunuz ne idi ki acabâ,

Böyle, toplu olarak uğradınız azâba?”

 

Dedi ki: “Biz dünyâ'yı fazla benimsemiştik.

Çocuğun annesini sever gibi sevmiştik.

 

Girince kalbimize dünyâ'nın muhabbeti,

Gâfil olduk Allah’tan, unuttuk âhireti.

 

Îkâz da etmediler bizi âlimlerimiz.

Ve bir sabah, âniden, böyle oldu hâlimiz.”

 

Buyurdu: “Suâl ettim, tam yediyüz âlime.

Kime denir “Akıllı”, “Zekî” ve “Zengin” diye.

 

Öğrendim ki “Akıllı”, soğumuştur dünyâ'dan.

Âhiret hazırlığı içindedir durmadan.

 

Zekî” de, rağbet etmez dünyâ mâl-ü mülküne.

Aldanmaz bu geçici ve yalan zevklerine.

 

Zengin” ise, rızkına kanâat eyliyendir.

Başkasının malına, aslâ göz dikmiyendir."

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan