|
68 - MUHAMMED BÂKIR (Rahmetullahi
Aleyh)
BUNLAR HIRSIZ
Bir gün “Muhammed
Bâkır” hazretleri,
at ile,
Medîneye giderdi büyük
cemâat ile.
O ara iki kişi, karşıdan
geliyordu.
"İmâm", o
kimseleri görünce hemen
durdu.
Yanında olanlara
buyurdu:
“Bunlar hırsız!
Yakalayıp, ip ile
bunları bağlayınız.”
Onlar “Peki” diyerek,
yakaladılar, ama,
Birisi merak edip, şöyle
sordu "İmâm"a:
“Bu kimseler, hırsıza
hiç de benzemiyorlar.
Yanlarında olurdu, bir
şey çalmış olsalar.”
Buyurdu ki:
“Şu dağda vardır ki bir
mağara,
Çaldıkları şeyleri,
koymuşlardır oraya.
Sen git o mağaraya, ne
görürsen onu al.
İki bavul olacak, buraya
getir derhal.”
O kimse “Peki” deyip,
gitti o mağaraya.
Gördü ki, iki bavul
bırakılmış oraya.
O bavulları alıp, geriye
geldi hemen.
Sonra da, Medîneye
vardılar çok geçmeden.
Gidip öğrendiler ki,
insanlardan hemence:
"Hırsızlık"
hâdisesi vukû bulmuş o
gece.
Malı çalınan kişi,
kadıya mürâcaat,
Etmiş ki, o hırsızlar
bulunsunlar tez sâat.
Vermiş isimlerini, iki "zanlı"
kişinin.
Hâkim, azarlıyordu
onları bu iş için.
İşte tam o sırada, geldi
"Muhammed Bâkır".
Buyurdu ki:
“Hırsızlar onlar değil,
bunlardır.
Çalınan eşyâlar da, işte
şu bavullarda.
Biz bu iki hırsızı,
yakaladık yollarda.”
Malı çalınan adam
görünce bavulları,
Dedi:
“Geceden beri arıyorum
bunları.”
Sonra, o hırsızların
suçları oldu sâbit.
Verildi cezâları hemen o
gün, o vakit.
Hırsızlardan birisi,
etti tövbe istiğfâr.
Hâlis bir mü’min oldu,
tâ ölünceye kadar.
Dedi:
“Resûlullahın mübârek
torununun,
Eliyle, hidâyete vâsıl
oldum, hamd olsun.”
Eli de kesilmişti bu
hırsızlık suçuyla.
"İmâm", kesik eline
bakarak göz ucuyla,
Buyurdu ki:
“O senin elin varya
kesilen,
Cennete gitmiş oldu,
yirmi yıl önce senden.”
Bir şey anlamadılar bu
sözden kimse ogün.
Dediler: “Bir hikmeti
vardır elbet bu sözün.”
O günden, "yirmi sene"
geçmiş idi ki fakat,
O kişi, bu dünyâdan
ayrılıp etti vefât.
"İmâm", iki
bavulun sâhibi olana da,
Buyurdu ki:
“İkibin altının var
bunlarda.
"Bin altın" sana âit,
başkasınındır "Bin"i.
İstersen söyliyeyim
sâhibinin ismini.”
O, hıristiyân idi, arz
etti ki "İmâm"a:
“Nasıl bilirsiniz ki o
kimseyi siz ama?”
O zaman buyurdu ki ona
Muhammed Bâkır:
“Onun ismi, Muhammed
ibni Abdurrahmândır.”
O hıristiyân kişi, bu
ismi duydu ondan.
"Şehâdet"i
getirip, oldu hâlis
müslümân. |