ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

68 - MUHAMMED BÂKIR (Rahmetullahi Aleyh)

BUNLAR HIRSIZ

 

Bir gün “Muhammed Bâkır” hazretleri, at ile,

Medîneye giderdi büyük cemâat ile.

 

O ara iki kişi, karşıdan geliyordu.

"İmâm", o kimseleri görünce hemen durdu.

 

Yanında olanlara buyurdu: “Bunlar hırsız!

Yakalayıp, ip ile bunları bağlayınız.”

 

Onlar “Peki” diyerek, yakaladılar, ama,

Birisi merak edip, şöyle sordu "İmâm"a:

 

“Bu kimseler, hırsıza hiç de benzemiyorlar.

Yanlarında olurdu, bir şey çalmış olsalar.”

 

Buyurdu ki: “Şu dağda vardır ki bir mağara,

Çaldıkları şeyleri, koymuşlardır oraya.

 

Sen git o mağaraya, ne görürsen onu al.

İki bavul olacak, buraya getir derhal.”

 

O kimse “Peki” deyip, gitti o mağaraya.

Gördü ki, iki bavul bırakılmış oraya. 

 

O bavulları alıp, geriye geldi hemen.

Sonra da, Medîneye vardılar çok geçmeden.

 

Gidip öğrendiler ki, insanlardan hemence:

"Hırsızlık" hâdisesi vukû bulmuş o gece.

 

Malı çalınan kişi, kadıya mürâcaat,

Etmiş ki, o hırsızlar bulunsunlar tez sâat.

 

Vermiş isimlerini, iki "zanlı" kişinin.

Hâkim, azarlıyordu onları bu iş için.

 

İşte tam o sırada, geldi "Muhammed Bâkır".

Buyurdu ki: “Hırsızlar onlar değil, bunlardır.

 

Çalınan eşyâlar da, işte şu bavullarda.

Biz bu iki hırsızı, yakaladık yollarda.”

 

Malı çalınan adam görünce bavulları,

Dedi: “Geceden beri arıyorum bunları.”

 

Sonra, o hırsızların suçları oldu sâbit.

Verildi cezâları hemen o gün, o vakit.

 

Hırsızlardan birisi, etti tövbe istiğfâr.

Hâlis bir mü’min oldu, tâ ölünceye kadar. 

 

Dedi: “Resûlullahın mübârek torununun,

Eliyle, hidâyete vâsıl oldum, hamd olsun.”

 

Eli de kesilmişti bu hırsızlık suçuyla.

"İmâm", kesik eline bakarak göz ucuyla,

 

Buyurdu ki: “O senin elin varya kesilen,

Cennete gitmiş oldu, yirmi yıl önce senden.”

 

Bir şey anlamadılar bu sözden kimse ogün.

Dediler: “Bir hikmeti vardır elbet bu sözün.”

 

O günden, "yirmi sene" geçmiş idi ki fakat,

O kişi, bu dünyâdan ayrılıp etti vefât.

 

"İmâm", iki bavulun sâhibi olana da,

Buyurdu ki: “İkibin altının var bunlarda.

 

"Bin altın" sana âit, başkasınındır "Bin"i.

İstersen söyliyeyim sâhibinin ismini.”

 

O, hıristiyân idi, arz etti ki "İmâm"a:

“Nasıl bilirsiniz ki o kimseyi siz ama?”

 

O zaman buyurdu ki ona Muhammed Bâkır:

“Onun ismi, Muhammed ibni Abdurrahmândır.”

 

O hıristiyân kişi, bu ismi duydu ondan.

"Şehâdet"i getirip, oldu hâlis müslümân.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan