ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

68 - MUHAMMED BÂKIR (Rahmetullahi Aleyh)

KERÂMET SÂHİBİYDİ

 

Talebesinden biri anlatır ki şöylece:

(Mekkeden, Medîneye gitmiş idim bir gece.

 

Üstâdımı görmeyi çok istiyordum, fakat,

Sabah olmamış idi, erkendi henüz sâat.

 

O gece yarısında, geldim kapı önüne.

Kapıyı vurmak için, tereddüt ettim yine.

 

Dedim: “Gece yarısı, rahatsız etmiyeyim.

Gidip, sabaha kadar bir yerde bekliyeyim.”

 

Ben böyle düşünürken, duydum onun sesini.

Baktım, çağırıyordu kendi hizmetçisini.

 

Diyordu ki: “Kalk hele, dışarıda biri var.

Hemen içeri al ki, yağıyor yağmur ve kar.” 

 

Sonra kapı açıldı, içeri girdim hemen.

Hürmetle öpüverdim mübârek ellerinden.

 

Biri dahî Kûfe’de, bu mübârek "Velî"yi,

Düşmânlara aldanıp, tanımazdı pek iyi.

 

O kimse, geldi birgün "İmâm"ın huzûruna.

Talebesi içinde, şöyle söyledi ona:

 

“Ben şöyle işittim ki, Kûfe’de falancadan:

Bir melek duruyormuş yanında senin her an.

 

Dostun mu, düşmânın mı, müslümân mı, kâfir mi?

Sana haber verirmiş, bu, hiç olabilir mi?”

 

Bunları söyleyince o hazret-i İmâm’a,

Sen ne iş yapıyorsun?” diye sordu adama.

 

“Buğday satıcısıyım” dediyse de o adam,

Sen yalan söylüyorsun” buyurdu ona İmâm.

 

O dedi: “Ara sıra arpa da satıyorum”.

Buyurdu: “Bu da yalan, sen hurma satıyorsun.

 

Ne için doğru sözden ediyorsun inhirâf?”

Deyince, o, doğruyu hemen etti îtirâf.

 

Ve şaşkın vaziyette suâl etti bu sefer:

Dedi: Sana bunları, kim veriyor ki haber?”

 

Buyurdu ki: “Yanımda, bir melek var ya benim.

Onun söylemesiyle oluyor hep haberim.

 

Sen de, şu hastalıktan edersin birgün vefât.”

O kimse, o marazdan vefât etti hakîkat.

 

Biri de anlatır ki, "Muhammed Bâkır" ile,

Bir vakit, gitmiş idik Halîfenin evine.

 

O zaman buyurdu ki: “Bu hâne yıkılacak.

Toprakları taşınıp, sırf taşları kalacak.”

 

Ben, içimden dedim ki: “Bu, olacak iş midir?

Kim halîfe Hişâm’ın evini yıkabilir?”

 

Aradan fazla zaman geçmemişti ki fakat,

"Hişâm bin Abdülmelik", âniden etti vefât.

 

Yerine, oğlu "Velîd" halîfe oldu hem de.

"Evin yıkılması"nı emir verdi o demde.

 

Hakîkaten "Hişâm"ın evi o gün yıkıldı.

Toprakları taşınıp, yalnız taşları kaldı.

 

"Zeyd bin Zeynel Âbidîn", gelmişti birgün ona.

Gidince, arkasından şöyle buyurdu bana:

 

“Bu genci şehîd edip, başını gezdirirler.

Sonra da, bir kamışın üzerine dikerler.”

 

Ben bunu işitince, çok hayret ettim, fakat,

Fazla zaman geçmeden, bu da oldu hakîkat.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan