|
68 - MUHAMMED BÂKIR (Rahmetullahi
Aleyh)
FEYİZ KAYNAĞI İDİ
"Resûl-i müctebâ"nın
torununun torunu.
Feyiz kaynağı bildi
cümle velîler onu.
Altıyüz yetmişaltı
yılında doğan bu zât,
Ellialtı yaşında eyledi
Hakka vuslat.
Vâkıf olduğu için
ilimlerin hepsine,
“Bâkır” yâni “çok
üstün” denildi
kendisine.
"Hazreti Ömer" ile
hazreti "Ebû Bekr"i,
Çok sevip, methederdi
sık sık bu büyükleri.
Bir gün hadîs okuyup,
dedi ki sonra hemen:
“Ebû Bek-i Sıddîk’tır
bunu bize nakleden”.
Dinliyenlerden biri,
îtirâz eyliyerek,
Dedi: “Onun râvîsi,
başkası olsa gerek.”
“Söylediğim gibidir”
dedi ise de İmâm,
O kimse, îtirâza eyledi
yine devam.
Bu kere toparlanıp,
oturdu kürsüsüne,
Ellerini, edeble koydu
dizi üstüne.
Dedi ki: “Yâ hazreti Ebû
Bekr efendimiz!
Bu hadîsin râvîsi,
sizler değil misiniz?”
O an, bir ses geldi ki:
“Öyledir yâ Muhammed!
Söylediğin hadîsin
râvîsi benim elbet.”
Orada olanların, hepsi
duydu bu sesi.
Îtirâz edenin de,
kalmadı bir şüphesi.
Bir gün de, Medînede,
bir gurupla o yine,
Otururken, bir ara
başını eğdi öne.
Bir müddet öyle durdu
tefekküre dalarak.
Sonra, şöyle buyurdu
başını kaldırarak:
“Bundan bir sene sonra,
Medîneye, bir kimse,
Dörtbin askerle gelip,
zulmederek herkese,
Üç günde, ahâlinin
öldürecek çoğunu.
O zaman ömrü olan,
görecek elbet bunu.”
Tam bir sene sonunda,
geldi "Nâfi bin Ezrâk",
Öldürdü çok kimseyi, hem
de zulüm yaparak.
O, inananlar ile, hep
Medîne şehrinden,
Çıkarak, kurtuldular o
zâlimin şerrinden.
"İmâm-ı âzam"a da,
birgün Muhammed Bâkır,
Bakarak, kendisine şöyle
buyurmuşlardır:
“Dînimizi bozanlar
çoğaldığı bir zaman,
Sen canlandıracaksın bu
dîni o zaaftan.
Yolu şaşıranlara, sen
olursun sığınak.
Ve o gün, korkanları sen
kurtarırsın ancak.”
Sahâbe-i kirâmdan,
"Câbir bin Abdullah"a,
Gittiğinde, gözleri
görmezdi onun daha.
Selâmını alarak, suâl
etti:
“Sen kimsin?”
O dedi ki: “Muhammed bin
Alî bin Hüseyin.”
“Ey Resûl'ün torunu,
yanıma gel!”
diyerek,
Onunla, muhabbetle
müsâfeha ederek,
Dedi ki: "Resûlullah,
bana buyurdular ki,
Benim oğullarımdan biri
ile vaktâ ki,
Görüşünceye kadar, sen
olursun hayatta.
"Muhammed bin Alî bin
Hüseyin"dir o zât
da.
Verecek Hak teâlâ ona
nûr ve hidâyet.
Sen onu gördüğünde,
benden ona selâm et”.
Ona ulaştırarak selâmını
Resûl’ün,
Fazla zaman geçmeden,
vefât etti aynı gün. |