|
68 - MUHAMMED BÂKIR (Rahmetullahi
Aleyh)
OĞLUNA VASİYYETİ
Bu büyük evliyânın,
sıhhatli bir ânında,
Oğlu "Câfer-i Sâdık"
bulunurdu yanında.
Vasiyyet eyledi ki bu
oğluna âcilen:
(Ey oğlum, cenâzemi sen
yıka ölünce ben.
Namâzlarda giydiğim bir
gömlek var ya benim,
O gömleğe sar beni, odur
benim kefenim.
Ve defnet cenâzemi,
pederimin yanına.
Senden gayri bir kimse,
girmesin mezarıma.)
Oğlu Câfer-i Sâdık,
dinledi bu sözleri.
Dedi ki: (Babacığım,
korkutmayın bizleri.
Sıhhatiniz iyidir,
gecinden versin Allah.
Daha nice seneler
yaşarsınız inşallah.)
Buyurdu ki:
(Ey oğlum, babam Zeynel
Âbidîn,
Bana işâret verdi,
hazırlık yapmam için.
Buyurdu ki: “Ey oğlum,
yap ki vasiyyetini,
Şu bir sâat içinde,
bekliyoruz biz seni.”)
Hakîkaten aradan geçince
tam bir sâat,
"Muhammed Bâkır" dahî,
eyledi Hakka vuslat.
Derdi ki: (Sen birine,
ne miktarda muhabbet,
Beslersen, o da seni o
kadar sever elbet.
Kim, "Allah korkusu"ndan
ağlarsa gözyaşıyle,
O göz, yanmıyacaktır
Cehennem ateşiyle.
Gözlerden, bir damla yaş
düşerse "Allah"
için,
Allah, çok günâhını
affeder o kişinin.
Bir kimsenin kalbinde,
ne kadar varsa "Kibir",
Aklında, o nisbette
noksanlık var demektir.
Kul, Rabbine ne kadar "duâ"
ederse eğer,
Rabbi, onu o kadar
belâdan halâs eder.
Kim, görmeyip kendinin
hatâ ve kusûrunu,
Gidip, başkalarında
ararsa hem de bunu,
Yâhut kendi yaptığı bir
aybı, başkasından,
Menetmeye kalkarsa, ne
fenâdır o insan.
Ömürler, “Rüyâ”
gibi, gâyet "kısa
an"dırlar.
İnsanlar uykudadır,
ölünce uyanırlar.)
Oğluna nasîhatta,
buyurdu: (Oğlum, sakın,
"Fâsık" kimseler
ile, olma hiç yâr ve
yakın.
"Cimri"
kimselerin de, uzak dur
ki yanından,
Zîrâ muhtâç olursan,
çekinirler yardımdan.
"Yalancı" olanla
da, dost olma ki ayrıca,
Dost görünür ve lâkin
değişir ayrılınca.
“Ahmak”la da
arkadaş olma ki, bu
gibiler,
İyilik yapacakken,
kemlik yapabilirler.
Hısım akrabâsını
ziyâreti terk eden,
Kimselerle, yârânlık
eyleme ki yine sen,
Kur'ânın üç yerinde,
böyle olan kişinin,
Lânetli olduğunu gördüm
de, bunun için.) |