|
65 - BEKİR BİN ABDULLAH
MÜZENÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
EVLİYÂYI ÇOK SEVİN
Tâbiîn-i kirâmdan olan
bu mübârek zât,
Tesirli sözleriyle
ederdi çok nasîhat.
Haram ve şüpheliden
sakınırdı pek fazla.
Emr-i mâruf yapardı
insanlara ihlâsla.
Derdi ki: (Ey insanlar,
yapsanız da çok günâh,
Hemen tövbe edin ki,
affeder çünkü Allah.
Hak teâlâ, Kur'ânda
buyurur ki: "Ey insan!
Semâyı doldursa da
yaptığın günâh, isyân,
Tövbe edip, îmânla
gelirsen bana şâyet,
Yaparım ben de sana, yer
dolusu mağfiret".)
Yine buyuruyor ki
“Müzenî” hazretleri:
(Sevmeye gayret edin Hak
dostu velîleri.
İyi amellerimin
arasında, ben bu gün,
O zâtlara sevgimi,
görüyorum en üstün.)
Yine o buyurdu ki:
(Mütevâzı olunuz.
Halk içinde, daha çok
kıymetli olursunuz.)
Arafât'da, vakfe'ye
durmuştu bu zât yine.
Şöyle düşünüyordu o an
kendi kendine:
"Şu hüccâcın içinde
olmasaydım eğer ben,
Hak teâlâ, onları
bağışlardı tamâmen."
Buyurdu:
(Bir kimseyi görürseniz
ki eğer,
İnsanların aybını,
herkese verir haber.
Yâni gıybet ediyor,
yapıyorsa nemmâmlık,
Cehennem ateşine
hazırlansın o artık.)
Zamanın hükümdârı, çok
severdi bu zâtı.
Bir gün teklîf etti ki,
ülkeye olsun kadı.
Lâkin o, kadılığı kabûl
eylemeyince,
Hükümdâr, "Olsun" diye
ısrâr etti bir nice.
O zaman, hükümdâra arz
etti ki o artık:
(Yemin ediyorum ki, ben
yapamam kadılık.
Bu sözüm doğru ise,
durumu eyledim arz.
Yalansa, yalancıdan,
zâten kadı olamaz.)
Buyurdu: (Ey insanlar,
din, öğüt nasîhattır.
Hem emri mâruf yapmak,
çok kıymetli tâattır.)
Bir Cumâ namâzında, çok
fazlaydı cemâat.
O dahî ediyordu, halka
va'z-ü nasîhat.
Buyurdu: (Şimdi bana
sorsalar ki, "Ey Bekir!
Şu insanlar içinde,
iyileri kimlerdir?"
Derim: "Emri
mâruf ve nehyi anil
münkeri,
En iyi yapanlardır, en
çok kıymetlileri."
Yâni islâmiyyeti öğrenip
kendi önce,
Başkalarına dahî
öğretendir güzelce.
Çünkü bütün yapılan
nâfile ibâdetler,
Bunların sevapları
toplansa hepsi eğer,
"Allah için gazâ"nın
sevâbının yanında,
Bir "damla" kadar bile
değildir esâsında.
Yine, Allah yolunda
gazâda çarpışmanın,
Allah için harp edip,
hattâ şehîd olmanın,
Ecri de, "Emri mâruf”
sevâbına nisbetle,
Bir deryânın yanında,
değildir "damla" bile.) |