ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

64 - RÂBİA-İ ADVİYYE (Rahmetullahi Aleyhâ)

ARTIK KÖLE DEĞİLSİN

 

Gündüz, ev sâhibine yapardı türlü hizmet.

Gece ise, Rabbine yapardı hep ibâdet.

 

Ev sâhibi, bir gece duydu onun sesini.

Baktığında, “Secde”de gördü hep kendisini.

 

Diyordu ki: (Yâ Rabbî, azdır bu ibâdetim.

Daha fazla yapmaktır, benim asıl niyetim.

 

Lâkin beni oyalar bu evin hizmetleri.

Vaktim olsa, gündüz de tâatten durmam geri.)

 

Ev sâhibi, bunları, dışardan duyuyordu.

Gördü ki, başı üzre bir “Nûr" parıldıyordu.

 

Sabah ona dedi ki: (Artık köle değilsin.

Serbestsin, istediğin yere gidebilirsin.)

 

Başka eve yerleşip, devamlı etti tâat.

Bir gün ve gecesinde, kılıyordu "Bin rekât".

 

O, Aslâ ayırmazdı yanından “Kefen”ini.

Üstünde yapıyordu, günlük ibâdetini.

 

Bir gün, zengin bir hanım geldi ziyâretine.

"Altın" dolu bir kese arz etti kendisine.

 

Almayınca, o kadın başladı ağlamaya.

Dedi: (Niçin almazsın, ne mâni var almaya?)

 

Buyurdu ki: (Râbia, “Hakîkî sâhib”inden,

Bunları istemeye bile hayâ ederken,

 

Geçici sâhibinden alır mı zannedersin?

Lütfen sen, bu keseyi kaldır, gözüm görmesin!

 

O, öyle bir “Rab”dır ki, kendini inkâr eden,

Kâfir kulunun dahî rızkını verir iken,

 

Kendi muhabbetiyle yaktığı bir kulunun,

Rızkını vermez mi hiç, imkânı var mı bunun?)

 

Başka bir gün, bir hanım geldi ziyâretine.

İçeriye girince, gitti çok garibine.

 

Zîrâ bir "Testi" ile, "Hasır" vardı bastığı.

Bir de yanıbaşında, "Kerpiç"ten bir yastığı.

 

Görünce yandı içi, dedi ki: (Ey Râbia!

Bir şeyler getireyim zenginlerden buraya.)

 

Buyurdu: (Ey kardeşim, şunu bil ki muhakkak,

Onları da, beni de, biliyor cenâb-ı Hak.

 

Her mahlûkun rızkını, kendisi vermektedir.

Her kulunun hâlini, çok iyi bilmektedir.)

 

Bir hafta, ard ardına oruçluyken mübârek,

Bu günlerde, az bile bulamadı bir yemek.

 

Sekizinci gününde, şiddetlendi açlığı.

O gün, yemek kabıyla, biri çaldı kapıyı.

 

Açıp aldı yemeği, gitti mum getirmeye.

Geldiğinde gördü ki, kedi gelmiş yemeye.

 

Onu, uzaklaştırmak isterken o yemekten,

Kedi kaba takılıp, yemeği döktü hepten.

 

Bardak için giderken, mum söndü birden bire.

Suyu içeyim derken, bardağı düştü yere.

 

Dedi ki: (Yâ ilâhî, ediyorsun imtihân.

Yalnız senin rızânı isterim yine her an.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan