ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

64 - RÂBİA-İ ADVİYYE (Rahmetullahi Aleyhâ)

YETİM VE ÖKSÜZDÜ

 

Tâbiîn-i kirâmdan, mübârek bir hanım zât.

"Seksen" yaşında iken, "Kudüs"te etti vefât.

 

Babası İsmâil ki, fakir idi bir nice.

Kendisinin "Üç kızı" var idi bundan önce.

 

Bu dahî kız olunca, oldu "Dört kız" evlâdı.

"Dördüncü" mânâsına, "Râbia" kondu adı.

 

Râbia-i Adviyye”, dünyâ'ya geldiğinde,

Saracak bir bez bile yok idi evlerinde.

 

Annesi mahzun olup, ricâ etti beğinden:

(Git biraz kandil yağı al komşunun birinden.)

 

Lâkin o, yıllar yılı şunu bilirdi ki hep:

"Allah'tan gayrisinden, edilmez bir şey talep".

 

Hanımı üzmenin de, islâmda yoktu yeri.

Komşunun kapısına "El sürüp" döndü geri.

 

Dedi: (Kapı kapalı, geri geldim almadan.)

Hanım bunu duyunca, çok ağladı o zaman.

 

O da çok üzülmüştü, uyudu o arada.

“Hazreti Peygamber”i görüverdi rüyâda.

 

"Peygamber Efendimiz" buyurdu: (Ey İsmâil!

Üzülme, zîrâ bunlar üzülecek şey değil.

 

Bu kızın, çok yüksek bir makâma erecektir.

Ve "Yetmiş bin" kişiye, şefâat edecektir.

 

Bu sabah uyanınca, gidiver vâlinize.

De ki: Resûlullah'ın selâmları var size.

 

Dedi ki: "O, her gece, okurdu yüz salevât.

Halbuki geçen gece, unuttu bunu fakat.

 

Keffâreti olarak, sana gelen kimseye,

Kendi helâl malından, yüz altın ver hediye.")

 

O sabah uyanınca, vâliye koştu hemen.

Buyurduğu sözleri, nakletti ona aynen.

 

Resûl’ün selâmını işitince o vâli,

Sevinç ve sürûrundan, bambaşka oldu hâli.

 

Zîrâ Peygamberimiz selâm gönderiyordu.

"Yâ Rabbî bu ne nîmet, ne seâdet" diyordu.

 

Bir daha duymak için Resûl’ün selâmını,

Dedi ki: (Duyamadım, tekrar et kelâmını.)

 

Resûl'ün selâmını tekrar etti vâliye.

Lâkin o, doymuyordu bu sözü dinlemeye.

 

Dedi ki: (Ey kardeşim, az duyuyor kulağım.

O sözünü, bir daha de ki, iyi duyayım.)

 

Söyletti "Yedi defâ" Resûl'ün selâmını.

Her bir selâmı için, ayırdı “Yüz altın”ı.

 

"Yedi yüz altın" oldu, verdi onun eline.

Tâzim ve hürmet ile uğurladı evine.

 

Biraz büyümüştü ki “Râbia” hazretleri,

Vefât etti peşpeşe annesiyle pederi.

 

Artık o kimsesizdi, ortada yalnız kalıp,

“Hizmetçi” yaptı onu, bir zâlim yakalayıp.

 

Gâibden denildi ki: (Kendini üzme sakın.

Çok yüksek olacaktır Cennetteki makâmın.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan