ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

63 - İBRÂHİM BİN EDHEM (Rahmetullahi Aleyh)

TATLILARINDAN GETİR!

 

Bir gün “İbrâhim Edhem”, bir sahrâya çıkmıştı.

Kovasını, "Su" için kuyuya sarkıtmıştı.

 

Geriye çektiğinde, kaldı hayret içinde.

Zîrâ baktı, su değil, "Gümüş" vardı içinde.

 

Hemen geri boşalttı ve sarkıttı bir daha.

Çektiğinde gördü ki, "Altın" dolu bu defâ.

 

Üzülüp, onları da boşalttı geri yine.

Kovasını, bir daha saldı kuyu dibine.

 

Kuyudan, abdest için “Su” beklerken, bu sefer,

Gördü ki çıktı kova, içi dolu "Mücevher".

 

Buyurdu ki: (Yâ Rabbî, değil bunlar isteğim.

Sâdece abdest için, bir miktar su isterim.)

 

Dördüncüde, kovayı sarkıtınca kuyuya,

Çektiğinde gördü ki, "Su" dolmuş o kovaya.

 

"Helâl lokma" yemeye, çok dikkat ediyordu.

O zaman, bir zenginin bağını bekliyordu.

 

Bağ sâhibi gelerek, dedi ki bir gün ona:

(Ey İbrâhim, şu bağdan tatlı nar getir bana!)

 

Topladı bir tabak nar, götürdü kendisine.

Lâkin topladıkları, "Ekşi" çıktı aksine.

 

Dedi ki: (Kaç senedir bu bağı bekliyorsun?

Tatlıyı, ekşisinden ayıramıyor musun?)

 

Dedi ki: (Ben bekçiyim, beklerim buraları.

Nasıl ayırt edeyim tatmadığım narları?)

 

Adam dedi: (Ben senin, bakınca ihlâsına,

"Sen İbrâhim Edhem'sin” diyesim gelir sana.)

 

Bu sözü işitince, “Tanımasınlar” diye,

O bağı terk ederek, gitti başka bir köye.

 

Bir gün de, huzûruna gelerek bir müslümân,

Nasîhat isteyince, buyurdu ki o zaman:

 

(Günâh işliyeceksen, iyice düşün, taşın.

Allah'ın gönderdiği bu rızkı yeme sakın.

 

O’na isyân etmeyi düşünüyorsan şâyet,

O’nun mülkünden çık da, başka yerde isyân et.

 

Hem mülkünde oturup, hem rızkını yiyerek,

Hem de gördüğü yerde, olur mu isyân etmek?

 

Hem Azrâil gelince, almak için rûhunu,

Müsâde etme sakın ve yanından kov onu.)

 

Soran kimse dedi ki: (Efendim, nasıl olur?

İmkân var mı hiç buna, melek nasıl kovulur?)

 

Buyurdu ki: (Öyleyse, tövbe eyle durmadan.

Zîrâ ölüm meleği, ânî gelir her zaman.

 

Mezarda, Münker-Nekîr ismindeki melekler,

Gelince, kov onları, suâle çekmesinler.)

 

Dedi ki: (Ey efendim, kovamam ben onları.)

Buyurdu ki: (Öyleyse, hazırla cevapları.)

 

O derdi ki: (Birine, verseler dünyâ malı.

Kalbinde, zerre kadar bir sevinç duymamalı.

 

Sonra da, o malları alsalar ondan yine,

Zerre kadar üzüntü gelmemeli kalbine.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan