ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

63 - İBRÂHİM BİN EDHEM (Rahmetullahi Aleyh)

NEDEN UYUYAMAZMIŞ?

 

Evliyânın büyüğü olan “İbrâhim Edhem”,

Terk etti Allah için taht ile tâcını hem.

 

Gece, sabaha kadar ibâdet ediyordu.

O, tâati uykudan daha çok seviyordu.

 

(Niçin uyumuyorsun?) diye sordu bir kişi.

Dedi: (Beni uyutmaz Cehennemin ateşi.)

 

Bir defâ, Hac yoluna çıktı azık almadan.

Tevekkül eyliyerek, o yola oldu revân.

 

Üç gün, bir şey yemeden, devam etti yoluna.

Nihâyet şeytân gelip, vesvese verdi ona:

 

(Terk ettin tahtı tâcı, sultânlığı atarak.

Şimdi hacca gidersin, aç ve susuz olarak.

 

Şâyet bırakmasaydın sen o büyük nîmeti,

Bu gün, çekmiyecektin bu kadar çok mihneti.)

 

Dedi: (Bunu söyliyen, bir şeytândır muhakkak.

Beni, onun şerrinden kurtarır cenâb-ı Hak.)

 

Gâibden denildi ki: (Onu iyi tanıdın.

Cebindekini at ki, rezîl olsun düşmânın.)

 

Fırlattı cebindeki "dört gümüş para"yı da.

İblis kaçtı yanından, sözü kaldı yarıda.

 

Bir gün de, bir sarhoşun yanından geçiyordu.

Ağzı kirli olarak yerlerde yatıyordu.

 

Düşündü: “Az da olsa, Allah diyen bir ağız,

Kirlenmişse, biz onu bu halde bırakmayız.”

 

Ve hemen su getirip, yıkadı gâyet iyi.

O sarhoş ayılınca, öğrendi hâdiseyi.

 

Hâlinden utanarak, etti sıkı bir tövbe.

Ve “İbrâhim Edhem”e oldu hâlis talebe.

 

Bir gün, bir taş gördü ve celbetti merâkını.

Üstünde yazardı ki: (Çevir, oku altını.)

 

"Acabâ ne yazıyor?" diye merak ederek,

Okudu o yazıyı, o taşı çevirerek:

 

(Mâdem öğrendiğinle, hiç amel etmiyorsun,

Niye bilmediğini öğrenmek istiyorsun?)

 

Allahü teâlâdan, ederdi hayâ, edeb.

Kalbi, Hak teâlâyı anmakla meşgûldü hep.

 

Ehemmiyet vermezdi, aslâ “Dünyâ malı”na.

Hiç îtibâr etmezdi mala mağrur olana.

 

Bir gün, zengin birisi, getirip "Bin altun"u,

Verip, ricâ etti ki: (Kabûl et lütfen bunu.)

 

Kabûl buyurmıyarak, dedi ki o adama:

(Ben, aslâ fakirlerden, hiç bir şey almam ama.)

 

Hayrete düştü zengin, onun bu sözlerinden.

Dedi: (Fakat efendim, fakir değilim ki ben.)

 

Buyurdu: (Biliyorum servetinin hepsini.

İster misin, onlardan daha ziyâdesini?)

 

O, (İsterim) deyince, buyurdu ki: (İşte bak.

Senden daha fakiri, hiç bulunmaz muhakkak.

 

Senin hâlin, fakirlik değildir de, ya nedir?

Fakir, aza doymayıp, çoğunu istiyendir.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan