|
63 - İBRÂHİM BİN EDHEM (Rahmetullahi
Aleyh)
SENSİN KÖTÜ ADAM
Bir gün İbrâhim Edhem,
emretti teb'asına:
(Atımı hazırlayıp,
getirin derhal bana!)
Av köpeğini alıp, ava
çıktı âcilen.
Karşısına az sonra, bir
av çıktı âniden.
Yakalamak üzere,
çoğalttı sür’atını.
Ve lâkin bir ses ile,
yavaşlattı atını.
Gâibten denildi ki:
(Ey İbrâhim, dikkat et.
Zîrâ sen, bunun için
yaratılmadın elbet.)
Durup meraklanarak,
baktı sağ ve soluna.
Kimseyi görmeyince,
devam etti yoluna.
Tekrar sürdü atını
avlanmak gâyesiyle.
Lâkin yine irkildi, daha
gür bir ses ile.
(Ey İbrâhim, bu işler
değil hiç senin işin.
Zîrâ yaratılmadın sen
böyle işler için.)
Hem bu sefer daha da
yakından geliyordu.
"Bunda hikmet var"
deyip, gidemedi ve
durdu.
Oradan geri dönüp,
rastladı bir çobana.
Kendi elbisesini çıkarıp
verdi ona.
Ve alarak çobanın abâ ve
başlığını,
Terk etti ilerdeki
pâdişahlık tâcını.
Oradan, Merv şehrine
doğru ilerliyorken,
Yolda,"âmâ" bir
adam geçiyordu köprüden.
Gözü görmediğinden,
kayıp düştü o âmâ.
Uzaktan onu görüp, acıdı
o adama.
(Allah'ım, onu koru!)
diye etti bir niyâz.
Nehire düşmesine,
kalmıştı henüz biraz.
Adam kaldı havada ve
düşmedi o suya.
İnsanlar ip salarak,
çektiler yukarıya.
Sonra da, ziyâreti arzu
etti "Kâbe"yi.
Yürüyerek kat'etti bu
uzun mesâfeyi.
Mekkeli âlimler de,
duymuşlardı methini.
Ve ziyâret kastiyle
Mekke'ye geldiğini,
Tuttular hep yolları,
âlimler ve cümle halk.
Zîrâ böyle zâtları,
âdetti karşılamak.
O ise, tanınmayı aslâ
istemiyordu.
Bir kâfile önünde,
yalnızca gidiyordu.
İnsanlar, ilk evvelâ onu
gördüklerinden,
Yanına yaklaşarak,
sordular ona hemen:
Dediler: (Yaklaştı mı
İbrâhim Edhem acep?
Zîrâ karşılamaya,
âlimler çıktılar hep.)
Dedi:
(Bırakın onu, ondan ne
istersiniz?
O, kötü bir kimsedir,
lâkin siz bilmezsiniz.)
O böyle söyleyince,
vurup ona bir tokat,
Dediler: (Kötü sensin, o
ise büyük bir zât.)
Ayrılınca, nefsine
diyordu ki:
(Ey ahmak!
Sen, herhalde isterdin,
şâşâlı karşılanmak.
Lâkin sen, ona değil,
lâyıksın bu tokata.
Haddini iyi bil de,
yapma böyle bir hatâ.)
Sonra, ona vuranlar,
tanıyınca kendini,
Özürler diliyerek, hep
öptüler elini. |