ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

62 - FUDAYL BİN İYÂD (Rahmetullahi Aleyh)

TAŞLAR ALTIN OLDU

 

O yehûdî, hakkını helâl eylemeyince,

Buna, hazreti “Fudayl” kederlendi bir nice.

 

Zîrâ çok korkuyordu “Kul borcu”yla ölmekten.

Hem de zevk alıyordu, borcunu ödemekten.

 

O helâl etmeyince, düştü büyük bir derde.

Zîrâ nasıl giderdi o borçla âhirete?

 

Yehûdî, zor duruma sokmak için “Fudayl”i,

Olmıyacak, zor işler teklîf etti bir hayli.

 

Dedi ki: (İstiyorsan benimle helâllaşmak,

Şu kayalık tepeyi, dümdüz eyle kazarak.)

 

“Fudayl” râzı oldu ve bir yerden buldu kazma.

Ve başladı o dağı ihlâs ile kazmaya.

 

Bu ihlâs ve azimle işe başladığından,

Hak teâlâ, Fudayl'e yardım etti fadlından.

 

Seher vakti "bir rüzgâr", Allah'ın izni ile,

Esince, o tepeden kalmadı bir iz bile.

 

Yehûdî bunu görüp, dona kaldı hayretten.

İşte bu hal, kalbine “Nûr” saldı hidâyetten.

 

İnsâf edip dedi ki: (Sen şimdi beni dinle.

Benden “Bir avuç altın” almıştın ya vaktiyle,

 

Ben yemin etmiştim ki: "Onları, bana Fudayl,

Vermedikçe, hakkımı etmiyeceğim helâl."

 

Şu yastığın altına, “Altın” koydum az önce.

Onları oradan al, bana getir öylece.

 

O bir avuç “Altın”ı getir ki bana derhal,

O takdîrde hakkımı, edeyim sana helâl.)

 

"Çakıl taşı" koymuştu yastığının altına.

Merak ediyordu ki, dönecek mi "Altın"a?

 

“Fudayl”, yastık altına uzanınca eliyle,

O taşlar, “Altın” oldu kudret-i ilâhîyle.

 

Yehûdî, avcundaki “Altın” olan taşları,

Görünce, gözlerinden aktı sevinç yaşları.

 

Kalbinde, “Îmân” nûru başladı parlamaya.

O artık hazır idi, "hâlis mü'min" olmaya.

 

Kalkıp ona sarıldı ve dedi ki: (Ey Fudayl!

Sende ne hakkım varsa, hepsini ettim helâl.

 

Müslümân olmam için, anlat bana dînini.

Ben de sana diyeyim, işin hakîkatini.)

 

Bu sefer “Fudayl” şaştı yehûdînin hâline.

Dedi ki: (Söyle peki, işin hakîkati ne?)

 

Dedi: (Okumuştum ki Tevrât’ta önceleri,

"Günâhına, hâlisen tövbe ederse biri,

 

Alâmeti şudur ki, taşı tutsa eliyle,

Taş “Altın”a çevrilir, kudret-i ilâhîyle."

 

"Çakıl taşı" koymuştum, ben de yastık altına.

Taşlar, senin elinde, dönüverdi "Altın"a.

 

Seni “İmtihân” için yapmıştım bu işi ben.

Pâk oldu kalbim şimdi, şu küfür pisliğinden.

 

Anladım ki, hak imiş senin dînin Vallahi.

Ayrıca samîmî ve hâlismiş tövben dahî.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan