ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

62 - FUDAYL BİN İYÂD (Rahmetullahi Aleyh)

EŞKIYÂ REÎSİYDİ

 

Eşkiyâlık yapardı gençlik senelerinde.

Lâkin ibâdetini, terk etmezdi yine de. 

 

Kendisi "Reîs" olup, vardı çok adamları.

O, çadırda oturur, sevk ederdi onları.

 

Bir gün, büyük bir kervan geliyordu ilerden.

Farketti adamları, kâfileyi o yerden.

 

Hazırlığa geçtiler yolunu kesmek için.

Lâkin çok malı vardı kervanda bir kişinin.

 

Getirirdi yanında çok “Altın”, hayli “Eşyâ”.

O dahî fark etti ki, pusu kurmuş eşkıyâ.

 

Düşündü ki: "Elimden gitse de bu eşyâlar,

Bâri altınlarımı almasın eşkıyâlar."

 

Altınlarını alıp, erken indi deveden.

Onları saklıyacak, bir yer aradı hemen. 

 

Az ilerde, bir “Çadır” görüp, girdi içeri.

Baktı, namâz kılıyor içerde gençten biri.

 

Bitirinceye kadar, yanında bekledi az.

Sonra selâm vererek, derdini eyledi arz.

 

Dedi: (Benim yanımda, çok miktar “Altın”ım var.

Lâkin kâfilemizi soyacak eşkıyâlar.

 

Bâri şu “Altın”larım elde kalsın diyorum.

Şöyle, emîn bir yere saklamak istiyorum.)

 

O adam, altınlara dönüp bakmadı bile.

Dedi: (Bırak onları, şuraya elin ile.)

 

O da koydu onları, çadırın kenârına.

Çıkarak geldi tekrar, kâfilenin yanına.

 

Gördü ki, kâfilede ne kadar mal ve eşyâ,

Var ise, tamâmını gasb ediyor eşkıyâ.

 

Soyguncular, kervanı tamâmiyle soyarak,

Ayrıldılar oradan, pek sevinçli olarak.

 

O kimse düşündü ki: "Bâri o altınları,

Alıp da, terk edeyim acele buraları."

 

Gelip bu fikir ile, çadıra girdi o zât.

Müthiş bir manzarayla karşılaştı o fakat.

 

Zîrâ baktı, içerde, toplanmış eşkıyâlar.

O “Adam”ın önünde, yığılmış cümle mallar.

 

Daha önce gördüğü namâz kılan genç ise,

Cümle harâmîlerin reîsiymiş meğerse.

 

“Fudayl”, zengin adama şöyle baktı o zaman.

Dedi: (Altınlarını, gel aynen, al oradan!)

 

Bu cevâbı alınca, şaşırdı zengin kişi.

Onları aldı ama, anlamadı bu işi.

 

Adamları dedi ki: (Sen ne yaptın ey Fudayl?

Biz topladık, sen ise dağıtırsın, ne bu hal?)

 

Dedi: (Mâdem o kişi, bana etmiş “Hüsnü zan”,

Ben onun bu zannını, doğru çıkardım şu an.

 

Ben de, cenâb-ı Hakk’a “Hüsnü zan” ediyorum.

Ola ki, O da beni utandırmaz diyorum.

 

Benim bu zannımı da, doğrular Hak teâlâ.

Bu işlerden kurtarıp, çıkarır “Doğru yol”a.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan