|
61 - EVZÂÎ HAZRETLERİ (Rahmetullahi
Aleyh)
CEHENNEM
Tebe-i tâbiînden
“Evzâî” hazretleri,
Devrinin teki olup,
üstün idi halleri.
Bir gün halîfe “Câfer”,
geldi ziyâretine.
Nasîhat etmesini ricâ
etti kendine.
Buyurdu ki: Ey Câfer,
Cibrîl aleyhisselâm,
Resûl'ün huzûruna
geldiğinde bir zaman,
Peygamber Efendimiz,
buyurdu ki Cibrîl'e:
"Ey Cibrîl, bana
biraz Cehennemden
bahseyle."
Dedi: (Yâ Resûlallah,
emretti cenâb-ı Hak.
Cehennem, tam "Bin
sene" yandı korkunç
olarak.
Öyle bir hal aldı ki ey
Allah'ın Habîbi!
İçi oldu tamâmen "Kıpkırmızı,
nar" gibi.
Bir daha emreyledi
“Ateş”e Hak teâlâ.
"Bin sene" daha
yandı, hem de bilâ
fâsıla.
Bundan sonra, daha da
şiddetlendi ateşi.
Bu sefer kırmızıdan, "Sarı"ya
döndü içi.
Ve yine Cehenneme
emretti cenâb-ı Hak:
"Bin sene" daha
yandı, fâsılasız olarak.
Böylece "Üçbin sene"
yandı yâ Resûlallah!
Çok korkunç bir hal
aldı, içi oldu "Simsiyâh".
Cehennemin içinden,
alınsa bir "Elbise",
Dünyâ'da olanlara,
uzaktan gösterilse,
Onun çirkinliğinden ve
fenâ kokusundan,
Ânında ölürlerdi,
dünyâdaki her insan.
Yâ Resûlallah, şâyet
Cehennemdekilere,
İçirilen o iğrenç "Kaynar
su”dan, bir zerre,
Dünyâdaki sulara
damlatılsaydı eğer,
Ondan içen kimseler,
ölürdü birer birer.
Ve eğer Cehennemde, bu
dünyâ'dan bir kimse,
Biraz yanıp, tekrardan
dünyâ'ya getirilse,
Onun iğrenç hâlinden ve
fenâ kokusundan,
Ölürdü bu dünyâ'da onu
gören her insan.)
“Evzâî”
hazretleri devam etti:
(Ey Câfer!
Bunları işitince
ağlamıştır Peygamber.
Bu şiddetli “Cehennem",
şimdi vardır ve lâkin,
Bir tedârikin var mı,
bundan kurtulmak için?
Kim ibâdet ederse, bulur
"İzzet" ve “Şeref".
Ve kim günâh işlerse,
"Zelîl” olur mâlesef.
Ey Câfer, kul dünyâ'da,
her amelinden bizzât,
Hesâba çekilecek, gün
gün ve sâat sâat.
O, “Amel defteri”ni
görünce satır satır,
Yaptığı günâhlardan,
mahcûb olur, utanır.
Öyle çok üzülür ki,
pişmân olur bin kere.
Lâkin yoktur faydası,
olan olmuş bir kere.
Ey Câfer, "Ölüm”ü
de unutma hiç bir zaman.
Zîrâ isyân edemez, ölümü
hâtırlıyan.
Bir insan bilirse ki,
söylediği her sözün,
Mahşerde, hesâbını
Rabbine verir bir gün,
Az konuşur o kişi,
susmayı tercîh eder.
Zîrâ "Susan kurtuldu"
buyurmuştur Peygamber.
"Az söyler, çok iş
yapar" kâmil olan
müslümân.
Münâfık, "Çok konuşur,
az iş yapar" her zaman. |