|
60 - CÂFER-İ SÂDIK (Rahmetullahi
Aleyh)
BENİ YALNIZ BIRAK!
"İmâm-ı Câfer Sâdık",
fıkıh, hadîs ve tefsîr,
Gibi ilimlerde de,
devrin bir tânesidir.
İmâm-ı âzam dahî buyurdu
ki bu babta:
(Ondan derin bir
âlim, görmedim ben
hayatta.)
Her mârifette mâhir,
üstâddı her ilimde.
Doğru ve sâdıklığı,
meşhurdu halk indinde.
Yumuşak huylu olup,
kimseyi incitmezdi.
Alçak gönüllü, yâni, çok
mütevâzı idi.
Her mü'mini, kendinden
bilirdi daha üstün.
Hattâ kölelerini
çağırarak o bir gün,
Buyurdu ki: (Allah'ın
müsâde ve izniyle,
Geliniz, bir sözleşme
yapalım sizin ile.
Hangimiz Cehennemden
olursak eğer âzâd,
O kişi, hepimize, o gün
etsin şefâat.)
Dediler: (Ey Allah'ın
Resûlünün evlâdı!
Ne için yaparsınız bu
sözleşme ve ahdı?
Varken sizin şerefli, o
yüce ecdâdınız,
Gayrinin mededine, var
mı ihtiyâcınız?)
Buyurdu: (Bu
amel ve işim ile, yarın
ben,
Yüzüne bakmak için,
utanırım dedemden.
Ona lâyık bir evlât
olamam belki diye,
Mürâcât ediyorum bu
hususta gayriye.)
O, bir müddet evinde,
inzivâ eyliyerek,
İnsanlar arasına
karışmamış idi pek.
“Süfyân-ı Sevrî”
ise, varıp bunun
farkına,
Gidip, şöyle söyledi bu
Allah adamına:
(Uzlete çekildiniz ey
Câfer, acep neden?
İnsanlar mahrum kaldı,
sizden istifâdeden.)
Buyurdu: (Şimdi
böyle gerekiyor ey
Süfyân!
Zîrâ zaman bozuldu,
değişti çoğu insan.
Günler geçtiği gibi,
geçip gitti vefâ da.
Dünyâ'ya meyyâl oldu
insanlar bu defâ da.)
Yine Süfyân-ı Sevrî, ona
geldi bir vakit.
Lâkin o buyurdu ki: (Ey
Süfyân, buradan git!
Zîrâ sen, sultân ile sık
sık görüşüyorsun.
O seni arıyor ve sen ona
gidiyorsun.
Bense, mümkün mertebe,
dururum ondan ırak.
Böylesi daha iyi, sen
beni yalnız bırak!)
O dedi: (Öyle
ise, bir hadîs eyle
beyân.
Yoksa, bir adım bile
geri gitmem buradan.)
Buyurdu: (Kim isterse
nîmeti artsın daha,
Arttırsın öyle ise, o,
şükrünü Allah'a.
Zîrâ buyuruyor ki
rabbimiz bir âyette:
"Eğer şükrederseniz,
arttırırım elbette."
"Ve
eğer kıymetini
bilmezseniz, o vakit,
Elinizden alır ve azâb
ederim şedît."
Rızkı daralan dahî,
etsin tövbe, istiğfâr.
Zîrâ istiğfâr ile,
kulların rızkı artar.) |