|
60 - CÂFER-İ SÂDIK (Rahmetullahi
Aleyh)
FEYİZ KAYNAĞI İDİ
İslâm âlimlerinin
gözbebeklerindendir.
Hem dahî "Seyyid"
olup, evlâd-ı
Resûl’dendir.
Tâbiîn-i kirâmdan büyük
âlim, evliyâ.
Ondan yayılıyordu
kalplere nûr ve ziyâ.
Dedesinin dedesi “Server-i
kâinât”tır.
Bilcümle evliyâya, feyiz
veren bir zâttır.
Annesi "Ümmü Ferve",
hem baba, hem anneden,
Hazreti Ebû Bekr'e
dayanır ayriyeten.
Temiz, yüksek bir soya
sâhip olduğu gibi,
Güler yüz, tatlı dilli,
çok büyük bir velîydi.
Kırmızı beyaz idi yüz
rengi de bilhassa.
Hem "Orta boylu"
olup, değildi uzun,
kısa.
O, din ilimlerinde mâhir
olduğu gibi,
Fen bilgilerinde de
olmuştu söz sâhibi.
İlim ve mârifette, zühd,
verâ ve takvâda,
Meşhurdu üstünlüğü,
güzel huy ve ahlâkta.
O, Resûl-i ekremin
dîninin sultânıydı.
Nübüvvet kemâlinin
delîli, burhânıydı.
O, tam vârisi idi
Server-i kâinâtın.
Ve gönül meyvasıydı
evliyâyı kirâmın.
O, Hak âşıklarının
serveri, önderiydi.
Ve aşk sâhiplerinin
delîli, rehberiydi.
"Tefsîr ilmi"nde
dahî, eşsizdi zamanında.
Düşüp bayılıyordu bâzı
namâzlarında.
Bir gün “Dâvud-i Tâî”,
sabah çıktı evinden.
Ve Câfer-i Sâdık'ın
yanına geldi hemen.
Dedi ki: (Sen, Resûl’ün
mübârek torunusun.
Bana nasîhat et ki, şu
kalbim huzûr bulsun.)
Buyurdu ki: (Ey
Dâvud, zâhidsin sen de
ama.
İhtiyâcın var mı ki
benim nasîhatıma?)
Dedi: (Evet, çünkü sen
evlâd-ı Resûl’densin.
O kandan, bir zerre var
kanında hem de senin.
Var elbet üstünlüğün,
cümle Mekke halkına.
Muhtâçtır herkes bu gün,
senin nasîhatına.)
Buyurdu ki:
(Ey Dâvud, bu, soy işi
değildir.
yalnız hâlis ameller,
orada fayda verir.
Ceddim Resûl-i ekrem,
mahşerde, bana yarın,
Sorarsa: "Niçin bana tam
hakkıyla uymadın?
Sen bana bu kadar mı
uyacaktın ey oğlum?"
Diye buyurmasından, pek
fazla korkuyorum.)
Dâvud bunu duyunca,
başladı ağlamaya.
Dedi: (Yâ Rab, bu işi,
gücüm yok anlamaya.
O “Câfer-i Sâdık”
ki, torunudur Resûl’ün.
İlim ve mârifette,
cihânda tektir bu gün.
Sözleri, yaşayışı, senet
ve vesîkadır.
Dedesi "Resûlullah",
ninesi "Fâtıma"dır.
Buna rağmen, o böyle çok
korkarsa bu günde,
Dâvud'un hâli n'olur,
yarın mahşer gününde?
Onun, böyle bir korku
sarar ise içini,
Dâvud kim oluyor ki,
beğensin bir işini.) |