ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

60 - CÂFER-İ SÂDIK (Rahmetullahi Aleyh)

FEYİZ KAYNAĞI İDİ

 

İslâm âlimlerinin gözbebeklerindendir.

Hem dahî "Seyyid" olup, evlâd-ı Resûl’dendir.

 

Tâbiîn-i kirâmdan büyük âlim, evliyâ.

Ondan yayılıyordu kalplere nûr ve ziyâ.

 

Dedesinin dedesi “Server-i kâinât”tır.

Bilcümle evliyâya, feyiz veren bir zâttır.

 

Annesi "Ümmü Ferve", hem baba, hem anneden,

Hazreti Ebû Bekr'e dayanır ayriyeten.

 

Temiz, yüksek bir soya sâhip olduğu gibi,

Güler yüz, tatlı dilli, çok büyük bir velîydi.

 

Kırmızı beyaz idi yüz rengi de bilhassa.

Hem "Orta boylu" olup, değildi uzun, kısa.

 

O, din ilimlerinde mâhir olduğu gibi,

Fen bilgilerinde de olmuştu söz sâhibi.

 

İlim ve mârifette, zühd, verâ ve takvâda,

Meşhurdu üstünlüğü, güzel huy ve ahlâkta.

 

O, Resûl-i ekremin dîninin sultânıydı.

Nübüvvet kemâlinin delîli, burhânıydı.

 

O, tam vârisi idi Server-i kâinâtın.

Ve gönül meyvasıydı evliyâyı kirâmın.

 

O, Hak âşıklarının serveri, önderiydi.

Ve aşk sâhiplerinin delîli, rehberiydi.

 

"Tefsîr ilmi"nde dahî, eşsizdi zamanında.

Düşüp bayılıyordu bâzı namâzlarında.

 

Bir gün “Dâvud-i Tâî”, sabah çıktı evinden.

Ve Câfer-i Sâdık'ın yanına geldi hemen.

 

Dedi ki: (Sen, Resûl’ün mübârek torunusun.

Bana nasîhat et ki, şu kalbim huzûr bulsun.)

 

Buyurdu ki: (Ey Dâvud, zâhidsin sen de ama.

İhtiyâcın var mı ki benim nasîhatıma?)

 

Dedi: (Evet, çünkü sen evlâd-ı Resûl’densin.

O kandan, bir zerre var kanında hem de senin.

 

Var elbet üstünlüğün, cümle Mekke halkına.

Muhtâçtır herkes bu gün, senin nasîhatına.)

 

Buyurdu ki: (Ey Dâvud, bu, soy işi değildir.

yalnız hâlis ameller, orada fayda verir.

 

Ceddim Resûl-i ekrem, mahşerde, bana yarın,

Sorarsa: "Niçin bana tam hakkıyla uymadın?

 

Sen bana bu kadar mı uyacaktın ey oğlum?"

Diye buyurmasından, pek fazla korkuyorum.)

 

Dâvud bunu duyunca, başladı ağlamaya.

Dedi: (Yâ Rab, bu işi, gücüm yok anlamaya.

 

O “Câfer-i Sâdık” ki, torunudur Resûl’ün.

İlim ve mârifette, cihânda tektir bu gün.

 

Sözleri, yaşayışı, senet ve vesîkadır.

Dedesi "Resûlullah", ninesi "Fâtıma"dır.

 

Buna rağmen, o böyle çok korkarsa bu günde,

Dâvud'un hâli n'olur, yarın mahşer gününde?

 

Onun, böyle bir korku sarar ise içini,

Dâvud kim oluyor ki, beğensin bir işini.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan