ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

58 - ATÂ BİN EBÎ REBÂH (Rahmetullahi Aleyh)

ŞEREF, İLİM İLEDİR

 

Tâbiîn-i kirâmdan bir hadîs âlimidir.

İlmiyle, insanları yıllarca etti tenvîr.

 

Bir gün, sevdiklerinden suâl etti birisi.

Dedi ki: (Ey efendim, nedir zikir meclisi?)

 

Buyurdu ki: (Allah'ın emirleri nelerdir?

Bu gibi hususların konuşulduğu yerdir.

 

Namâz nasıl kılınır, oruç nasıl tutulur?

Bunlar konuşulursa, işte bu, zikir olur.)

 

Hükümdâr Abdülmelik, Hacca gitti bir sene.

Rastladı Beytullah'ta bu “İslâm âlimi”ne.

 

O “Velî”yi görünce, ayağa kalktı bizzât.

Dedi: (Eder misiniz bana biraz nasîhat?)

 

O dahî cevâbında buyurdu ki: (Ey melik!

Allah'tan çok korkmandır, nasîhatim sana ilk.

 

Çünkü herşeyin başı, bu "Allah korkusu"dur.

İnsan, iki âlemde, bununla huzûr bulur.

 

Maiyyetin altında bulunan şu millete,

Hep iyilik eyle ki, düşmesinler zillete.

 

Büyükleri "Baba" bil, küçükleri "Evlâd"ın.

Zîrâ bunların hâli, sorulur senden yarın. 

 

Halkına kibirlenme, hallerine bak, acı.

Yoksa senden olurlar mahşer günü dâvâcı.)

 

Vaktâ ki sona erdi onun nasîhatleri,

Abdülmelik dedi ki: (Ey Atâ hazretleri!

 

Siz hep, başkalarına yardımdan söz ettiniz.

Peki, sizin yok mudur bizden bir isteğiniz?)

 

Buyurdu ki: (Ey melik, biz, her dileğimizi,

Rabbimizden isteriz, O, mahrum etmez bizi.)

 

Abdülmelik dedi ki: (Bu hal, ne de iyidir.

Zâten seni yücelten, bu hâlin değil midir?)

 

Sultânın oğulları, "Velîd" ile "Süleymân",

Bu islâm âliminden ders alırdı her zaman.

 

"Süleymân", geçtiğinde babasının yerine,

Yine devam ederdi bu zâtın derslerine.

 

Huzûruna gelir ve edeble diz çökerdi.

Edebe, titizlikle, tam riâyet ederdi.

 

Kendi oğullarına, her gün dersten dönünce,

Derdi: (İlme çalışın, bu lâzım size önce.

 

Sultânı olsam da ben, şu anda şark ve garbın,

Gidip diz çöküyorum huzûrunda o zâtın.)

 

Ondan sonra, kardeşi "Velîd" de oldu sultân.

Bu âlimi, yanına dâvet etti bir zaman.

 

Saraydan içeriye girince bu büyük zât,

Velîd dedi: (Ediniz, bana biraz nasîhat.)

 

O da "Peki" diyerek, buyurdu: (Ey hükümdâr!

Cehennemin içinde, çok derin bir vâdi var.

 

Ona, "Hembeb" denir ki, azâbı pek acıdır.

Sırf zâlim hükümdârlar orada yanacaktır.)

 

Bayılıp yere düştü Velîd onun önünde.

"Rabbânî tesir" vardır evliyânın sözünde.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan