|
58 - ATÂ BİN EBÎ REBÂH (Rahmetullahi
Aleyh)
ŞEREF, İLİM İLEDİR
Tâbiîn-i kirâmdan bir
hadîs âlimidir.
İlmiyle, insanları
yıllarca etti tenvîr.
Bir gün, sevdiklerinden
suâl etti birisi.
Dedi ki: (Ey efendim,
nedir zikir meclisi?)
Buyurdu ki: (Allah'ın
emirleri nelerdir?
Bu gibi hususların
konuşulduğu yerdir.
Namâz nasıl kılınır,
oruç nasıl tutulur?
Bunlar konuşulursa, işte
bu, zikir olur.)
Hükümdâr Abdülmelik,
Hacca gitti bir sene.
Rastladı Beytullah'ta bu
“İslâm âlimi”ne.
O “Velî”yi görünce,
ayağa kalktı bizzât.
Dedi:
(Eder misiniz bana biraz
nasîhat?)
O dahî cevâbında buyurdu
ki: (Ey melik!
Allah'tan çok
korkmandır, nasîhatim
sana ilk.
Çünkü herşeyin başı, bu
"Allah korkusu"dur.
İnsan, iki âlemde,
bununla huzûr bulur.
Maiyyetin altında
bulunan şu millete,
Hep iyilik eyle ki,
düşmesinler zillete.
Büyükleri "Baba"
bil, küçükleri "Evlâd"ın.
Zîrâ bunların hâli,
sorulur senden yarın.
Halkına kibirlenme,
hallerine bak, acı.
Yoksa senden olurlar
mahşer günü dâvâcı.)
Vaktâ ki sona erdi onun
nasîhatleri,
Abdülmelik dedi ki: (Ey
Atâ hazretleri!
Siz hep, başkalarına
yardımdan söz ettiniz.
Peki, sizin yok mudur
bizden bir isteğiniz?)
Buyurdu ki:
(Ey melik, biz, her
dileğimizi,
Rabbimizden isteriz, O,
mahrum etmez bizi.)
Abdülmelik dedi ki: (Bu
hal, ne de iyidir.
Zâten seni yücelten, bu
hâlin değil midir?)
Sultânın oğulları,
"Velîd" ile "Süleymân",
Bu islâm âliminden ders
alırdı her zaman.
"Süleymân",
geçtiğinde babasının
yerine,
Yine devam ederdi bu
zâtın derslerine.
Huzûruna gelir ve edeble
diz çökerdi.
Edebe, titizlikle, tam
riâyet ederdi.
Kendi oğullarına, her
gün dersten dönünce,
Derdi:
(İlme çalışın, bu lâzım
size önce.
Sultânı olsam da ben, şu
anda şark ve garbın,
Gidip diz çöküyorum
huzûrunda o zâtın.)
Ondan sonra, kardeşi "Velîd"
de oldu sultân.
Bu âlimi, yanına dâvet
etti bir zaman.
Saraydan içeriye girince
bu büyük zât,
Velîd dedi: (Ediniz,
bana biraz nasîhat.)
O da "Peki" diyerek,
buyurdu: (Ey hükümdâr!
Cehennemin içinde, çok
derin bir vâdi var.
Ona, "Hembeb"
denir ki, azâbı pek
acıdır.
Sırf zâlim hükümdârlar
orada yanacaktır.)
Bayılıp yere düştü Velîd
onun önünde.
"Rabbânî tesir"
vardır evliyânın
sözünde.
|