|
57 - ZEYNEL'ÂBİDÎN ALÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
OĞLUNA NASÎHATİ
Peygamberin torunu "Zeynel'âbidîn
Alî",
Büyük zât olduğuna,
şâhit idi her hâli.
Oğlu “Muhammed Bâkır”
hazretlerine, bizzât,
Hâl-i hayatlarında,
şöyle etti nasîhat:
(Şu dört kısım insanla,
yapma hiç arkadaşlık.
Bunların birincisi,
günâhkâr, yâni "Fâsık".
İkinci "Cimri"dir
ki, bu, pek fenâ bir
sıfat.
Cimriden, hiç kimseye
erişmez bir menfaat.
Üçüncüsü "Yalancı",
ona da olma yakın.
Muhakkak bir zarara
uğratır seni yarın.
Dördüncüsü, "Sıla-i
rahmi terk eyliyenler".
Kur'ânda, lânetlendi
zîrâ böyle kimseler.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Mahşerde, münâdîler,
Şu üç kısım kulları,
Cennete dâvet eder.
Seslenir mahşer günü bir
melek, ahâliye:
(Fazîlet sâhipleri
ayağa kalksın!)
diye.
Bir gurup kalktığında,
seslenir bir münâdî,
Der ki: (Sizler,
Cennete gidiniz şimdi
haydi!)
Yolda, karşılarına çıkar
bâzı melekler.
Onlara, (Siz kimsiniz?)
diye suâl ederler.
Onlar cevap verir ki: (Biz,
fazîlet ehliyiz.)
Sorarlar ki: (Ne idi
sizin fazîletiniz?)
Derler ki:
(Hakârete ve zulme
sabrederdik.
Kötülük yapanı da, biz
yine affederdik.)
O melekler derler ki:
(Ne güzeldir hâliniz.
Cennete götürüyor sizi
bu ameliniz.)
Sonra, ehli mahşere nidâ
eder bir melek:
(Sabır ehli nerdedir,
hepsi kalksın!)
diyerek.
Bir gurup kalktığında,
seslenir ki münâdî:
(Siz de ey ehli
sabır, Cennete gidin
haydi!)
Onları da karşılar,
yolda bâzı melekler.
Ve yine, (Siz kimsiniz?)
diye suâl ederler.
(Sabır ehliyiz)
diye, arz edince onlar
da,
Derler: (Sizin sabrınız,
ne idi ki dünyâ'da?)
Derler ki:
(İbâdette, güçlüğe
katlanırdık.
Ve nefse uymamakta,
kararlı davranırdık.)
Melekler memnun olup,
derler ki: (Haydi gidin.
Bu sabr'ın mükâfâtı
Cennettir, ona girin.)
Sonra ehli mahşere,
şöyle nidâ edilir:
(Allahü
teâlânın komşuları
nerdedir?)
Kalkar az bir cemâat,
seslenir bir münâdî.
Der ki:
(Siz de, Cennete gidiniz
şimdi haydi!)
Yolda, bâzı melekler
karşılar onları da.
Derler: (Sizin işiniz,
ne idi ki dünyâ'da?)
Derler:
(Biz, Allah için
ziyârete giderdik.
Ve birbirlerimizi, Allah
için severdik.
Bizim dostluğumuza,
karışmazdı menfaat.
Sâdece Allah için
yapardık biz icrâat.)
Derler: (Bu ameliniz, ne
güzeldir elbette.
Haydi, sonsuz olarak
girip kalın Cennette.) |