|
57 - ZEYNEL'ÂBİDÎN ALÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
ŞAŞARIM KİBİRLİYE
Hasta oldu bir zaman "Zeynel'âbidîn
Alî".
Geldi ziyâretine onu
seven ahâli.
Onları karşılayıp,
buyurdu ki: (Şimdi siz,
Buraya, ne maksat ve
niyet ile geldiniz?)
Dediler ki:
(Biz sizi seviyoruz da,
ondan.
Ziyârete gelmiştik,
hasta olduğunuzdan.)
Buyurdu ki: (Kim beni, "Allah"
ve "Resûlullah",
Hakkı için severse,
bulur o, sonsuz felâh.
Arş-ı âlâ altında,
gölgelenir mahşerde.
O gölgeden başka da,
gölge olmaz o yerde.
Hak teâlâ, bu hâlis
sevgi için, kat be kat,
Cennetinde, onlara,
verecektir mükâfât.
“Dünyâlık” için
dahî, severse her kim
yine,
Kavuşurlar hesapsız
dünyâ nîmetlerine.)
Ziyârete geldiler bir
zaman kendisini.
Emretti kölesine, yemek
getirmesini.
Köle, sofra elinde
çıkarken merdivenden,
Yemek dolu o sofra,
kayıverdi elinden.
Altta, küçük oğlunun
üstüne düştü hem de.
Çok sevdiği çocuğu,
vefât etti o demde.
Titremeye başladı köle
ona bakarak.
Düşündü ki "Büyük bir
cezâ verir muhakkak."
Lâkin Zeynel'âbidîn
hazretlerini ise,
Hiç sinirlendirmedi bu
müessif hâdise.
Buyurdu ki:
(Hiç korkma, affeyledim
Vallahi.
Ve seni, Allah için âzâd
ettim hem dahî.)
Techîz ve tekfînini
yapıp kendi eliyle,
Defn etti cenâzeyi, o
üzgün hâli ile.
Buyurdu ki: (Şaşarım şu
kibredenlere hep.
Zîrâ kibirlenecek,
neleri vardır acep?
Bir damlacık “Su”
idi, “Leş” olur
sonra yarın.
Yâni gururlanacak, nesi
vardır onların?
Yine şu kullara da,
şaşarım pek ziyâde.
Ki, Hakkın kudretini
ederler müşâhede.
Meselâ gözleriyle
görürler ki, bir insan,
Meydana gelmektedir, bir
damla “Kan” ve “Su”dan.
Ayrıca gözleriyle görür
ki onlar yine,
Bir "Çekirdek"
koyarlar, şu toprağın
içine.
Az zamanda büyüyüp, koca
bir "Ağaç" olur.
"Bu nasıl oldu?" diye,
etmezler hiç tasavvur.
Onlar, bu hakîkati
görürler de pek iyi,
Yine inkâr ederler,
mahşerde dirilmeyi.
Şu geçici dünyâ'ya
sarılırlar da nice,
O ebedî hayâtı unuturlar
iyice.
"Zarûrettir"
diyerek, dünyâ'ya
çalışırlar.
Bütün ömürlerini, geçim
için harcarlar.
Ve lâkin bilmezler ki,
asıl zarûret olan,
Farzları edâ edip,
kaçınmaktır günâhtan.
Çünkü kula, ölünce,
bunlar sorulacaktır.
Cevap veremez ise,
ateşte yanacaktır.) |