ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

57 - ZEYNEL'ÂBİDÎN ALÎ (Rahmetullahi Aleyh)

CEYLÂNIN KONUŞMASI

 

"Zeynel'âbidîn Alî", bir büyük evliyâdır.

Evlâd-ı Resûl olup, kerâmetleri vardır.

 

Bir zât der ki: Yapınca, ben Hac farîzesini,

Gördüm “Zeynel'âbidîn Alî bin Hüseyin”i.

 

Zulmüyle meşhur olan var idi ki bir melik,

O beni görür görmez, o zâlimi sordu ilk.

 

Dedim: (Kûfe'de iken, hayattaydı o yine.

Hâlâ devam ederdi halka zulümlerine.)

 

Ben böyle söyleyince, çok üzülüp o ara,

Bir bedduâ eyledi o zâlim hükümdâra.

 

Ellerini kaldırıp, dedi ki: (Yâ ilâhî!

Demir ve ateş ile azap yap ona dahî.)

 

Ayrılıp, devam ettim daha sonra yoluma.

Kûfe'de, o zâlimi sordum ben bir dostuma.

 

Dedi ki: (Bıçak ile kestiler ellerini.

Daha sonra, ateşte yaktılar bedenini.)

 

Dedim ki: "Sübhânallah, o evlâd-ı Resûl’ün,

Duâsı kabûl oldu, geçmeden fazla bir gün.”

 

Bir gün de, ev halkı ve hizmetçileri ile,

Sahrâya çıkmışlardı, gezinmek gâyesiyle.

 

Sabah kahvaltısını tam yapacakları an,

Uzaktan, yanlarına gelip durdu bir “Ceylân”.

 

Daha sonra, yavaşça yaklaştı o sofraya.

Birlikte yemek yiyip, ayrıldı daha sonra.

 

Yine dostları ile, sahrâda otururdu.

Güzel yüzlü bir “Ceylân”, yanına gelip durdu.

 

Yaptı ayaklarıyle bir takım işâretler.

Bir şeyler söyler gibi, çıkarttı bâzı sesler.

 

Dostları bunu görüp, meraklandılar o an.

Dediler ki: (Efendim, ne istiyor bu hayvan?)

 

Buyurdu: (Bir derdi var, onu haber veriyor.

Ve onun halli için, benden yardım istiyor.

 

Diyor ki: "Alıp gitti yavrumu köyden biri.

Hiç süt emziremedim, ona ben dünden beri.")

 

Birisini gönderip, çağırttı hemen onu.

Buyurdu ki: (Tutmuşsun, sen bunun yavrusunu.

 

Der ki: "Süt veremedim, dünden beri yavruma”.

O yavruyu getir de, süt versin biraz ona.)

 

Köylü, hayret içinde, getirdi gidip onu.

Ana ceylân, emzirip, doyurdu yavrusunu.

 

Sonra da buyurdu ki köylü kimseye yine:

(Bağışla bu yavruyu istersen annesine.)

 

Köylü "Peki" dedi ve yavruyu verdi hemen.

Ceylân, yavrusu ile uzaklaştı o yerden.

 

Hoplayıp sıçrıyarak, sevinçle gidiyordu.

Arkasına bakarak, sanki bir şey diyordu.

 

Sordu yanındakiler Alî bin Hüseyin'e.

Dediler ki: (Bu ceylân, bir şeyler söyler yine.)

 

Buyurdu ki: (O bize çok teşekkür ediyor,

"Hak teâlâ, size çok iyilik versin" diyor.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan