|
54 - NÛMÂN-I TİLEMSÂNÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
RESÛLULLAHIN YARDIMI
"Nûmân-ı Tilemsânî"
adında velî bir zât,
Yazdığı bir kitapta,
anlatıyor ki bizzât:
Altıyüz elliyedi
senesinde, Mısır'dan,
Seçkin bir cemâatle,
yola çıktık bir zaman.
O gün akşama kadar, yol
yürüdük bir müddet.
İçmek için suyumuz
tükenmişti nihâyet.
Çölde, "Su”
aramaya dağıldık biz bu
defâ.
Ben de bu maksat ile,
yürüdüm bir tarafa.
Yorgunluktan, bir uyku
bastırdı beni birden.
Kendimi tutamayıp,
uykuya daldım hemen.
"Nasıl olsa giderken
beni uyandırırlar".
Diye düşünerekten,
uyukladım bir miktar.
Uyanınca gördüm ki,
yapayalnız kalmışım.
Ne kâfilemiz vardı, ne
de bir arkadaşım.
Başladım titremeye
karanlıkta korkudan.
Ve ne yapacağımı,
bilemiyordum o an.
"Kâfilemden bir eser
bulurum” ümîdiyle,
Seğirttim sağa sola,
telâş ve üzüntüyle.
Ve lâkin ne bir eser, ne
de iz bulamadım.
Sonunda yorgunluktan,
atamadım bir adım.
Uykusuzluk, susuzluk,
korku ve yorgunluktan,
Âdetâ ümîdimi kesmiştim
hayâtımdan.
Çâresizlik içinde,
bağırdım:
(Yâ Muhammed!
Bu korkunç, ıssız çölde,
sen yetiş eyle medet.)
Tam o anda, bir “Işık"
peydâ oldu âniden.
Ve beyaz elbiseli bir
kimse çıktı birden.
El ele tutuşarak,
yürüdük onun ile.
Bendeki o korkudan,
kalmadı eser bile.
Onu öyle sevdim ki,
ancak olur o kadar.
Hayâtımın en güzel ânı
idi o anlar.
Az bir yol yürüyünce,
yetiştik kâfileye.
Lâkin sevinemedim,
onları buldum diye.
Zîrâ öyle biriyle,
berâber idim ki ben,
Unutmuştum derdimi onun
güzelliğinden.
Sonra o buyurdu ki:
(Ümmetimden bir kişi,
Benden medet isterse,
hallolur derhal işi.)
O zaman anladım ki,
hayrân olduğum bu zât,
Bizim Peygamberimiz, “Resûlullah”mış
bizzât.
Daha sonra, yanımdan
ayrılıp döndü geri.
“Nûr” şeklinde
yükselip, girdi gökten
içeri.
Bu zât buyuruyor ki:
(İyi dost ve arkadaş,
İnsanı, doğru yola
getirir yavaş yavaş.
"Ben iyi miyim?"
diye, edersen eğer
merak,
Kiminle arkadaşlık
ediyorsun, ona bak.
“İyiler”le
olursan, sen de "iyi"
olursun.
“Bozuklar”ın yanında,
sen dahî bozulursun.
Çünkü kalp, karşısında
kim varsa, ona kayar.
Yâhut da onun kalbi,
meyl edip sana akar.
Velhâsıl kurtulmanın,
bir tek çâresi vardır.
O da, “Kurtulanlarla
berâber bulunmak”tır.) |