|
53 - ÎSÂ EL KÜRDÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
ESİRİN KURTULMASI
"Îsâ el Kürdî"
diye, Allah
adamlarından,
Âlim ve velî bir zât,
var idi ki bir zaman,
Dînin emirlerine, tam
idi riâyeti.
Ve çoktu insanlara,
şefkat ve merhameti.
Bir gün geldi bir
“Kadın” bu zâtın
hânesine.
Derdini, ağlıyarak arz
etti kendisine.
Dedi ki: (Evlâdımı, bâzı
zâlim kişiler,
Esir alıp, çok uzak
yerlere götürmüşler.
Sizden ricâm şudur ki,
kurtarın evlâdımı.
Zîrâ Hak teâlânın,
çoktur size yardımı.)
Buyurdu ki:
(Ey hâtun, bana gel
yarın sabah.
O zaman evlâdına
kavuşursun inşallah.)
Kadın, sabah erkenden,
yine geldi oraya.
Velâkin çok şaşırdı,
gördüğü manzaraya.
Zîrâ eli ayağı bağlı bir
vaziyette,
Oğlunu, otururken görüp
kaldı hayrette.
Hattâ başkaları da var
idi ki o zaman,
Bağlıydı onlar dahî, el
ve ayaklarından.
Kadın, çözdü oğlunun
ayağını, elini.
Sordu sonra, buraya
nasıl geldiklerini.
Dedi ki: (Anneciğim, bu
esirler ile biz,
Hapsolup, kurtulmaya
yoktu hiç ümîdimiz.
Lâkin kapı açıldı bu
gece birdenbire.
Zannettik ki, geldiler
bizleri öldürmeye.
"Ne yapacağız?"
diye düşünüp üzülürken,
Nûr yüzlü biri girdi
odamıza âniden.
O girince, bir sevinç
kapladı içimizi.
O bize buyurdu ki: "Yumun
gözlerinizi!"
Biz yumduk gözümüzü, "Açın!"
dedi ve açtık.
Bir anda, hücremizden bu
hâneye ulaştık.
Onun himmeti ile,
kavuştum anne size.
Bu lutfundan dolayı,
hamdolsun Rabbimize.)
Kadıncağız bunları
dinleyince oğlundan,
Şefkat ile sarılıp,
ayrılmadı bir zaman.
Çok teşekkür eyledi bu
mübârek “Velî”ye.
Evlâdını alarak,
dönüverdi geriye.
Bu zât buyuruyor ki:
(Her iyiliğe engel,
İnsanın kendisidir,
herşeyden daha evvel.
"Düşmân"ı,
dışarıda aramayın siz
sakın.
Düşmân, içinizdedir,
ondan iyi sakının.
Ondan kurtulmak için,
okuyun doğru kitap.
Zîrâ din bilgisiyle
kuvvet bulur “Ruh”
ve “Kalp”.
Biz şimdi otururken,
görüyor Allah bizi.
Bizden iyi biliyor,
niyet ve kalbimizi.
Şimdi ehli Cehennem,
kabirde yanıyorlar.
Gözümüz görmese de, bu
azaplar şimdi var.
Âhirette gidecek iki yer
vardır ki hem,
Biri ebedî “Cennet”,
biri sonsuz “Cehennem”.
Gözden perde kalkınca,
görünür bu hakîkat.
Çok pişmân olunsa da,
çâresi olmaz fakat.) |