|
52 - EBÛ YA'ZÎ MAĞRİBÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
HAYVANLARIN İTÂATİ
“Ebû Ya'zî Mağribî”,
Fas'ta yetişmiş bir zât.
Fas'lılar, "Dede" diye
vermişti ona lakap.
Hayvanlarla konuşur,
onlara emrederdi.
Onlar da, “Mağribî”ye,
İtâat ederlerdi.
Talebesinden biri,
gelerek huzûruna,
Ormanda, "Arslanlar”dan
şikâyet etti ona.
Dedi:
(Kesemiyoruz, hiç odun
ormanlardan.
Arslanlar saldırıyor,
korkuyoruz onlardan.)
“Ebû Ya'zî Mağribî”,
işitince bunları,
Buyurdu ki: (Kovunuz,
gidip o hayvanları.)
Sonra, bir talebeye
buyurdu:
(Ormana var!
Seslen de, terk etsinler
ormanı o hayvanlar.)
O dahî "Peki" deyip
üstâdının emrine,
Huzûrdan ayrılarak,
vardı orman yerine.
Orada seslendi ki:
(Mağribî hazretleri,
Diyor ki, "toparlanıp,
terk ediniz bu yeri!")
O böyle söyleyince,
ormandaki arslanlar,
Yavrularını alıp, hemen
uzaklaştılar.
Yine "Kıtlık"
olmuştu o yerde bir
aralık.
Her mahlûk, çekiyordu,
çok sıkıntı ve açlık.
Ve hattâ ormandaki "Arslan"
ve "Kaplan" bile,
Pekçok sıkıntıdaydı,
kıtlık ve açlık ile.
İşte bu velî zâtın
talebesinden biri,
Şöyle anlatıyor ki:
(Mağribî hazretleri,
Oturmuştu ormanın tenhâ
bir tarafına.
Hayvanlar, çepeçevre
toplanmıştı yanına.
Hepsi, sessiz olarak,
edeble otururdu.
Hiçbiri diğerine bir
zarar yapmıyordu.
Yanlarına yaklaşıp,
gördüm ki, o hayvanlar,
O velîye, "Açlıktan"
şikâyet ediyorlar.
O dahî herbirine, bir
cevap veriyordu.
Cevâbını alanlar,
ayrılıp gidiyordu.
Bir "Kuş”a
buyurdu ki:
(Senin rızkın şu yanda.)
O kuş, o yöne doğru uçup
gitti o anda.
Diğer hayvanlara da
târif edince bir yer,
Onlar da, "Rızık"
için o tarafa gittiler.
Biri de, "Kuraklık”tan
şikâyet etti ona.
Kalkıp teşrîf eyledi, o
zâtın tarlasına.
Ne zaman ki tarlaya
teşrîf eyledi o zât,
Bardaktan akar gibi, "Yağmur”
yağdı o sâat.
Bu zât buyuruyor ki:
(Kardeşlerim bu “Kibir”,
Bilin ki, insanların
büyük felâketidir.
İki zînet vardır ki,
süsler insanları hep.
Onun biri "Tevâzû",
diğeri "Hayâ, edeb".
Zîrâ kibirlenecek neyin
var ki ey insan?
Gece gündüz Rabbine,
edersin günâh, isyân.
Aslın bir damla “Su”dur,
ölürsün bugün yarın.
Sayılmıyacak kadar,
çoktur hem de günâhın.
İnsâfa gel, adam ol,
olsan dahî paşa, bey.
Teneşir tahtasında,
bitecek yarın her şey.)
|