|
50 - MUHAMMED BİN
MÜNKEDİR (Rahmetullahi
Aleyh)
KUL HAKKI
"Muhammed bin
Münkedir", hadîs
âlimlerinden.
Ve hem de Tâbiînin,
büyük velîlerinden.
Gece ibâdet eder,
Rabbine yalvarırdı.
Ona boyun bükmekten,
büyük lezzet alırdı.
Gece ibâdetini, zevk
edindi kendine.
“Tövbe” ve “İstiğfâr”ı,
hayat bildi kalbine
Gece, sabaha kadar,
Hakk’a yalvarıyordu.
Yatsının abdestiyle,
sabahı kılıyordu.
Bir gece namâzında,
başladı ağlamaya.
Ve başladı gözünden,
kanlı yaşlar akmaya.
Evdekiler uyanıp, hep
yanına geldiler.
Niçin ağladığını, ona
suâl ettiler.
O, hiç cevap vermeyip,
durmadan ağlıyordu.
Ve hattâ ağlaması,
gittikçe artıyordu.
Bir arkadaşı vardı, "Ebû
Hâzım" adında.
Ona gidip, durumu
söylediler ânında.
O da gelip gördü ki,
mahvolmuş ağlamaktan.
Sordu ki:
(Ey kardeşim, nedir seni
ağlatan?
Baksana, çoluk çocuk
üzgünler bunun için.
Bir yerin mi ağrıyor,
değilse, söyle niçin?)
Dedi: (Kur'ân-ı kerîm,
okurken bu gece ben,
Bir âyete geldim ki,
şöyle idi meâlen:
"O gün, o günâhkârlar,
hiç de ummadıkları,
Bir anda görecekler,
şiddetli azapları."
Ben Kur'ân-ı kerîmde,
gelince bu âyete,
Mânânın te'sirinden,
düştüm büyük hayrete.
Düşündüm ki:
“Olmazsa, bir inâyet
Allah'tan,
Kim kurtarır bizleri, bu
şiddetli azaptan?”
Kendimi tutamayıp,
ağlamaya başladım.
İşte beni ağlatan, bu
derttir arkadaşım.)
Çok takvâ ehli olup, her
günâhtan korkardı.
Kendi mağazasında, kumaş
alıp satardı.
Bir gün de dükkânını,
bırakmıştı çırağa.
O da, ucuz kumaşı,
satmıştı pahalıya.
O bunu öğrenince, arattı
o kimseyi,
Bulup îzâh eyledi, ona
bu hâdiseyi.
Buyurdu ki:
(Kardeşim, ya vaz geç bu
satıştan,
Yâhut da gel vereyim,
pahalı bir kumaştan.
Veyâ para üstünü vereyim
sana geri.
Girmesin haram lokma,
boğazımdan içeri.)
O dedi ki: (Efendim, az
fiyât farkı için,
Bu kadar hassâsiyet
gösterirsiniz, niçin?)
Buyurdu ki:
(Kardeşim, dikkat gerek
elbette.
Zîrâ “Kul hakkı” için,
hesap var âhirette.
Bu dünyâda kurtulmak,
kolaydır “Kul
hakkı”ndan.
Âhirete kalırsa, zor
kalkılır altından.
Çünkü “altın ve gümüş”,
geçmez mahşer gününde.
Zor duruma düşülür, o
gün mîzân önünde. |