|
48 - EBÛ BEKR-İ KETTÂNÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
MÜ'MİNE SOĞUK DURMAK
“Ebû Bekr-i Kettânî”,
âlim ve evliyâ zât.
Mücâdele ederdi nefsi
ile her sâat.
Beytullah'ta, tâatle
geçerdi çok zamanı.
Kâbede, binden fazla,
hatmeyledi Kur'ânı.
Buyurdu ki: (Rüyâda "Bir
genç" gördüm, çok
güzel.
Ki, ondan güzelini
görmedim daha evvel.
Sordum ona: "Sen
kimsin, ne de çok parlak
nûrun.
Seni pek fazla sevdim,
neredir yerin yurdun?"
Dedi ki:
"Ben takvâyım, bilir
beni çok insan.
Allahtan korkanların,
kalbidir bana mekân".
"Sevgi”den bahsederdi
sohbetinde ekserî.
Derhal îkâz ederdi,
dargın ve küskünleri.
Derdi ki:
(Mü'minlere, eylemeyin
sû-i zan.
Zîrâ Hak teâlânın,
mahbûbudur müslümân.
Öyleyse, şu gerçeği
bilin ki âşikâre,
Mü'minleri sevmekten,
yoktur başka bir çâre.)
Kendisi anlatıyor:
(Vardı ki bir müslümân,
O, benim sohbetime
gelirdi çoğu zaman.
Ve lâkin her nedense, o
mü'mine karşı hep,
Bir "Soğukluk"
duyardım, bilmezdim
nedir sebep?
Halbuki bilirdim ki,
mü'mine soğuk durmak,
Felâkete düşmeye sebep
olur muhakkak.
"Hediye, muhabbeti
arttırır" gereğince,
Kıymetli hediyeler
götürdüm, ona önce.
Yine de, o “Soğukluk”
gitmeyince, nihâyet,
Gidip o müslümânı, evime
ettim dâvet.
Bizzât ikrâm eyledim,
çeşitli leziz taam.
Ve lâkin kalbimdeki
"soğukluk" gitmedi tam.
Çok üzülüp dedim ki: "Ey
nefsim, etme inât.
O mü'min, elbet senden
kıymetlidir kat be kat.
Ne kötü hâli var ki, ona
soğuk durursun?
Eğer böyle gidersen, bil
ki sen mahvolursun.
Bilesin ki bir insan,
ederse "kibir", "gurur",
O zaman, mü'minlere hor
bakar, soğuk durur.
Kendini, ondan üstün
görüyorsun muhakkak.
Lâkin râzı değildir bu
halden cenâb-ı Hak.
Ey nefsim, bu hâlinle,
felâha eremezsin.
Zîrâ senden, o mü'min
kıymetlidir bilesin.”
Vardım bu düşünceyle o
mü'minin evine.
Akşam yemeği için,
çağırdım eve yine.
Çeşitli leziz taam
eyledim yine ikrâm.
Baktım ki, o soğukluk
ediyor hâlâ devam.
Elimden geldiğince,
ettimse de çok gayret,
“Sevgi”ye
dönüşmedi kalbimdeki
adâvet.
Halbuki dînimizde yoktu
buna bir cevâz.
Gözümden yaş akıtıp,
Rabbime ettim niyâz.
Dedim ki:
"Yâ ilâhî, sendendir
yardım, medet.
Kalbimde, ona karşı
hâsıl eyle muhabbet.”
Çok şükür, murâdıma
vâsıl oldum böylece.
Ona karşı bir "sevgi",
hâsıl oldu hemence. |