ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

47 - MUHAMMED BİN HASEN (Rahmetullahi Aleyh)

GENÇLİK ÇAĞI

 

Muhammed bin Hasen” ki, devrinin bir tânesi.

Evliyâlık yolunda, yüksekti derecesi.

 

Bir genç gelip dedi ki: (Onbeştir henüz yaşım.

Dînî nasîhatlere, pek çoktur ihtiyâcım.)

 

Buyurdu ki: (Evlâdım, düşme ki hiç gaflete,

Yoksa, dûçâr olursun ebedî felâkete.

 

Göz yumup açmış gibi, geçer bu “Gençlik çağı”.

Nefsine uyma sakın, düşmân bil o alçağı.

 

Her kimin gençlik çağı, geçmezse ibâdetle,

Yarın yaşlandığında, zelîl olur gâyetle.

 

"Akıllı" ve "uyanık", şu kimsedir ki evlât,

Gençlik senelerini, bilir büyük bir fırsat.

 

Mûteber kitaplardan, önce ilmihâlini,

Öğrenip, buna göre düzeltir her hâlini.

 

Bilir ki, bugün yarın, âniden gelir "ecel".

Hazır olur ölüme, kurmaz hiç "uzun emel".)

 

Genç dedi: (Sohbetiniz, kalbime oldu devâ.

Mümkünse, bu dünyâ'dan bahsedin biraz daha.)

 

Buyurdu ki: (Evlâdım, bu dünyâ'nın zevkleri,

Bedene tatlı gelip, azdırır nefisleri. 

 

Halbuki oyun için dünyâ'ya gelmedik biz.

"İbâdet yapmak" için, yaratıldık hepimiz.

 

Bu dünyâ nîmetleri, bir "Serâb”ı andırır.

Yâni bugün seninse, yarın başkasınındır.

 

Eskiden, zengin biri varmış ki, etmiş vefât.

İki oğlu, mîrâsta, anlaşamamış fakat.

 

Bir köşkün taksîminde, ederken mücâdele,

Duvardan bir ses gelmiş, demiş ki: (Durun hele!

 

Sizler, benim için mi edersiniz ihtilâf?

Kavganız bundan ise, ne mânâsız ve tuhaf.

 

Zîrâ kendi hâlimi, anlatayım da size,

Son verin siz de artık, bu mücâdelenize.

 

Ben, bir "Pâdişah" idim, yaşadım uzun yıllar.

Nihâyet vefât ettim, beni kabre koydular.

 

"Yüzotuz sene" kaldım, içinde o mezarın.

Çürüyüp, tamâmiyle “Toprak” oldum bir yığın.

 

Sonra, beni aldılar oradan kürek kürek.

Götürüp, "Çanak çömlek" yaptılar, pişirerek.

 

Böylece "Kırk sene" de, evlerde kullanıldım.

Sonra bir gün kırılıp, bir sokağa atıldım.

 

"Yüz sene" daha geçti, olmuşken ben böyle hiç.

Sonra bâzı insanlar, yaptılar beni "Kerpiç".

 

Getirip, bu duvarın şurasına koydular.

İşte ben, bu duvarda dururum nice yıllar.

 

Sakın birbirinize, etmeyin ki hakâret,

Siz dahî, benim gibi olursunuz nihâyet.

 

Lüzum yok, bir ev için, hiç kavga ve cidâle.

Çünkü siz de sonunda, düşersiniz bu hâle"

 

İşte evlât, bu dünyâ aldatıcı, bî-vefâ.

Süsüne aldananlar, çekerler sonsuz cefâ.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan