|
47 - MUHAMMED BİN HASEN (Rahmetullahi
Aleyh)
GENÇLİK ÇAĞI
“Muhammed bin Hasen”
ki, devrinin bir tânesi.
Evliyâlık yolunda,
yüksekti derecesi.
Bir genç gelip dedi ki:
(Onbeştir henüz yaşım.
Dînî nasîhatlere, pek
çoktur ihtiyâcım.)
Buyurdu ki: (Evlâdım,
düşme ki hiç gaflete,
Yoksa, dûçâr olursun
ebedî felâkete.
Göz yumup açmış gibi,
geçer bu “Gençlik
çağı”.
Nefsine uyma sakın,
düşmân bil o alçağı.
Her kimin gençlik çağı,
geçmezse ibâdetle,
Yarın yaşlandığında,
zelîl olur gâyetle.
"Akıllı" ve "uyanık",
şu kimsedir ki evlât,
Gençlik senelerini,
bilir büyük bir fırsat.
Mûteber kitaplardan,
önce ilmihâlini,
Öğrenip, buna göre
düzeltir her hâlini.
Bilir ki, bugün yarın,
âniden gelir "ecel".
Hazır olur ölüme, kurmaz
hiç "uzun emel".)
Genç dedi:
(Sohbetiniz, kalbime
oldu devâ.
Mümkünse, bu dünyâ'dan
bahsedin biraz daha.)
Buyurdu ki: (Evlâdım, bu
dünyâ'nın zevkleri,
Bedene tatlı gelip,
azdırır nefisleri.
Halbuki oyun için
dünyâ'ya gelmedik biz.
"İbâdet yapmak"
için, yaratıldık
hepimiz.
Bu dünyâ nîmetleri, bir
"Serâb”ı andırır.
Yâni bugün seninse,
yarın başkasınındır.
Eskiden, zengin biri
varmış ki, etmiş vefât.
İki oğlu, mîrâsta,
anlaşamamış fakat.
Bir köşkün taksîminde,
ederken mücâdele,
Duvardan bir ses gelmiş,
demiş ki: (Durun hele!
Sizler, benim için mi
edersiniz ihtilâf?
Kavganız bundan ise, ne
mânâsız ve tuhaf.
Zîrâ kendi hâlimi,
anlatayım da size,
Son verin siz de artık,
bu mücâdelenize.
Ben, bir "Pâdişah"
idim, yaşadım uzun
yıllar.
Nihâyet vefât ettim,
beni kabre koydular.
"Yüzotuz sene" kaldım,
içinde o mezarın.
Çürüyüp, tamâmiyle “Toprak”
oldum bir yığın.
Sonra, beni aldılar
oradan kürek kürek.
Götürüp, "Çanak
çömlek" yaptılar,
pişirerek.
Böylece "Kırk sene" de,
evlerde kullanıldım.
Sonra bir gün kırılıp,
bir sokağa atıldım.
"Yüz sene" daha geçti,
olmuşken ben böyle hiç.
Sonra bâzı insanlar,
yaptılar beni "Kerpiç".
Getirip, bu duvarın
şurasına koydular.
İşte ben, bu duvarda
dururum nice yıllar.
Sakın birbirinize,
etmeyin ki hakâret,
Siz dahî, benim gibi
olursunuz nihâyet.
Lüzum yok, bir ev için,
hiç kavga ve cidâle.
Çünkü siz de sonunda,
düşersiniz bu hâle"
İşte evlât, bu dünyâ
aldatıcı, bî-vefâ.
Süsüne aldananlar,
çekerler sonsuz cefâ.) |