ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

45 - VEHİB BİN VERD (Rahmetullahi Aleyh)

ELİMDE BERÂT YOKTUR

 

Evliyânın büyüğü olan bu mübârek zât,

Rabbine ibâdetle geçirirdi çok sâat.

 

"Allah korkusu" ile ağlardı çoğu zaman.

Günâh şüphesi ile, kaçardı çok mubâhtan.

 

Hanımı demiştir ki: "Vehib'in her bir günü,

Ağlamakla geçerdi, görmedik güldüğünü"

 

Sordular ki: (Pek fazla ibâdet yaparsınız.

Buna rağmen ne için, böyle çok ağlarsınız?)

 

Buyurdu ki (Elbette, ağlıyorum her sâat.

Zîrâ yoktur elimde, Cehennemden bir berât.

 

Ben ve siz, bütün kullar, o kıyâmet gününde,

Geliriz hesap için, başlarımız önünde.

 

Allahın huzûrunda, hesâba çekiliriz.

Bundan kurtulmadıkça, nasıl gülebiliriz?)

 

Günâh işlememeye, ediyordu çok gayret.

Devam üzre nefsine, ederdi muhâlefet.

 

Gece herkes uyurken, o ibâdet ederdi.

"Âhiret derdi" ile, ağlayıp yaş dökerdi.

 

Dediler ki: (Ne için, rağbetin yok yatmaya?)

Buyurdu ki: (Cehennem, insan bekler yakmaya.

 

Bir kul ki, bu ateşten henüz emîn değildir,

O, nasıl rahat yatar, nasıl uyuyabilir?)

 

Bir gece de, ibâdet ediyordu evinde.

Ağladı uzun süre secdeye gittiğinde.

 

Gözlerinin yaşıyla, ıslandı seccâdesi.

Onun, umûmiyetle böyleydi her gecesi.

 

Derdi ki: (Ne kadar çok, muhtâç isen Rabbine,

Sen dahî, o kadar çok kulluk yap Sâhibine.

 

Kudreti de, ne kadar çok ise seninkinden,

Sen dahî, o kadar çok kork, titre kendisinden.)

 

“Tevekkül”ü o kadar çok idi ki Rabbine,

Bakıp hayret ederdi, herkes onun hâline.

 

Derdi ki: (Yerler kalay, bakır olsa gök dahî,

Kapılmam endîşeye rızk için vallahi.

 

Zîrâ Rabbim kefîldir rızıkları vermeye.

O halde ne lüzum var, bunu dert edinmeye.)

 

Annesi süt getirdi, içsin diye bir bardak.

İçmeden, annesine sordu ki ilk olarak:

 

(Bu sütü sağdığınız o koyun, bu arada,

Acep otlamış mıdır, bir yabancı mer'ada?)

 

Annesi söyleyince otladığı yerleri,

İçmekten vaz geçerek, bardağı verdi geri.

 

Zîrâ öyle bir yerde otlamıştı ki koyun,

O yerde hakkı vardı, insanların çoğunun.

 

Vâlidesi dedi ki: (Evlâdım, al iç bunu.

Affeder Hak teâlâ, hatâ eden kulunu.)

 

Buyurdu: (İşleyip de bir günâhı, bilerek,

Sonra, uygun olur mu, affolmayı beklemek?

 

"Günâh, ateş gibidir" diye bilen bir insan,

Rabbine, bile bile eder mi günâh, isyân?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan