|
45 - VEHİB BİN VERD (Rahmetullahi
Aleyh)
ELİMDE BERÂT YOKTUR
Evliyânın büyüğü olan bu
mübârek zât,
Rabbine ibâdetle
geçirirdi çok sâat.
"Allah korkusu"
ile ağlardı çoğu zaman.
Günâh şüphesi ile,
kaçardı çok mubâhtan.
Hanımı demiştir ki:
"Vehib'in her bir günü,
Ağlamakla geçerdi,
görmedik güldüğünü"
Sordular ki: (Pek fazla
ibâdet yaparsınız.
Buna rağmen ne için,
böyle çok ağlarsınız?)
Buyurdu ki
(Elbette, ağlıyorum her
sâat.
Zîrâ yoktur elimde,
Cehennemden bir berât.
Ben ve siz, bütün
kullar, o kıyâmet
gününde,
Geliriz hesap için,
başlarımız önünde.
Allahın huzûrunda,
hesâba çekiliriz.
Bundan kurtulmadıkça,
nasıl gülebiliriz?)
Günâh işlememeye,
ediyordu çok gayret.
Devam üzre nefsine,
ederdi muhâlefet.
Gece herkes uyurken, o
ibâdet ederdi.
"Âhiret derdi"
ile, ağlayıp yaş
dökerdi.
Dediler ki: (Ne için,
rağbetin yok yatmaya?)
Buyurdu ki:
(Cehennem, insan bekler
yakmaya.
Bir kul ki, bu ateşten
henüz emîn değildir,
O, nasıl rahat yatar,
nasıl uyuyabilir?)
Bir gece de, ibâdet
ediyordu evinde.
Ağladı uzun süre secdeye
gittiğinde.
Gözlerinin yaşıyla,
ıslandı seccâdesi.
Onun, umûmiyetle
böyleydi her gecesi.
Derdi ki:
(Ne kadar çok, muhtâç
isen Rabbine,
Sen dahî, o kadar çok
kulluk yap Sâhibine.
Kudreti de, ne kadar çok
ise seninkinden,
Sen dahî, o kadar çok
kork, titre
kendisinden.)
“Tevekkül”ü o kadar çok
idi ki Rabbine,
Bakıp hayret ederdi,
herkes onun hâline.
Derdi ki:
(Yerler kalay, bakır
olsa gök dahî,
Kapılmam endîşeye rızk
için vallahi.
Zîrâ Rabbim kefîldir
rızıkları vermeye.
O halde ne lüzum var,
bunu dert edinmeye.)
Annesi süt getirdi,
içsin diye bir bardak.
İçmeden, annesine sordu
ki ilk olarak:
(Bu sütü sağdığınız o
koyun, bu arada,
Acep otlamış mıdır, bir
yabancı mer'ada?)
Annesi söyleyince
otladığı yerleri,
İçmekten vaz geçerek,
bardağı verdi geri.
Zîrâ öyle bir yerde
otlamıştı ki koyun,
O yerde hakkı vardı,
insanların çoğunun.
Vâlidesi dedi ki:
(Evlâdım, al iç bunu.
Affeder Hak teâlâ, hatâ
eden kulunu.)
Buyurdu:
(İşleyip de bir günâhı,
bilerek,
Sonra, uygun olur mu,
affolmayı beklemek?
"Günâh, ateş gibidir"
diye bilen bir insan,
Rabbine, bile bile eder
mi günâh, isyân?) |