ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

43 - KÂ'B-UL AHBÂR (Rahmetullahi Aleyh)

BELÂ VE NÎMET

 

Tâbiîn-i izâmdan, çok büyük bir âlimdir.

Nasîhatleri ile, herkesi etti tenvîr.

 

Derdi ki: (Bir kulunu, severse Hak teâlâ,

O kuluna, dünyâ'da gönderir "dert" ve "belâ".

 

Geldikçe o kimseye, dert ile musîbetler,

O, Rabbine daha çok yalvarır, duâ eder.

 

Allah da, ister onun, hep "dertli" olmasını.

Zîrâ onun, çok sever böyle yalvarmasını.

 

Üzse de onu böyle, dünyâ mihnetleriyle,

Cennetteki yerini, yükseltir böylelikle.

 

Kâfir kuluna dahî, verir türlü nîmetler.

Lâkin o, daha fazla şımarır, isyân eder.

 

Verir O, münkirlere her türlü isteğini.

Zîrâ duymak istemez, bu kulların sesini.

 

Derdi ki: (Peygamberler, düşseydi bir belâya,

Hemen şükrederlerdi Allahü teâlâya.

 

Sıkıntı olmayınca, üzülürlerdi ki hep,

Hak teâlâya karşı, ne kusur ettik acep?)

 

Lokmân Hakîm”, oğluna, ederdi ki nasîhat:

(Namâzı vaktinde kıl, aksatma sakın evlât.

 

Nasıl ki her binâyı tutan bir "direk" vardır,

"Namâz"ın da dindeki yeri, bunun aynıdır.

 

Siz, hânelerinizi, nûrlandırın namâzla.

Zîrâ namâzdan üstün, bir tâat yoktur aslâ.)

 

Buyurdu ki: (Bir mü'min, ederse eğer vefât,

Sarar hep etrâfını, namâz, oruç, hac, zekât.

 

Azap yapmak istese, melekler ona eğer,

Namâz” karşı çıkarak, onu müdâfâ eder.

 

Der ki: "Bu, namâz kıldı beş vakit muntazaman.

Ben de azap yaptırmam bu kula hiç bir zaman.”

 

Melekler, baş ucundan gelse azâb etmeğe,

Bu sefer de, “Oruc”u karşı çıkar meleğe.

 

Der ki: “Çok oruç tuttu bu kimse, Allah için.

Ona azap yapmaya, veremem size izin.”

 

Azap melâikesi gelse sağ cihetinden,

Bu sefer “Hac” ve “Cihâd”, karşı çıkarlar hemen.

 

Soldan gelirse eğer, “Sadaka” der: “Çekilin!

Çok sadaka vermiştir zîrâ bu, Allah için.”

 

Azap melâikesi, ona azâb etmeye,

Bir yol bulamayınca, mecbur olur gitmeye.

 

Ve der ki: "Müjde sana, yapmışsın hayli tâat.

Öyleyse mezarında, ol müsterîh ve rahat."

 

Rahmet melâikesi, sonra gelir yanına.

Cennetten yaygı alıp, sererler mezarına.

 

Sonra genişletirler o kimsenin kabrini.

O, seyreder mezardan "Cennetteki yeri"ni.

 

Cennetten bir de “Işık” getirirler kabrine.

Kurtulur karanlıktan, tâ kıyâmet gününe.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan