ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

42 - EBÜSSÜ'ÛD BÂZİNÎ (Rahmetullahi Aleyh)

YEHÛDÎNİN ÎMÂNI

 

Ebüssü’ûd Bâzinî”, devrinin âlimiydi.

Bir büyük velî olup, kerâmet sâhibiydi

 

Hâce Mevdûd Çeştî”nin talebesiydi o hem.

Onun sohbetleriyle, nûrlandı cümle âlem.

 

Eski elbise giyip, yaşardı sâde hayat.

Çok mütevâzı olup, ederdi hep kanâat.

 

Dünyâ'ya düşkün biri, duysaydı sohbetini,

Çıkarırdı gönlünden, "dünyâ muhabbeti"ni.

 

Fakir ve gariplerle olurdu alâkadar.

Dünyâ düşkünlerine, hiç etmezdi îtibâr.

 

Bu velîyi tanıyan, vardı ki “Zengin” bir zât, 

Para vermek istedi kendisine o bizzât.

 

Lâkin kabûl etmedi parayı bu evliyâ.

Dedi: “Düşkün değiliz biz aslâ bu dünyâ'ya.”

 

O zât ısrâr edince bir hayli yalvararak,

Buyurdu ki: “Ey kişi, dön de şu sahrâya bak!”

 

Bakıp, hayret içinde kalmıştı o arada.

Zîrâ “Altın” ve “Gümüş” akıyordu sahrâda.

 

Derhal ayaklarına kapanıp bu büyüğün,

Talebesi olmakla, şereflendi aynı gün.

 

Bir gün de “Fakir” biri, arz etti ki: “Efendim!

Çok maddî sıkıntıdan, çâresiz size geldim.

 

Nüfûsum kalabalık, yedi tâne kızım var.

Hepsi gelinlik çağda ve lâkin elim çok dar.

 

Beni, bu sıkıntıdan kurtarırsanız şâyet,

Benim için, büyük bir lütuf olur bu gâyet.”

 

Buyurdu ki: “Keremi sonsuzdur Rabbimizin.

Yarın olsun, inşallah halledilir bu işin.”

 

O fakir, sevinerek dönüyorken evine,

Rastladı tanıdığı yehûdînin birine.

 

Ona da anlatarak maddî ihtiyâcını,

Söyledi “Bu Velî”nin yardım yapacağını.

 

O yehûdî dedi ki: “O, fakir kişidir pek.

Bu hâliyle o sana, nasıl yardım edecek?

 

Ona de, yedi sene bana hizmet eylesin.

Ben, yedi bin akçeyi, vereyim ona peşin.”

 

Yehûdînin sözünü, bildirdi o "Velî”ye.

O da kabûl buyurup, geldiler yehûdîye.

 

Anlaşıp, o parayı aldı o yehûdîden.

O fakire vererek, hizmete girdi hemen.

 

Bu hâle vâkıf oldu müslümân zengin bir zât.

İstedi, bu velîyi borcundan etsin âzâd.

 

“Yedi bin altın” alıp, getirdi bu velîye.

Dedi: “Öde borcunu bununla yehûdîye.”

 

O, yedibin altını alıp o müslümândan,

Dağıttı fakirlere, kendine ayırmadan. 

 

Yehûdî bunu görüp, duygulandı o sâat.

Dedi ki: “Ben de seni eyledim şimdi âzâd.”

 

Sevinip, şükreyledi bu lütf-u ilâhî’ye.

Şöyle duâ eyledi o zaman yehûdîye:

 

“Mâdem ki âzâd ettin beni sen hizmetinden,

Âzâd etsin seni de Allah Cehenneminden.”

 

İlhâm geldi o anda yehûdînin kalbine.

"Şehâdet"i getirip girdi islâm dînine.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan