|
42 - EBÜSSÜ'ÛD BÂZİNÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
YEHÛDÎNİN ÎMÂNI
“Ebüssü’ûd Bâzinî”,
devrinin âlimiydi.
Bir büyük velî olup,
kerâmet sâhibiydi
“Hâce Mevdûd Çeştî”nin
talebesiydi o hem.
Onun sohbetleriyle,
nûrlandı cümle âlem.
Eski elbise giyip,
yaşardı sâde hayat.
Çok mütevâzı olup,
ederdi hep kanâat.
Dünyâ'ya düşkün biri,
duysaydı sohbetini,
Çıkarırdı gönlünden,
"dünyâ muhabbeti"ni.
Fakir ve gariplerle
olurdu alâkadar.
Dünyâ düşkünlerine, hiç
etmezdi îtibâr.
Bu velîyi tanıyan, vardı
ki “Zengin” bir
zât,
Para vermek istedi
kendisine o bizzât.
Lâkin kabûl etmedi
parayı bu evliyâ.
Dedi:
“Düşkün değiliz biz aslâ
bu dünyâ'ya.”
O zât ısrâr edince bir
hayli yalvararak,
Buyurdu ki:
“Ey kişi, dön de şu
sahrâya bak!”
Bakıp, hayret içinde
kalmıştı o arada.
Zîrâ “Altın” ve “Gümüş”
akıyordu sahrâda.
Derhal ayaklarına
kapanıp bu büyüğün,
Talebesi olmakla,
şereflendi aynı gün.
Bir gün de “Fakir”
biri, arz etti ki:
“Efendim!
Çok maddî sıkıntıdan,
çâresiz size geldim.
Nüfûsum kalabalık, yedi
tâne kızım var.
Hepsi gelinlik çağda ve
lâkin elim çok dar.
Beni, bu sıkıntıdan
kurtarırsanız şâyet,
Benim için, büyük bir
lütuf olur bu gâyet.”
Buyurdu ki:
“Keremi sonsuzdur
Rabbimizin.
Yarın olsun, inşallah
halledilir bu işin.”
O fakir, sevinerek
dönüyorken evine,
Rastladı tanıdığı
yehûdînin birine.
Ona da anlatarak maddî
ihtiyâcını,
Söyledi “Bu Velî”nin
yardım yapacağını.
O yehûdî dedi ki:
“O, fakir kişidir pek.
Bu hâliyle o sana, nasıl
yardım edecek?
Ona de, yedi sene bana
hizmet eylesin.
Ben, yedi bin akçeyi,
vereyim ona peşin.”
Yehûdînin
sözünü, bildirdi o "Velî”ye.
O da kabûl buyurup,
geldiler yehûdîye.
Anlaşıp, o parayı aldı o
yehûdîden.
O fakire vererek,
hizmete girdi hemen.
Bu hâle vâkıf oldu
müslümân zengin bir zât.
İstedi, bu velîyi
borcundan etsin âzâd.
“Yedi bin altın” alıp,
getirdi bu velîye.
Dedi: “Öde borcunu
bununla yehûdîye.”
O, yedibin altını alıp o
müslümândan,
Dağıttı fakirlere,
kendine ayırmadan.
Yehûdî
bunu görüp, duygulandı o
sâat.
Dedi ki:
“Ben de seni eyledim
şimdi âzâd.”
Sevinip, şükreyledi bu
lütf-u ilâhî’ye.
Şöyle duâ eyledi o zaman
yehûdîye:
“Mâdem ki âzâd ettin
beni sen hizmetinden,
Âzâd etsin seni de Allah
Cehenneminden.”
İlhâm geldi o anda
yehûdînin kalbine.
"Şehâdet"i
getirip girdi islâm
dînine. |