ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

40 - EBÜL HASEN-EL KÛSÎ (Rahmetullahi Aleyh)

ATEŞ VE OT YIĞINI

 

Ebül Hasen-el Kûsî”, hal ehli bir kişiydi.

Kerâmet sâhibi ve o devrin mürşidiydi.

 

Sohbeti, te’sirli ve feyizli olduğundan,

Dinliyenlerin hâli, düzeliyordu o an.

 

Yanında, talebeler yetişti pek ziyâde.

Ondan, pek çok kimseler etmişti istifâde.

 

Kim gelseydi yanına “Talebe olmak” için,

Hemen kabûl etmezdi tefekkür etmeksizin.

 

Başını öne eğip, duruyordu bir müddet.

Sonra da, “Kabûl” veyâ ediyordu onu “Red”.

 

Zîrâ kalp gözü ile bakıp “Levh-il mahfûz”a,

O kimseni hâlini, ne türlü görüyorsa,

 

Hakkında, ona göre veriyordu bir karar.

İyiyse, kabûl edip olurdu alâkadar.

 

Kime “Kabûl olunmak” olursa eğer nasîb,

Ona, bir “İş” verirdi, tam hâline münâsip.

 

O dergâhta vardı ki çeşitli türlü hizmet,

Kime ne iş verilse, bilirdi büyük nîmet.

 

Yine bir gün, bir kimse gelerek huzûruna,

Dedi: “Dergâhınızda, bir hizmet verin bana.”

 

Buyurdu ki: “Burada, sana göre tek iş var.

Sen her gün, falan ot’tan bir bağ getir, o kadar.” 

 

O kimse “Peki” deyip, huzûrdan ayrılarak,

Sevinçle eve varıp, aldı derhal bir orak.

 

Emredilen otlardan, birer “Bağ” yapıp hemen,

Gösterilen o yere, yığdı mütemâdiyen.

 

Lâkin bir müddet sonra, bunu “Basit” görerek,

Bu işi bıraktı ve dergâhı eyledi terk.

 

O günden îtibâren, zaman geçti bir nice.

Bu kişi ,o günlerde rüyâ gördü bir gece.

 

Kıyâmet kopmuş” görüp, müşkildi hâli de hem.

Zîrâ tam yakacaktı kendisini Cehennem.

 

Tam düşecek idi ki Cehennemin nârına,

Birkaç bağ “Ot yığını”, girdi aralarına.

 

Baktı ki, o dergâha taşıdığı o otlar.

Set” olup, kendisini yanmaktan kurtardılar.

 

Sabah uyandığında, anladı hatâsını.

Huzûruna çıkarak, talep etti affını.

 

O buyurdu: “Biz sana, fâideli olacak,

Vazîfeyi vermiştik, beğenmedin sen ancak.

 

Bizim verdiğimizi, gördün hafif ve basit.

Halbuki böyle yapan, olamaz hiç müstefit.

 

Talebe, hocasına, tam teslîm olmalıdır.

Her ne iş verdi ise, noksansız yapmalıdır.”

 

Ve yine buyurdu ki: “Ey evlâdım, bir kişi,

Üstâda “Peki” derse, rahat olur her işi.

 

Ona “İtâat” edip, beslerse hem “Muhabbet”,

Akar ona sel gibi ondan “Feyiz” ve “Himmet”.

 

Lüzum kalmaz ayrıca yardım istemesine.

Zîrâ gelir devamlı o himmet kendisine.

 

Ne kadar fazla ise sevgi ve itâati,

Çok olur o nisbette üstâdının himmeti.

 

Bir azalma olursa bu ikisinde şâyet,

Azalır o nisbette gelen yardım ve himmet.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan