|
40 - EBÜL HASEN-EL KÛSÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
ATEŞ VE OT YIĞINI
“Ebül Hasen-el Kûsî”,
hal ehli bir kişiydi.
Kerâmet sâhibi ve o
devrin mürşidiydi.
Sohbeti, te’sirli ve
feyizli olduğundan,
Dinliyenlerin
hâli, düzeliyordu o an.
Yanında, talebeler
yetişti pek ziyâde.
Ondan, pek çok kimseler
etmişti istifâde.
Kim gelseydi yanına “Talebe
olmak” için,
Hemen kabûl etmezdi
tefekkür etmeksizin.
Başını öne eğip,
duruyordu bir müddet.
Sonra da, “Kabûl”
veyâ ediyordu onu “Red”.
Zîrâ kalp gözü ile bakıp
“Levh-il mahfûz”a,
O kimseni hâlini, ne
türlü görüyorsa,
Hakkında, ona göre
veriyordu bir karar.
İyiyse, kabûl edip
olurdu alâkadar.
Kime “Kabûl olunmak”
olursa eğer nasîb,
Ona, bir “İş” verirdi,
tam hâline münâsip.
O dergâhta vardı ki
çeşitli türlü hizmet,
Kime ne iş verilse,
bilirdi büyük nîmet.
Yine bir gün, bir kimse
gelerek huzûruna,
Dedi: “Dergâhınızda, bir
hizmet verin bana.”
Buyurdu ki:
“Burada, sana göre tek
iş var.
Sen her gün, falan
ot’tan bir bağ getir, o
kadar.”
O kimse “Peki” deyip,
huzûrdan ayrılarak,
Sevinçle eve varıp, aldı
derhal bir orak.
Emredilen otlardan,
birer “Bağ” yapıp
hemen,
Gösterilen o yere, yığdı
mütemâdiyen.
Lâkin bir müddet sonra,
bunu “Basit”
görerek,
Bu işi bıraktı ve
dergâhı eyledi terk.
O günden îtibâren, zaman
geçti bir nice.
Bu kişi ,o günlerde rüyâ
gördü bir gece.
“Kıyâmet kopmuş”
görüp, müşkildi hâli de
hem.
Zîrâ tam yakacaktı
kendisini Cehennem.
Tam düşecek idi ki
Cehennemin nârına,
Birkaç bağ “Ot yığını”,
girdi aralarına.
Baktı ki, o dergâha
taşıdığı o otlar.
“Set” olup,
kendisini yanmaktan
kurtardılar.
Sabah uyandığında,
anladı hatâsını.
Huzûruna çıkarak, talep
etti affını.
O buyurdu:
“Biz sana, fâideli
olacak,
Vazîfeyi vermiştik,
beğenmedin sen ancak.
Bizim verdiğimizi,
gördün hafif ve basit.
Halbuki böyle yapan,
olamaz hiç müstefit.
Talebe, hocasına, tam
teslîm olmalıdır.
Her ne iş verdi ise,
noksansız yapmalıdır.”
Ve yine buyurdu ki: “Ey
evlâdım, bir kişi,
Üstâda “Peki” derse,
rahat olur her işi.
Ona “İtâat” edip,
beslerse hem “Muhabbet”,
Akar ona sel gibi ondan
“Feyiz” ve “Himmet”.
Lüzum kalmaz ayrıca
yardım istemesine.
Zîrâ gelir devamlı o
himmet kendisine.
Ne kadar fazla ise sevgi
ve itâati,
Çok olur o nisbette
üstâdının himmeti.
Bir azalma olursa bu
ikisinde şâyet,
Azalır o nisbette gelen
yardım ve himmet. |