ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

39 - EBÜL ABBÂS-EL BASÎR (Rahmetullahi Aleyh)

İYİ DÜŞÜN!

 

Ebül Abbâs-ı Mürsî”, Mısır’da yaşıyordu.

Sohbetiyle herkese, feyiz, nûr saçıyordu.

 

Mısır”dan başka yere gitmiyen bu büyük zât,

Hep orada yaşayıp, o yerde etti vefât.

 

Bir gün ziyâretine, “Îrân” taraflarından,

Necmeddîn” adında bir kimse geldi bir zaman.

 

Oturup onun ile, eyledi bir hasbihâl.

Bir ara, kendisine sordu şöyle bir suâl:

 

“Filânca belde ile, filân yer arasında,

Kaç tâne nehir vardır sizin Acemistanda?”

 

O, cevap vermek için düşünerek bir miktar,

Dedi ki: “Zannedersem, tam dört tâne nehir var.”

 

Buyurdu: “İyi düşün, beşincisi var bir de.

Hani boğuluyordun sen birgün o nehirde.”

 

O bunu duyar duymaz, dedi ki: “Doğru, evet.

Onu dahî sayarsak, beş olur hepsi elbet.

 

Sizin buyurduğunuz o nehri, unutmuştum.

O suda boğulmaktan, kıl payı kurtulmuştum.

 

Lâkin siz, o diyâra gitmediğiniz halde,

Nasıl biliyorsunuz bunları fevkalâde?”

 

Ebül Abbâs-ı Mürsî, buyurmadı bir cevap.

O dahî sorduğuna, utandı, etti hicâb.

 

Ebül Abbâs Mürsî”nin bulunduğu yer ile,

Üstâdının arası, çok uzaktı hâliyle.

 

Buna rağmen her gece, onun sohbetlerine,

Gidip, onu dinler ve dönerdi tekrar yine.

 

Bir gece, üstâdının dinlerken sohbetini,

Cemâatten birinin, çekti o dikkatini.

 

Zîrâ benzetemedi sîmâsını kimseye.

Merak etti: “Acabâ şu oturan kim?” diye.

 

Çünkü o mahallede, yoktu böyle birisi.

Üstelik değişikti üstünde elbisesi.

 

Nihâyet bitti sohbet, herkes gitti evine.

Lâkin merak ederdi o kimse bunu yine.

 

Ebül Hasan Şâzilî hazretlerine bizzât,

Gidip suâl etti ki: “Efendim kimdi bu zât?

 

Zîrâ böyle bir kişi yoktur bu mahallede.

Başka yerden gelmiş bir yabancıdır herhalde.”

 

Buyurdu ki: “O kişi, Ebül Abbâs Mürsî’dir.

Her gece, muntazaman sohbetimize gelir.

 

Çok uzak memlekette olduğu halde bile,

Yine her gün, sohbete gelir kerâmetiyle.”

 

Buyurdu ki: “Her şeyin vardır bir alâmeti.

Onunla anlaşılır, onun mevcûdiyyeti.

 

Allahın rahmetinden uzak olan kişinin,

Alâmeti şudur ki, ağlamaz Allah için.

 

Ve yine helâlinden bir lokma az yemeyi,

Gece ibâdetinden, bilirim daha iyi.

 

Mîde dolu olunca, gaflet gelir kişiye.

O, Rabbini unutup, meyl eder "haram iş"e.

 

Helâlinden çok yemek, olursa buna sebep,

Hep haram yiyenlerin, ne olur hâli acep?”

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan