ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

39 - EBÜL ABBÂS-EL BASÎR (Rahmetullahi Aleyh)

ÇOK HASTALIĞI VARDI

 

Ebül Abbâs Mürsî”nin yaşlılık döneminde,

Tam “On iki hastalık” var idi bedeninde.

 

Meselâ “Basur” ile, böbreğinde “Taş” vardı.

İkisi de, çok zaman acı, ağrı yapardı.

 

Buna rağmen o yine, meclisini kurarak,

Yapardı sohbetini bunlara katlanarak.

 

Şiddetli olsa bile, sabredip inlemezdi.

Kimse onda hastalık olduğunu bilmezdi.

 

Elem ve ızdırabı çok şiddetlendiğinde,

Yüzü kızarıyordu olmıyarak elinde.

 

Yine belli etmeyip kimseye bu derdini,

Yapardı aksatmadan, her günkü sohbetini.

 

Derdi: (Kendi arzumla bu dersi yapmıyorum.

Bilâkis, bu hususta emir olunuyorum.

 

Bana ilhâm oldu ki: “Eğer bu bilgileri,

Herkese anlatmazsan, alırız senden geri.”

 

Bu mânevî emirle, ben sohbet ediyorum.

Bu yüzden “Sohbetime devam edin” diyorum.

 

Ve lâkin bulursanız daha tatlı bir kaynak,

O menba’a koşunuz, burayı bırakarak.)

 

Her kim, ziyâretine gelseydi ahbâbından,

Memnun bir vaziyette ayrılırdı yanından.

 

Sıkıntılı bir kimse, görse idi yüzünü,

Bir anda unuturdu cümle üzüntüsünü.

 

Çünkü islâm ahlâkı, tevâzû, hayâ, edeb,

Ve bütün güzel huylar, bulunurdu onda hep.

 

Yanına biri gelse, pek çok ilgilenirdi,

Gidince de, ardından, ona duâ ederdi.

 

Derdi: “Duâ edince birinin gıyâbında,

O duâ kabûl olur Hak teâlâ katında.”

 

Bakmazdı insanların zâhirî hallerine.

Yalnız nazar ederdi "niyet" ve "kalpleri"ne.

 

Nasıl net görünürse, cam şişede, mürekkep,

O da, öyle görürdü herkesin kalbini hep.

 

Zâhirlerine göre yapmayıp muâmele,

Kalplerine bakarak, ederdi mukâbele.

 

Zâhid” görünüşünde kimseler gelse, fakat,

Çoğu zaman onlara, etmezdi hiç iltifât.

 

Bâzan da görünüşte “Günâhkâr”lar gelirdi.

O, iltifât eder ve yakınlık gösterirdi.

 

Çünkü birincilerin, bakarak kalplerine,

Mağrur olmuş” görürdü onları, hallerine.

 

Lâkin ikincilere, edince kalben nazar,

Görüyordu onlarda, bir “Kırıklık, inkisâr.”

 

Bunların, günâhlardan ötürü "nâdim"liği,

Onların "gurûr"undan, gelirdi daha iyi.

 

Talebeden biri de, sohbete gelmez oldu.

Onu yolda görünce, çağırıp bunu sordu.

 

O ise cevâbında dedi ki: “Ey efendim!

Yetiştiğimi görüp, bir daha da gelmedim.”

 

Buyurdu ki: “Bu yolda yetiştiğini sanmak,

Hiç yetişmediğinin işâretidir ancak.

 

Olgunlaşmadığını zannetse biri ise,

Demek ki, olgunlaşma yolundadır o kimse.”

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan