ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

39 - EBÜL ABBÂS-EL BASÎR (Rahmetullahi Aleyh)

ÜSTÂDA KARŞI EDEB

 

Ebül Abbâs”, ne zaman sohbet etseydi eğer,

Hep kendi  üstâdından yapıyordu nakiller.

 

“Üstâdım buyurdu ki...” diye söze başlardı.

Ondan nakil yaparak, sohbetini yapardı.

 

Dediler ki: “Efendim, acabâ ne ki sebep,

Her şeyi, hocanızdan naklediyorsunuz hep?”

 

“O buyurdu ki...” diye söze başlıyorsunuz.

Ne için kendinizden hiç konuşmuyorsunuz?”

 

Buyurdu: “Kardeşlerim, bilin ki, Rabbim şu an,

Öyle geniş bir ilim etti ki bana ihsân,

 

İstesem, kendimden de, her nefes adedince,

Bilgiler sunar idim sizlere ince ince.

 

Lâkin bu dereceye yükselmeme tek sebep,

Hocam “Ebül Hasen-i Şâzilî” olmuştur hep.

 

Onun vâsıtasiyle bu nîmete erdik biz.

Eğer o olmasaydı, ne ben vardım, ne de siz.

 

Yâni şu buluşmamız, şu sohbet, şu cemiyet,

Hepsi, üstâdımızın bereketidir elbet.

 

Şu anda, hepimizin kavuştuğu şu huzûr,

Hep yüksek hocamızın sâyesinde olmuştur.

 

Onun için hocamdan nakiller yaparım hep.

Zîrâ üstâda karşı, lâzımdır böyle edeb.”

 

Bir gün de “Ebül Abbâs”, sıcak yaz mevsiminde,

“Asîde” nâm bir yemek pişirttirdi evinde.

 

Halbuki kış günleri yapılırdı bu yemek.

Bu işin hikmetini, anlamadı kimse pek.

 

Dediler ki: “Efendim, bildiğimize göre,

Bu yemek, kış günleri pişirilir çok kere.

 

Siz, yazın pişirttirip bize ikrâm ettiniz.

Sebeb-i hikmetini anlamadık bunun biz.”

 

Dedi: “Bu, bu gün doğan oğlumuz “Yâkut” için,

Doğum asîdesidir dünyâ'ya gelişinin.

 

O, Habeş ülkesinde ve falanca beldede,

Dünyâ'ya gelmiştir ki, "kış" var şimdi o yerde.”

 

Hiçbir şey anlamadı bundan oradakiler.

O günün târihini, bir yere kaydettiler.

 

Dediler: “Her işinde, vardır onun bir hikmet.

Bunun dahî hikmeti, ilerde çıkar elbet.”

 

Gerçekten “Onbeş sene” geçmişti ki aradan,

Dergâha “Bir genç” geldi, bir gün Habeşistandan.

 

Onbeş” yaşında olup, “Yâkut” idi adı da.

Gelip, bu evliyânın hizmet etti yanında.

 

Meğer çok kimselere satılıp "köle" diye,

Sonunda, vâsıl olmuş bu mübârek velîye.

 

Bu “Allah adamı”na kavuşunca nihâyet,

Onu öyle sevdi ve besledi ki muhabbet,

 

Yanından ayrılmayıp, girdi tam hizmetine.

Kavuştu böylelikle onun çok himmetine.

 

Ebül Abbâs Mürsî” de, onu çok seviyordu.

Yanından ayırmayıp, “Benim oğlum” diyordu.

 

Bu Allah adamının, tam “Onbeş sene” önce,

Buyurduğu o söz de, anlaşıldı böylece.

 

Hemen hesâb ettiler tevellüt târihini.

Gördüler, kaydedilen güne rast geldiğini.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan