|
39 - EBÜL ABBÂS-EL BASÎR (Rahmetullahi
Aleyh)
ÜSTÂDA KARŞI EDEB
“Ebül Abbâs”, ne
zaman sohbet etseydi
eğer,
Hep kendi üstâdından
yapıyordu nakiller.
“Üstâdım buyurdu ki...”
diye söze başlardı.
Ondan nakil yaparak,
sohbetini yapardı.
Dediler ki:
“Efendim, acabâ ne ki
sebep,
Her şeyi, hocanızdan
naklediyorsunuz hep?”
“O buyurdu ki...” diye
söze başlıyorsunuz.
Ne için kendinizden hiç
konuşmuyorsunuz?”
Buyurdu: “Kardeşlerim,
bilin ki, Rabbim şu an,
Öyle geniş bir ilim etti
ki bana ihsân,
İstesem, kendimden de,
her nefes adedince,
Bilgiler sunar idim
sizlere ince ince.
Lâkin bu dereceye
yükselmeme tek sebep,
Hocam “Ebül Hasen-i
Şâzilî” olmuştur
hep.
Onun vâsıtasiyle bu
nîmete erdik biz.
Eğer o olmasaydı, ne ben
vardım, ne de siz.
Yâni şu buluşmamız, şu
sohbet, şu cemiyet,
Hepsi, üstâdımızın
bereketidir elbet.
Şu anda, hepimizin
kavuştuğu şu huzûr,
Hep yüksek hocamızın
sâyesinde olmuştur.
Onun için hocamdan
nakiller yaparım hep.
Zîrâ üstâda karşı,
lâzımdır böyle edeb.”
Bir gün de “Ebül
Abbâs”, sıcak yaz
mevsiminde,
“Asîde” nâm bir yemek
pişirttirdi evinde.
Halbuki kış günleri
yapılırdı bu yemek.
Bu işin hikmetini,
anlamadı kimse pek.
Dediler ki:
“Efendim, bildiğimize
göre,
Bu yemek, kış günleri
pişirilir çok kere.
Siz, yazın pişirttirip
bize ikrâm ettiniz.
Sebeb-i
hikmetini anlamadık
bunun biz.”
Dedi: “Bu, bu gün doğan
oğlumuz “Yâkut”
için,
Doğum asîdesidir
dünyâ'ya gelişinin.
O, Habeş ülkesinde ve
falanca beldede,
Dünyâ'ya gelmiştir ki, "kış"
var şimdi o yerde.”
Hiçbir şey anlamadı
bundan oradakiler.
O günün târihini, bir
yere kaydettiler.
Dediler:
“Her işinde, vardır onun
bir hikmet.
Bunun dahî hikmeti,
ilerde çıkar elbet.”
Gerçekten “Onbeş sene”
geçmişti ki aradan,
Dergâha “Bir genç”
geldi, bir gün
Habeşistandan.
“Onbeş” yaşında
olup, “Yâkut” idi
adı da.
Gelip, bu evliyânın
hizmet etti yanında.
Meğer çok kimselere
satılıp "köle"
diye,
Sonunda, vâsıl olmuş bu
mübârek velîye.
Bu “Allah adamı”na
kavuşunca nihâyet,
Onu öyle sevdi ve
besledi ki muhabbet,
Yanından ayrılmayıp,
girdi tam hizmetine.
Kavuştu böylelikle onun
çok himmetine.
“Ebül Abbâs Mürsî”
de, onu çok seviyordu.
Yanından ayırmayıp,
“Benim oğlum” diyordu.
Bu Allah adamının, tam “Onbeş
sene” önce,
Buyurduğu o söz de,
anlaşıldı böylece.
Hemen hesâb ettiler
tevellüt târihini.
Gördüler, kaydedilen
güne rast geldiğini. |