ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

38 - EBÜL ABBÂS-I MÜRSÎ (Rahmetullahi Aleyh)

AYNI ANDA BEŞ YERDE

 

Ebül Abbâs Mürsî”yi sevenlerden bir kişi,

Bir gün, huzûrlarına gelerek arz etti ki:

 

“Bu gün Cumâdan sonra, düğün yemeğimiz var.

Siz de bulunursanız, oluruz çok bahtiyâr.”

 

Onun bu dâvetine, buyurdu: “Peki evlât.

Bir mânim olmaz ise, bulunurum o sâat.”

 

O gitti, biraz sonra başkası geldi yine.

O da aynı sâatte, dâvet etti evine.

 

Ona da buyurdu ki: “Olur isem müsâit,

İnşallah dâvetinde bulunurum o vakit.”

 

O da gitti, üçüncü kimse geldi nihâyet.

O da, aynı sâatte yemeğe etti dâvet.

 

Onu da kabûl edip, buyurdu ki: “Kardeşim,

İnşallah bulunurum, olmazsa mühim işim.”

 

Birazdan iki kişi gelerek ona yine,

Onlar da, o vakitte çağırdı evlerine.

 

Yine kabûl ederek, buyurdu: “Olur, evet.

İnşâallah gelirim çıkmazsa bir mâzeret.”

 

Lâkin Cumâdan sonra, talebeleri ile,

Oturup sohbet etti, gitmedi hiçbir yere.

 

O gün akşama doğru, o beş kişi, tek be tek,

Hep teşekkür ettiler, huzûruna gelerek.

 

Dediler ki: “Efendim, bize teşrîf ettiniz.

Bizleri, bu sebeple pek çok sevindirdiniz.”

 

Halbuki “Ebül Abbâs” bir yere gitmemişti.

Birkaç talebesiyle, evde sohbet etmişti.

 

Sohbette bulunanlar, ettiler buna hayret.

Hemen anladılar ki, bu, apaçık kerâmet.

 

Ebül Abbâs-ı Mürsî”, bir derste buyurdu ki:

Vaktiyle çok varlıklı, zengin biri vardı ki,

 

Doluydu kalbi onun,  tam “Dünyâ sevgisi”yle.

Durmadan mal yığmaya çalışırdı hırs ile.

 

Ayrıca, nefsi ondan etseydi neyi talep,

Günâh haram demeyip, yapardı onları hep.

 

Malıyla mağrur olan bu kişi, bir gün yine,

Rastladı, Allah dostu büyüklerden birine.

 

Şehrin bir kenârında yaşıyan bu “Velî zât”,

Sürüyordu orada, fakîrâne bir hayat.

 

Zengin onu görünce, dedi ki: “Sen fakirsin.

Ne ihtiyâcın varsa, bana diyebilirsin.”

 

Buyurdu: “Fakat benim, iki tâne “Kölem” var.

Benim hâkimiyyetim altında bulunurlar.

 

Bunlar da “Dünyâ hırsı” ve “Nefs-i emmâre”dir.

Bunların ikisi de, benim birer kölemdir.

 

Halbuki sen onların, hâkimiyyetindesin,

Onlar sana değil de, sen onlara kölesin.

 

Yâni kölelerime, kölesin sen esâsen.

Nasıl teklîf edersin böyle bir şey bana sen?

 

Sen, benden daha âciz durumdayken, ey insan!

Nasıl yapabilirsin bana yardım ve ihsân?

 

Ben de, ihtiyâcımı, kölemin kölesine,

Arz edersem, bu bana yakışır mı hiç yine.?”

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan