ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

38 - EBÜL ABBÂS-I MÜRSÎ (Rahmetullahi Aleyh)

HOŞ GELDİN YANIMIZA

 

Endülüs”te yetişen büyük bir evliyâdır.

İlim sâhibi olup, kerâmetleri vardır.

 

Altıyüzonaltı’da dünyâ'ya gelen bu zât,

Seksen” sene yaşayıp, eyledi Hakk’a vuslat.

 

Ebül Hasan Şâzilî”, hocasıydı bu zâtın.

Ondan çok istifâde etmiş idi bihakkın.

 

Hocası, sağlığında, bütün talebesini,

Toplayıp, “Bu velî”ye ısmarladı hepsini.

 

Buyurdu ki: “Allaha yemin ederim ki ben,

Konuşmaktan âciz ve hiçbir şey bilemiyen,

 

Câhil bir köylü gelse mübârek huzûruna,

İletir bir sohbette, evliyâlık yoluna.”

 

Ebül Abbâs-ı Mürsî, mübârek hocasını,

Kendi, şöyle anlattı görüp tanımasını:

 

“Bir zaman “Mürsiyye”den, “Tunus”a gitmiş idim.

Üstâdımın adını, orada işitmiştim.

 

Görüşmek arzu ettim kendisiyle hemence.

Şöyle bir rüyâ gördüm gitmeden bir gün önce.

 

Bir dağın tepesine tırmanıp çıkıyorum.

Orada, çok nûrânî bir kimse görüyorum.

 

Bana nazar ederek, buyurdu ki: “Evlâdım,

Hoş geldin yanımıza, ben de seni arardım.”

 

O sabah, huzûruna sevinçle gittim bizzât.

Baktım, gece rüyâda o gördüğüm aynı zât.

 

Yine aynı şekilde, heybetle otururdu.

Ve bana, rüyâdaki aynı şeyi buyurdu.

 

Yâni bana bakarak, dedi ki: “Ey evlâdım!

Hoş geldin yanımıza, ben de seni arardım.”

 

İsmimi suâl etti, arz ettim kendisine.

Buyurdu ki: “Evlâdım, oluyor ki on sene,

 

Arz edildin sen bana, ben seni tanıyordum.

Yanıma gelmen için, yolunu bekliyordum.”

 

"Ebül Abbâs-ı Mürsî", bu zâtın huzûrunda,

Yetişip, çok yükseldi evliyâlık yolunda.

 

İnsanlar, dört bir yandan, demeyip uzak yakın,

Bu zâtın sohbetine koştular akın akın.

 

Öyle çok evliyâlar çıktı ki o dergâhta,

Onların sayıları, bilinmez oldu hattâ.

 

Küçük yaşta başladı onun kerâmetleri.

Hârika gösterirdi çocukluğundan beri.  

 

Kendisi anlatır ki: Henüz küçük çocuktum.

Tahsîl için mektebe, henüz ilk gidiyordum.

 

Bir “Levha” üzerine, bâzı şeyler yazarken,

Bir amca beni görüp, yanıma geldi hemen.

 

Dedi ki: “Ey evlâdım, bu, temiz bir levhadır.

Niçin karalıyorsun, bunun vebâli vardır.”

 

Dedim ki: “Amcacığım, ben karalamıyorum.

İlim için, lüzumlu bir şeyler yazıyorum.

 

Asıl “Amel defteri” karalanmamalıdır.

O karalanır ise, asıl vebâl ondadır.”

 

Ben böyle söyleyince, alnımdan öptü benim.

Dedi: “Bu, bir hikmettir, bunu senden öğrendim.”

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan